23 Eylül 2026, Çarşamba · 02:10 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Vize duvarı Türkiye-AB ticaretini kilitliyor

Uluslararası karayolu taşımacılığında vize krizi derinleşiyor. Randevu çilesi ve yüksek ret oranlarına Schengen kalış süresi problemi eklendi. Krizin sadece Türkiye’ye değil Avrupa sanayisine de doğrudan zarar verdiğini…

Vize duvarı Türkiye-AB ticaretini kilitliyor

Uluslararası karayolu taşımacılığında vize krizi derinleşiyor. Randevu çilesi ve yüksek ret oranlarına Schengen kalış süresi problemi eklendi. Krizin sadece Türkiye’ye değil Avrupa sanayisine de doğrudan zarar verdiğini vurgulayan sektör temsilcileri, şoförlere ayrı mesleki statü ve esneklik talep ediyor.

23 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Aysel YÜCEL

Uluslararası karayolu taşımacılığında pro­fesyonel sürücü vize­lerinde yaşanan kriz her geçen gün daha da derinleşiyor. Yıllar­dır süregelen randevu alma çile­si ve yüksek ret oranlarına son dönemde Schengen bölgesinde­ki kalış süresi engelleri de ekle­nince, sorun Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki dış tica­reti doğrudan sekteye uğratan karşılıklı bir krize dönüştü.

Sü­rücü hareketliliğinin kısıtlan­ması yalnızca Türk ihracatçısı­nı değil; Türkiye’de yerleşik bin­lerce Avrupalı sermayeli şirketi ve ham madde bekleyen Avru­pa fabrikalarını da doğrudan et­kiliyor. Sektör temsilcileri, Av­rupa pazarında kalıcı kayıplar yaşanmadan önce krizin çözül­mesi için acil adım atılması ge­rektiğini belirtiyor.

Araçlar bekliyor, maliyetler artıyor

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Şera­fettin Aras, vize sorununun ar­tık sadece sürücünün seyahat edememesi meselesi olmadığı­nı, doğrudan taşıma kapasite­sini ve teslimat güvenilirliğini sarsan yapısal bir krize evrildi­ğini söyledi. Vizesi zamanında çıkmayan ya da gün kısıtlama­sına takılan sürücünün yerine yenisini bulmanın her zaman mümkün olmadığını belirten Aras, araçların atıl beklediği­ni, yüklemelerin ertelendiğini ve ihracatçının çok daha yüksek maliyetli alternatiflere yönel­mek zorunda kaldığını kaydetti.

Vize krizinin teslimat süre­lerini uzattığını ve taşımacılık maliyetlerini artırdığını ifade eden Aras, gecikmelerin ülkeye, yükün niteliğine ve filonun sü­rücü hacmine göre değiştiğini söyledi. Sahadaki görünümün son derece kritik olduğunu vur­gulayan Aras, “Araçlar bekliyor, planlanan yüklemeler kaçırılı­yor, teslimat süreleri uzuyor ve maliyetler tırmanıyor” dedi.

Avrupalı taşımacıların bu tür engellerle karşılaşmadığına işa­ret eden Aras, haksız rekabete dikkat çekerek, “Türk taşıma­cısının aynı pazarda bu yükü ta­şıması adil bir rekabet ortamı oluşturmuyor, Türkiye’nin dış ticaretine ciddi bir bariyer ko­yuyor. Bir KUKK toplantısında yabancı mevkidaşım ‘Ben turist olarak gelsem vize istemiyorsu­nuz ama sürücüm geldiğinde vi­ze istiyorsunuz’ dedi; oysa ben onun ülkesine vize dahi alamı­yorum” diye konuştu.

Fatura yalnızca taşımacıya çıkmıyor

Vize krizinden doğan eko­nomik hasarın milyar dolar seviyesinde olduğunu, ancak kesin kayıp için kapsamlı bir analiz yürüttüklerini bildiren Aras, sefere çıkamayan filo­ların sabit maliyetleri, kaçırı­lan terminler, aksayan üretim planları ve müşteri kayıpları­nın faturayı büyüttüğünü söy­ledi. UND’nin gümrük, vize ve sınır beklemelerinin ekonomi­ye maliyetini bilimsel verilerle ortaya koyacak bir etki analizi hazırlığında olduğunu bildirdi.

Avrupa’daki üretim de etkileniyor

Krizin sadece taşımacıyı de­ğil; ihracatçı, sanayici ve niha­yetinde Avrupalı tüketiciyi de etkilediğini vurgulayan Aras, Türkiye’de faaliyet gösteren binlerce Avrupa sermayeli şir­ketin ham madde ve ara malla­rını Türk tırlarının taşıdığını hatırlattı. Aras, “Türk sürücü­sünün önüne çıkarılan engeller, Türkiye’deki Avrupalı üretimi ve Avrupa’daki montaj hatları­nın tedarik güvenliğini doğru­dan baltalıyor. Türk sürücüsü­nün vize meselesi sadece Tür­kiye’nin değil, Avrupa’nın da üretim ve tedarik güvenliği so­runudur” dedi.

