22 Eylül 2026, Salı · 07:14 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Adli çemberin dışında kaldılar

Tera’da adli süreç genişlerken üst yönetimdeki bazı isimlerin adı dahi geçmiyor. Bu isimler fon yönetiminde kritik görev...

3 İSME YURT DIŞI YASAĞI

19 Eylül’de Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile yöneticiler Prof. Dr. Emre Alkin, Prof. Dr. Kerem Alkin ve Alper Öztürk, 20 Eylül’de ise Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan gözaltına alındı. Tera yapılanmasında Emre Tezmen’den sonra en kritik isimlerden biri olan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'e yurt dışı çıkış yasağı geldi. Tera Holding Başkan Vekili Erkan Kilimci ile Tera Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Saffet İnal’a da yurt dışına çıkış yasağı getirildi. Daha önce TCMB Başkan Yardımcılığı yapan Kilimci'nin 18 Eylül’de Tera Holding’deki görevlerinden kendi isteğiyle ayrılması dikkat çekti.

KRİTİK GÖREVLERDELER

Tera Yatırım Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Boy, Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun ile Yönetim Kurulu Üyesi ve iç kontrolden sorumlu Ecem Tuğçe Akçay’ın adı açıklanan gözaltı ve yurt dışı çıkış yasağı listelerinde yer almadı.

KAP kayıtlarına göre Beytorun, bazı fonlarda portföy yöneticisi olarak da görev yapıyor. İç kontrolden sorumlu olan Ecen Tuğçe Akçay'ın görevlerinden biri ise yatırımcıların fonlarında usulsüzlük, suistimal veya operasyonel hata yapılmasını engelleyecek kontrol mekanizmaları kurmak.

SPK, fonların tasfiye süresini 6 aya çıkardı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye edilecek yatırım fonlarının tasfiye süresini 3 aydan 6 aya çıkardı. Kurul, 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin süreçlerin yürütülmesinde Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankasını yetkilendirmiş, tasfiyenin en fazla 3 ay içinde tamamlanmasını öngörmüştü.

Bununla birlikte Bloomberg, Türkiye’nin yatırımcılara geri ödeme yapmak için fon varlıklarını birleştirmeyi düşündüğünü yazdı. Konuyla ilgili bilgi sahibi bir yetkilinin verdiği bilgiye göre, Türkiye, geçen hafta yatırımcı paniğine yol açan temerrütlerin ardından düzenleyiciler tarafından dondurulan fonlardan bir varlık havuzu oluşturmayı değerlendiriyor. Söz konusu havuzun SPK’nın tasfiye emri verdiği 131 fonun varlıklarından oluşabileceğini söyledi.

İNCELEME 2024 DEĞİL 2021’DEN BAŞLAMALI

Finans piyasalarını sarsan dev fon skandalında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın MASAK’a gönderdiği “2024’ten günümüze yurt dışı transferleri incelensin” talimatı uzmanlara göre doğru bir başlangıç tarihi değil. Ekonomistler, milyarlarca liralık bu organize hareketin miladının 2024 değil, en popüler fonların kurulduğu 2021 yılı olduğunu vurguluyor.

12 KİŞİLİK VURGUN

Ekonomist Kerim Rota’nın incelediği veriler manipülasyon zincirinin geçmişini gösteriyor. Soruşturmanın göbeğindeki Tera Yatırım’ın amiral gemisi fonu TLY, Mart 2021’de ihraç edildi. Fon, TEFAS’a kapalıyken içinde sadece 12 ayrıcalıklı kişi vardı. Bu dönemde, birkaç spekülatif hisseyle fona akılalmaz bir değer kazandırıldı. Öyle ki, o dönem fona 1 milyon lira yatıranın parası 524 kat artarak 524 milyon liraya ulaştı. SPK ise bu yapay büyümeye rağmen fona TEFAS izni vererek küçük yatırımcının yıkımına zemin hazırladı. Başsavcılık talimatında, dört şirket ve alt şirket yöneticilerinin 2024’ten bugüne yurt dışı para ile kripto transferlerinin ham veri halinde gönderilmesi istendi. Ancak MASAK, finansal temizlik ve gerçek adaleti sağlamak istiyorsa kronometreyi 2024’te değil, operasyonların fiilen başladığı 2021 yılına kadar geri sarmalı.

‘Skandalın siyasi ayağı ortaya çıkarılmalıdır’

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Dr. Erhan Usta, Sözcü TV’de önemli açıklamalarda bulundu. Yaşanan finansal skandala tepki gösteren Usta, “Devleti yönetenler, Bakan ve SPK Başkanı bunu 10 aydır biliyordu. Kimi korumak için adım atılmadı?” dedi. Usta, şu kritik soruları yöneltti: “Bu şirketlere izinleri kim verdi? Nerelere yatırım yapıldı, kimler para kazandı? Bakan Şimşek’in uyarısına rağmen adımlar neden gecikti, kim menfaat sağladı?”

Temelde çürümüş bir düzen olduğunu vurgulayan Usta, “1-2 fon yöneticisini almayla olmaz, skandalın siyasi ayağı ortaya çıkarılmalıdır. Aksi takdirde Bakan dahil tüm yetkililer göz yummuş demektir” ifadelerini kullandı.

Diyanet’ten TERA’ya

Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren fon skandalıyla ilgili İstanbul’da mali suçlara yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Tera Yatırım’ın yönetim kurulunda yer alan Abdülkadir Özkan’ın geçmişte Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev yaptığı ortaya çıktı.

