Savaşın, doğrudan ve ikincil etkileri önemli bir baş belası olarak hayatımızdaki yerini koruyor. İlk olarak Avrupa para politikasının gösterdiği sıkılaşma yönlü tepkiye zaman içerisinde küresel tahvil faizlerinin de eşlik etmesi ve artan enflasyonist ve maliye politikası endişeleri ile birlikte geçtiğimiz hafta ile birlikte ABD cephesi de katılım sağladı. 2023’ten bu yana ilk kez artırım tarafına geçen Fed, yılın geri kalan kısmı için de bu riskin masada kalmaya devam edeceğine projeksiyonlar ile işaret etti. FOMC öncesinde geride kalan 3 haftada düzenli şekilde yükselişine devam Amerikan tahvil piyasası, faiz kararı sonrasında yatay seyretti ve endişeli duruşunu korudu.
ABD-İran gerginliğinde kayda değer bir değişim olmaması, dönemsel çatışma patikasının korunması, yüksek seyreden enerji fiyatları, petrol ve türevleri ve diğer ürün marjlarındaki artışlar, global ve yerel tüketim eğilimlerini kısa ve orta vadede baskılamaya devam edecek. Bu, bizi, gerek yurt içi kanal gerekse dış talep üzerinden negatif etkileme potansiyeli barındırıyor. Her ne kadar elimizdeki son uluslararası kuruluşlara ait projeksiyonlar henüz gelecek yıl için ciddi bir sorun patikasına işaret etmese de tahminlerin yılsonuna yaklaştıkça daha güncel çerçeve ile yeniden şekilleneceğini not etmekte fayda var. Bir diğer global sorun başlığı ise ABD’de yaklaşan ara seçimler. Henüz İran ile devam eden çatışma süreci nihayete ermedi ve buna dair gelecek dönem beklentileri de net değil. ABD’de, tıpkı dünyanın geri kalan kısmında olduğu gibi, enerji fiyatları ve diğer girdi maliyetleri artıyor ve bu da vatandaşı zorluyor. Olası siyasi zemin değişimi, bugün konuştuğumuz başlıkların tamamında farklı bir yöne evrilmeye neden olabilir. Özetle, dışarıda oluşan resim, gelişen, gelişmekte olan ve bizim açımızdan destekleyici bir tabana işaret etmiyor.
İçeriye gelelim. Gündem, yine, yeni, yeniden yoğun, fiyatlamalar volatil. SPK’nın fon rehberini yayımlaması ile fonlardaki pozisyon değişimleri kaynaklı başlayan yüksek oynaklık, bu kez son dönemin popüler fonlarının da yer aldığı bazı fonlarda alınan tasfiye kararı süreci ile şiddetini artırarak devam ediyor. BIST100’de haftalık kayıp %8’de gerçekleşirken, bankacılık tarafı TVF’nin BIST30 üzerinden gerçekleştirdiği alımlarla nispeten daha kuvvetli kalmayı başardı. Ancak, genel hava olumsuz ve artan belirsizlikler nakde dönüş düşüncesini canlı tutuyor. Fonlardaki toplam rakamın 1 trilyon liraya yakın olması ve yüksek enflasyon ortamında sermaye piyasaları ve diğer yatırım sınıflarından elde edilen gelirin bir şekilde iç tüketime kanalize olarak canlılığı sürdürmesi, son gelişmelerin yılın son çeyreği için büyüme ve enflasyona olası negatif etkilerini düşünmeyi mecbur kılıyor. Peki, destekleyici olmayan dış koşullar ortamında son haber akışı TCMB’ye yönelik faiz indirim beklentilerini nasıl ve ne yönde etkiler? Zor soru. Tüketimin canlanmasının istenmediğini biliyoruz. Dezenflasyon sürecini destekliyor. Son gelişmeler kendi içerisinde finansal koşullara ek sıkılaştırma getireceğinden faiz indirimi ve bunun boyutu için alan açılır mı? Şimdiden yanıtlamak sağlıksız olabilir. Henüz tasfiye sürecinin yol haritası ve zamanlaması belli değil. Buradan bir şekilde çözülecek olan likiditenin hangi yatırım araçlarına kanalize olacağı belirsiz. Fiyat istikrarı ile finansal istikrarın bir kez daha kesiştiği bir noktadayız.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.