90/180 gün kuralı krizi katladı

Giderek büyüyen ve derinle­şen krizin en kritik halkaların­dan birini kalış süreleri oluş­turuyor. Schengen bölgesinin 29 ülkeye ve 4 milyon kilomet­rekareyi aşkın alana ulaştığı­nı aktaran Aras, mesafelerin uzamasına rağmen profesyo­nel sürücülerin turistlerle aynı 90/180 gün kuralına tabi tutul­masının sistemi kilitlediğini belirtti. Grevler, yol çalışma­ları, sürüş yasakları ve sınır kuyrukları nedeniyle şoförle­rin zorunlu beklemeler yaşa­dığını hatırlatan Aras, “Sürü­cümüz ilerleyemiyor ama süre işlemeye devam ediyor. Dijital Giriş/Çıkış Sistemi ile birkaç günlük gecikme bile sınır dı­şı veya giriş yasağı riskine yol açıyor. Profesyonel sürücüler ayrı bir kategoriye alınmalı ve 90/180 gün kuralı lojistiğin gerçeklerine göre yeniden dü­zenlenmelidir” diye konuştu.

“Schengen bölgesi 4 kattan fazla büyüdü, kalış süresi yetersiz kaldı”

Türkiye’nin dış ticaretinin omurgasını lojistiğin oluşturduğunu ve toplam ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 40’ının karayoluyla taşındığını belirten DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener, vize ve kalış sürelerinde yaşanan tıkanıklığı aktardı.

Şener, Schengen bölgesinin 1 milyon kilometrekareden 4,5 milyon kilometrekareye ulaştığına dikkat çekerek, kalış süresi taksimetresinin artık Almanya yerine Bulgaristan sınırında işlemeye başladığını ifade etti. Yollardaki sürüş yasakları, eylemler ve sınır beklemeleri sebebiyle seferlerin tanınan sürede tamamlanmasının imkânsız hale geldiğini vurgulayan Şener, yükün gecikmemesi için zaman zaman şirket patronlarının direksiyona geçtiğini kaydetti.

Şener, Avrupa’daki marketlerin sonsuza dek beklemeyeceğini ve gecikmeler yüzünden raflara rakip ülkelerin mallarının girebileceğini, bunun da ihracatı doğrudan vurduğunu dile getirdi. 2030 yılındaki 500 milyar dolarlık ihracat hedefine odaklanırken bu sorunların geride kalması gerektiğini söyleyen Şener, Schengen yetkililerinin Türkiye’deki şoför sayısını 250 bin sandığını, oysa AB hattında sadece 25 bin sürücünün görev yaptığını belirtti. Türk şoförlerin herhangi bir yasa dışı göç riski oluşturmadığını vurgulayan Şener, son 50 yılda tırını bırakarak iltica eden tek bir sürücü örneğinin dahi bulunmadığının altını çizdi.

Sürücülerin kullandığı araçların Avrupa menşeli olduğunu ve AB’ye yapılan ihracatın yaklaşık yüzde 50’sinin Türkiye’deki yabancı sermayeli firmalarca gerçekleştirildiğini hatırlatan Şener, dönüş yolunda da yine Avrupa’nın yüklerinin bölgeye taşındığını aktardı. Kurallara uyan ve mesleği tasdikli şoförlerin deniz ve hava personeli gibi değerlendirilmesi gerektiğini savunan Şener, devlet güvencesiyle gri pasaport ya da D tipi vize sağlanarak kalış süresi kısıtlamalarının kaldırılmasını talep etti.

“Sürücü turist değildir”

Bakanlıklar ve uluslararası kurumlar nezdinde temasları aralıksız sürdürdüklerini kaydeden Şerafettin Aras, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya konsolosluklarıyla yürütülen vize başvuru modellerinin bürokrasiyi azaltsa da kotalar nedeniyle köklü çözüm olmadığını ifade etti. Aras, “Biz ayrıcalık peşinde değiliz. Avrupa’nın üretimini ve karşılıklı dış ticareti taşıyan sürücülerin hakkını istiyoruz. Sürücü turist değildir ” dedi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Erdoğan'dan İran gerilimi açıklaması: Bir an önce çözüm için çalışıyoruz Finans Gündem (ing) · 36 dk önce Borsa Strategy Inc direktörü Jarrod Patten 238 bin dolarlık hisse sattı Investing Haberler · 37 dk önce Borsa Globalstar’ın baş hukuk müşaviri 140.363 dolar değerinde hisse sattı Investing Haberler · 38 dk önce Borsa Mancini 347.402 dolar değerinde RVMD hissesi sattı Investing Haberler · 38 dk önce Borsa İran'ın Keşm Adası yakınlarında patlama sesleri Ekonomim · 38 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.