Böylesine ünlü John Houseman Smith Barney isimli bir aracı kurumun reklamında oynamıştı. Reklam şu deyişi ile sona ererdi: “Smith Barney’de parayı eski usulle kazanırlar. Hakkıyla kazanırlar” (Smith Barney, they make the money the old fashion way. They earn it). Üniversitedeki ilk dersimde not konusuna değinirken bu kavramı kullanırdım. Önce John Houseman’nı ve reklamı anlatır, sonra şöyle derdim: “Bu derste notunuzu eski usül alacaksınız. Hak ederek kazanacaksınız (In this course you get the grade the old fashion way; you earn it). Bazen de mesajı pekiştirmek için “Bu derste beleş not yok, Sloganımız “no beleş“ derdim.
Ders verdiğim son vakıf üniversitesinde yabancı, haylaz bir öğrencim vardı. Dersimi iki kez almış ve kalmıştı. Sonunda bir Türk öğrenci ile ciddi arkadaş oldu, belki de sonradan evlendiler. O kız öğrenci, çalışkan bir öğrenci idi. Sanırım onunla çalıştı. Dersi üçüncü kez aldı. Sınav kâğıdını verirken yüzü gülüyordu, geçeceğinden emindi. Şöyle dedi “Profesör, “No beleş” sözünüzün anlamını çok iyi anlamış bulunuyorum. Ama bu dersi öğrendim, teşekkür ederim“.
Üniversitelerde ders verirken herkese hak ettiği notu verirdim. Öğrencinin eğitiminde notun rolüne ve hak edilmesinin önemine yürekten inanırım. Çünkü öğretmeye çalıştığımız bilgi sadece bir araçtır. Önemli olan, öğrencinin öğrenme alışkanlığını ve disiplinini elde etmesidir. Eğitim, ciddi bir iştir. Ama zaman içinde öğretim kurumlarının ciddiyetinin kaybolduğuna, notların bol keseden dağıtıldığına tanık oldum.
Notların eskisine göre daha kolay verilmesinin yalnız ülkemizde değil tüm dünyada egemen olan bir eğilim olduğunu görüyoruz. Örneğin, Amerikan üniversiteleri ile ilgili bir raporda “The Grade Inflation Report: Which US Colleges Rank Highest?” (https://innovatives.blog/college-grade-inflation-report) ilginç bulgular var: “Ivy League“ dediğimiz en üst seviyedeki üniversitelerde ortalama not, 4 üstünden 3,85 ve öğrencilerin %75’inin notu “A“ imiş. Bir alt seviyedeki özel üniversitelerde ortalama not 3,79 ve “A“ alanların yüzdesi %72 imiş. Devlet üniversitelerinde ortalama not 3,72 ve “A“ alanların oranı %69 imiş. Bu olayın adı da konmuş. Buna “Not enflasyonu “ deniyor. Tanımı da şöyle yapılıyor: Öğrencilerin başarısında ve öğrenmelerinde bir değişim olmadan notlarının artması.
Not enflasyonu nedenleri
Bir vakıf üniversitesinde ilk kez ders veriyordum. “Dönem sonunda notlar dekana teslim edilecek“ demişlerdi. Demek dekan dönem sonunda hocalara bir merhaba deyip, teşekkür edecek diye düşündüm. Notları dekana götürdüm. Dekan, gayet saygılı biri idi. Beni görünce ayağa kalktı “Hocam buyurun“ deyip oturmam için yer gösterdi. “Oturmayayım, bir yere yetişmem gerek“ dedim. Bunun üzerine Dekan not çizelgesini aldı ve notlara hızla göz attı. Gözlerinde bir hayret belirdi. “Hocam, kalan öğrenciler de var“ dedi. Demek bu, bu okulda pek rastlanan bir şey değildi. Ben de “Ben bırakmadım, onlar kalmak istedi“ dedim, gülüştük.
Haksızlık yapmayım; ileriki dönemlerde bana not konusunda yorumda bulunan olmadı. Ama bu psikolojik bir baskı oluşturmuştu. Ben bunu dikkate almadım. Fakat bu, işe çok ihtiyacı olan hocalar için etkili olacak ciddi bir psikolojik baskı idi
Aslında bütün olay, eğitimde öğrencinin “müşteri“ olarak anılması ile başladı. Ve de “müşteri“nin beklentisi değişti. Özel okulda öğrenci olaya genel olarak şöyle bakmaya başladı. Bu kadar para veriyoruz. Dersi geçmek, yüksek not da almak benim en doğal hakkım.
