23 Eylül 2026, Çarşamba · 00:13 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Erdoğan BM'de dünyaya seslendi: Türkiye dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında bir istikrar adası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 81. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Gazze'de yaşananları "en utanç verici temerküz kampı ve çocuk kabristanı" olarak nitelendirdi. BM ve Güvenlik Konseyi'nin etkisiz kaldığını vurgulayarak "D…

Erdoğan BM'de dünyaya seslendi: Türkiye dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında bir istikrar adası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 81. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Gazze'de yaşananları "en utanç verici temerküz kampı ve çocuk kabristanı" olarak nitelendirdi. BM ve Güvenlik Konseyi'nin etkisiz kaldığını vurgulayarak "Dünya 5'ten büyüktür" çağrısını yineleyen Erdoğan, Türkiye'nin gelişen savunma sanayisi ve şoklara dirençli ekonomisiyle "istikrar adası" olmaya devam ettiğini belirtti. Erdoğan konuşmasında ayrıca Filistin'in tanınması, Suriye, Ukrayna savaşı ve KKTC'nin uluslararası statüsü için çağrılarda bulundu.

22 Eylül 2026 18:40 22 Eylül 2026 19:20 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

10 yıla yakın süredir BM Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla ve cesaretle yöneten kıymetli dostum sayın Guterres'e tebriklerimizi iletiyorum. Üye ülkelerinin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin devletinin değerli başkanı sayın Mahmud Abbas üst üste 2 yıl bu salonda yer alamıyor.

Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.

Bu vesile ile bir kez daha Filistin devletini henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum. Son 1 yıldaki tabloya göz atmak kafidir. Geride bıraktığımız 12 ay, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Gazze, Ukrayna, Rusya, İran, Lübnan'da 250 bin insan hayatını kaybetti. Tarifsiz acılar yaşandı. Yüz binlercesi doğduğu büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı.

Gazze'de son 3 yılda 74 bin kardeşimiz İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu. Gazze halkı halen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor. Eşlerinin, çocuklarının, anne, babalarının naaşlarını çıkarıyor. İsrail'in saldırılarında ellerini, ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor.

Gazze'deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jenaröterlerin yüzde 70'inden fazlası hizmet veremiyor. Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba ve dede olarak bu kürsüden bizim için vicdanımız parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım: Gazze dünyanın en büyük çocuk kabristanı değil aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir.

Gazze çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır. Başkan Trump'ın gayretleri bizim de dahil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazze'lilerin sayısı 1500'ü aşmıştır.

Filistin Direniş Hareketi barış planının ikinci aşamasını kabul ettiği halde İsrail hükümeti barışa yanaşmıyor. Kudüs'te Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekanlara erişimi engelleniyor. Bugün kalbimle kelamım arasında yine perde koymadan bazı gerçekleri açık açık ifade edeceğim. Kimse gücenmesin, kusura bakmasın, alınmasın. Bu Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. İnsani meseledir. Hepimiz için vicdani meseledir. Karşımızda öldürmeyle doyamayan soykırımcı zihniyet var. Son derece vahim tablo var.

Yüreğinde insanlık, merhamet, şefkat olan insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.

BM Teşkilatı bu görevini icra edemez hale geldi

Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur. 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan BM teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir. Umutlarını BM'ye bağlamış olanlar derin bir hayal kırıklığı içindedir. Bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacaktır. Bugün kendimizi güven içinde, r efah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz, çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki genel kurul temasını isabetli buluyorum.

Sayın Genel Sekreterin girişimi dahil bu yönde samimi çabaları destekliyoruz. Eğer BM'ye olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Gazze'de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA, SİHA'ları değil özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan'da çocuklar bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz geleceğine güvenle bakacak. BM'ye güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu yapı ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.

Dünya 5'ten büyüktür

Güvenlik Konseyi dünya 5'ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir. Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan adil düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. Bazı temel prensipleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Yapanın yanına kâr kaldığı, cezasızlığın sıradanlaştığı sistem çürümeye mahkumdur.

Uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Karadeniz Tahıl Koridoru gibi Türkiye olarak her konuda netice aldık. İşbirliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan anlayışı yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir.

Dünya genelinde derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz bunun yolunu ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısızlıkta geçtiğine inanıyoruz. Birbirine yollar, ticaret, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar eninde, sonunda huzur ve istikrarda birleşecektir. İnsan merkezli teknoloji anlayışını hakim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Tekno-kutuplaşma ve dijital hegemonya ne BM ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.

Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmıyoruz. Attığımız her adımda daha adil, insani uluslararası sistemin arayışındayız. Pakistan ve Suudi Arabistan'la kurduğumuz savunma ittifakı ile aramızdaki dayanışmayı perçinliyor, bölgemizdeki sorunlara çözümler üretmeyi amaçlıyoruz. Körfez'de savaş ortamının sona erdirilmesi için çabalarımız sürüyor. Buradaki çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli girişiminin kimseye faydası olmadığının altını çiziyorum. Gazze'de attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze'nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Bu konuda sizleri İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya davet ediyorum. Filistin devletini boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır.

1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin devletinin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz. Dostlarım, 14 yıllık zulmün ardından Suriye 8 Aralık d evrimiyle yeni bir yola girdi. Cumhurbaşkanı Şara'nın liderliğinde Suriye'nin her türlü tahrike rağmen güvenli ve huzurlu ülke hedefine ilerlediğini görüyoruz. Kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz. Irak'ta devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilme çabalarına desteğimiz tamdır. Stratejik ulaştırma ve enerjide Irak'la işbirliğiyle çalışıyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü ile barışın sağlanması arzumuzdur. Savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz Karadeniz'de ticari gemilere kim tarafından yapılırsa yapılsın saldırıların kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguluyorum. Hürmüz, Ege ve Doğu Akdeniz'de meselelerin uluslararası hukuka uygun şekilde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz müşterek zemine katkı yapacaktır. Bu vesile ile Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayri insani izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu KKTC'yi tanımaya, siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkileri tesis etmeye davet ediyorum.

Türkiye gelişen savunma sanayisiyle şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında adeta istikrar adası olmayı sürdürmektedir. Avrupa'nın ayrılmaz parçası olarak ülkemiz kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir. Ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara zirvesi ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut nişanesi olmuştur. Türkiye'nin güvenlik mimari dışında bırakılmış bir Avrupa'nın daha güvenli olması mümkün değildir.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Makroekonomi TCMB Başkanı Karahan: Yurt içi yerleşiklerin Türk lirasına olan talebi güçlü seyrediyor Posta Ekonomi · 21 dk önce Borsa Erdoğan, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi kabul etti Dünya Gazetesi · 33 dk önce Borsa Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere Başbakanı Burnham ile görüştü Dünya Gazetesi · 49 dk önce Borsa Fon soruşturmasında kritik gelişme: 5 isim için tutuklama talebi Foreks · 1 saat önce Borsa Filistin'in BM Daimi Temsilciliği, Erdoğan'ın konuşmasını yayınladı Dünya Gazetesi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.