Özkan, Mehmet Görmez’in Diyanet İşleri Başkanlığı yaptığı dönemde kurumun basın müşavirliğini yürüttü. Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nda da basın müşaviri olarak görev yapan Özkan, 2015 yılında ise dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun başdanışmanlığı görevinde bulundu. Kamudaki görevlerinin ardından finans sektörüne geçen Özkan, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’nin yönetim kurulunda yer aldı.

DİĞER MÜŞAVİRİ DE TUTUKLU

Mehmet Görmez’in müşavir kadrosundan adliyeye uzanan ikinci isim ise gazeteci ve sunucu Mehmet Akif Ersoy oldu. Ersoy, 2015 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Orta Doğu ve İslam coğrafyasından sorumlu Başkan Müşaviri olarak görev yapmıştı. Ersoy, “Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırmak” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlamalarıyla yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunuyor.

Boykotçulara ‘vatan haini’ dedi

19 Mart 2025’te İBB’ye yönelik operasyonların ardından boykot eylemleri başlamış ve Abdülkadir Özkan, boykotçulara yönelik “Bu açık ve net sermaye düşmanlığıdır! Vatan hainliğidir” paylaşımında bulunmuştu. Ardından Özkan’a ait olan DBL Entertainment’e boykot uygulanmış, şirketin organize ettiği bazı konserler iptal olmuştu. Tepkilerin ardından açıklama yapan Özkan “Bu gençler ulaşıp, ünlü sanatçılar konserlerini iptal edince milyon dolarlarım yandı. O tweeti de atmaz olaydım” demişti.

Fon skandalında kritik sorular

1- Sürecin ortaya çıkmasında küresel endeks sağlayıcıları MSCI/FTSE gibi dış aktörlerin baskısı ve gazetecilik faaliyetleri olmasaydı manipülasyon düzeni devam edecek miydi?

2-Bütün bu piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılıkları olup biterken bu usulsüzlükleri zamanında görüp müdahale etmekle görevli kamu yöneticileri neyle meşguldü?

3-Mehmet Şimşek’in 10 ay önceki ‘fonlardan manipülasyon var’ uyarısına rağmen, biri- leri engel mi oldu, geciktirdi mi? Buradan kim menfaat sağladı?

4- Fonların TEFAS’a açılmadan önceki kapalı döneminde fahiş kazanç elde ettiği ileri sürülen isimlerin kimlikleri tespit edildi mi?

5-Bu yöneticilerin arkasındaki siyasi koruma kalkanı ve nüfuz sahibi ortaklar da sorgulanacak mı?

6-Kim para kazandı? Hangi bürokrat, hangi iktidar çevresine yakın kimseler, hangi siyasiler?

7-MASAK’ın radarına 10 bin liralık hesap hareketi dahi takılırken milyarlık hareketler nasıl gözden kaçtı?

8-Fiyatı şişirilen şirket patron- larının, durumdan habersiz olmaları mümkün mü?

9-Sorunlu hisselerdeki olağanüstü hareketler BIST30 ve BIST100 endekslerini ne ölçüde bozdu? Bu bozulmanın geçmiş verileri ve yatırım kararlarının üzerindeki etkisi nasıl giderilecek?

10- Yılların birikimini, ev alma hayalini ve çoluk çocuğunun rızkını devlete ve SPK lisansına güvenerek bu fon- lara yatıran küçük yatırımcılar paralarını eksiksiz geri alabilecek mi?

11-Sermaye piyasaları tarihinin en büyük tahribatını yaratan fon dolandırıcılığının maliyeti nihai olarak kimin üzerinde kalacak?

Denetlemeyen ödemeyi yapsın!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, fon şirketlerinde yaşanan mağduriyetin temelinde iktidarın denetim görevini yeterince yerine getirmemesinden dolayı olduğunu savundu. Daha önce yapılan ekonomik uyarıların dikkate alınmadığını ifade eden Ağıralioğlu, fon mağdurlarının zararının vatandaşa ödetilmemesi gerektiğini belirterek, “Denetlemeyenler ve fon şirketleri ödesin” dedi.

Fon skandalında üç kademe

Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, fon skandalına ilişkin yaptığı paylaşımda skandalın 3 kademesi olduğunu ifade etti. Yılmaz, bunları şöyle sıraladı: “1-Bu işi bizzat yapanlar. 2-Bu yanlışı yapanlara göz yuman kurumlar, görev ihmali. 3-Görev ihmalini yapanlara görevlerini yaptırmayanlar, siyaset kurumu.” Yılmaz, “İkinci ve üçüncünün üzerine gidilmediği sürece bu dosyalar kapanır. Yükü de biz halk öderiz. Hepsi oradaydı” dedi.

Kaynak: Sözcü Ekonomi
İlgili Haberler
Makroekonomi Sosyal yardımlar artıyor Yeni Asır Ekonomi · 24 dk önce Makroekonomi Denizli tarımına 274 milyonluk hibe destegi Yeni Asır Ekonomi · 24 dk önce Makroekonomi İslam Memiş: Piyasalar kısa yoldan zengin olma yeri değil Yeni Asır Ekonomi · 24 dk önce Makroekonomi Dış ticarette riskli işlemler mercek altında Yeni Asır Ekonomi · 24 dk önce Makroekonomi Tek dükkan iki tabela Sözcü Ekonomi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.