Diğer taraftan hocaların sözleşmenin uzatılabilmesi için öğrenciler tarafından da sevilmesi gerekiyor. Bunu ölçmek için öğrenciler hocaları değerlendiriyor. Öğrenci, kendisine bol not veren hocaya genel olarak daha yüksek not veriyor. Böylece not, bir hocanın değerlendirmesinde en önemli boyut oluyor.. Bunun sonucunda bol not veren hoca hem seviliyor, hem de işini garantiye alıyor.
Öğrenci bol not verilen “kolay“ üniversiteleri tercih edince, üniversiteler de öğrenci kaybetmemek için not vermekteki gevşekliği bir politika olarak benimsiyor. Toplu bir hareket olmayınca notlar konusunda kılı kırk yaran, kolaycılığa kaçmayan üniversiteler de sonunda “Elin doğrucu Davut’u biz miyiz“ deyip ana kervana katılıyor.
Özel okullar kadar olmasa da, not enflasyonu devlet üniversitelerinde de gelişiyor. Aslında yüksek not vermek çoğu hocanın da işine geliyor. Hiç bir öğrenci niye yüksek not vermişsin diye hocayı sorgulamıyor. Ama düşük not olduğunda öğrenci bunun peşine düşüyor. O zaman da hoca rahat etmek için not kesesinin ağzını açık tutuyor.
Not enflasyonunun sonuçları
Peki, notlar yüksek olsa ne olur? Herkes yüksek not aldığında başarısı ortalama seviyede olan biri ile olağandışı yüksek başarısı olan öğrenci arasında bir fark kalmaz. Üstün başarılı öğrenci, motivasyonunu kaybeder.
Not, öğrencileri çalışmaya, öğrenmeye teşvik etmek için bir araçtır. Eğer notlar bol keseden dağıtılırsa öğrencinin bu motivasyonu yok edilir. Hak etmediği yüksek not ile öğrenciye yanlış sinyal yollanmış olur. Öğrenci aynaya bakıp “Ben ne imişim be abi“ edaları ile havaya girer. Gerçek hayatta acı gerçeklerle karşılaştığında hüsrana uğrar.
İşe alımda veya daha üst seviye kurumlara kabulde öğrencilerin almış olduğu notlar değerlendirmede kullanılırdı. Bu notların bir değeri kalmayınca işverenler ve öğrenci kabulde çalışanlar başka değerlendirme araçları aramaya başladılar.
Not enflasyonu, akademik standartları da düşürür. Notlar bol bol verilince ders içerikleri de seyreltilir. Öğrencilere zorlayıcı ödevler veya sınavlar vermekten kaçınılır. Eğitim kurumları “Oldu da bitti maşallah, iyi olur inşallah“ nidaları arasında şatafatlı törenlerle öğrenci mezun eden, diploma basım evlerine dönüşür.
Ne yapılmalı?
Not enflasyonun önlenebilmesi için önce bunun farkına varmak ve sonra bunun sorun olduğunun bilincinde olmak gerekir. Not vermeye bir disiplin getirilmelidir.
Not enflasyonunu önüne geçmek için konulan önlemlerin, kitle halinde tüm öğretim kurumlarında uygulanması gerekir.
Hocaların sözleşmelerinin yenilenmesi kararlarında öğrencilerin değerlendirmesi göz önüne alınmamalıdır. Eğer varsa, öğrencilerin bu algısı ortadan kaldırılmalıdır
Üniversite yönetimleri not verme konusunda açık ve net kurallar koymalıdır. Örneğin, Harvard Üniversitesi’nde A’lar için %20 sınırı konulmuş. Not disiplini konusunda hocaların aynı bilinçte olması sağlanmalıdır.
Öğrencinin not çizelgesinde (transcript)), aldığı notun yanına o dersteki ortalama not da konulabilir. Böylece not ortalamasının 4 üzerinden 3,85 olduğu bir yerde not olarak 3,8 almak ile ortalamanın 2,8 olduğu bir yerde 3,8 almanın farkı görülmüş olacaktır.
Sonuç;
Not enflasyonu önemli bir sorundur. Ancak fiyat enflasyonunu bile TÜİK ile çözmeye çalışan bir ülkede bu sorunun çözümü kolay olmayacaktır.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.