YAYINLAMA 20 Eylül 2026 11:45
GÜNCELLEME 20 Eylül 2026 12:02
T24 yazarı Murat Sabuncu, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e Yalova ziyareti sırasında "Terörsüz Türkiye" sürecinin şu an geldiği aşama ile ilgili ne düşündüğünü hem de bir süre evvel verdiği bir söyleşideki bir kısımla ilgili "Öcalan ile Demirtaş karşıtlığı yaratmak istiyor" eleştirilerini sordu.
Özel Yeni Arayış’tan gazeteci Murat Aksoy’a, "Sürece katkı sağlayacak olan Öcalan’ın yeni konutu değil, Demirtaş’ın evine kavuşmadır" demiş, bu cümlesine DEM Parti yöneticilerinden tepki gelmişti.
Soru-Yanıt:
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir altını çizdiği ‘Abdullah Öcalan’a statü’ konusu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından ‘Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda görev alacağı’ şeklinde geçen hafta açıklandı. Gelinen aşamayı nasıl karşılıyorsunuz?
Biz attığımız imzayla, kullandığımız oyla, yaptığımız konuşmayla bağlıyız.
Ben diyorum ki bir örgüt silah bırakıyorsa ve silah bırakma şartlarını devletin çeşitli mekanizmaları çalışmışsa bize buna hayır demek düşmez.
Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye hayır diyecek halim yok. Ama diğer taraftan bu mesele, silahlıların bırakılması meselesi, Meclis komisyon raporunun altıncı maddesiydi sadece. Ama yedinci maddesinde demokratikleşme var.
Ve esas Türkiye orada kazanacak.
Kürtler de Türkler de orada kazanacak, Türkiye de kazanacak, Türkiye'nin yoksulları, işsizleri de orada kazanacak. Diyarbakır ve bölge, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi orada kazanacak.
Esas mesele heyecan verici, umut verici mesele orası. Şimdi biz imzayı bütün bir rapora attık. Sadece altıncı madde silahların bırakılması maddesine ve ötesinde Abdullah Öcalan'ın statüsü nedir, konforu nedir, iletişimi nedir bu meselelere yoğunlaşmayı bir kere şu yönüyle çok sakıncalı buluyorum.
Toplumsal destek azalıyor. Toplumsal karşıtlıklar çıkıyor. Oysa ki böyle süreçlerin başarısı toplumdan aldığı destekle ölçülür. Sinir uçlarını kaşımak risktir. Vatandaşa sorunun çözülmesi noktasında baktığınızda, doğrudan sorduğunuzda terör olmasın, kardeş kanı dökülmesin, anneler gözyaşı dökmesin sorduğunuzda toplumun yüzde doksanı bunu destekliyor. Bu süreci sorduğunuzda elli beşe düşüyor destek. Başarılı olacağını sorduğunuzda şüphe daha çok.
Ama Abdullah Öcalan'la ilgili bir soruya geldiğinde iş destek bir anda yüzde onların altına geriliyor. Hal böyleyken Öcalan'a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a Ada’da bir ev yaptık. Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysa ki şimdi toplumsal desteği arttırma sürecindeyiz.
Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var. Ben geçen gün söyledim, burada size açayım, orada bir cümleyle söyledim. Yani şunu açıkça söyleyeyim.
Ben Abdullah Öcalan'ın Ada’da ev değiştirmesi, yeni bir eve kavuşması yerine Demirtaş'ın Figen Hanım'ın tüm siyasi tutsakların, on yıldır "Seni başkan yaptırmayacağız" deme dışında bir günahı olmayan insanların evine kavuşmasını önceliyorum.
Burada da işte kimi çok olumlu karşıladı bunu. Kürt gençlerinden ve daha doğrusu çok sayıda kişiden bu meselenin çözüme kavuşmasını isteyen insanlardan "bizi anlayan birisi çıktı" diyen de oldu.
Ama bu söyleminize başta DEM Parti yöneticileri, eleştiriler de geldi. ‘Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmek istediğiniz’ söylendi.
Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok. Kimin kiminle karşı karşıya geleceğini taraflar bilir.
Benim dikkat çekmeye çalıştığım mesele madde altının uygulanması ve başarıya ulaşması için madde yedi çok önemli. Kısım yedi nedir, kısım yedi demokratikleşme.
Ve benim söylediğim Demirtaş'ın dışarıya çıkması, AYM kararının, AİHM kararının uygulanmasıdır. Bu durumda Kavala da dışarıya çıkacak, Gezi Tutsakları da çıkacak, Demirtaş da çıkacak, herkes çıkacak.
Bunun yanında demokratikleşme adımları dediğimiz adımlar atıldığında kayyum sorunu ortadan kalkacak.
Şu anda vize sorunu yaşıyor Türkiye ve herkes bu vize sorununa değiniyor. Vaktiyle eğer ki Erdoğan iki şeye direnmeseydi farklı olurdu durum. Bir tanesi siyasi ahlak yasası çıkarılmasına karşıydı, siyasetin finansmanının şeffaf olmasına. Bugün bizi suçlayan kişi yıllar önce buna karşıydı. Diğeri terör tanımı. Teröriste terörist densin, gazeteciden, akademisyenden, çizerden, yazardan terörist çıkarmayın diyordu Avrupa Birliği. Buna razı olmadı diye vizesiz kaldık.
Şimdi önümüzde bir demokratikleşme paketi var, yedinci maddede açıkça ifade edilen, bu fırsatı dile getirmeye çalıştım.
Yani ben; Abdullah Öcalan ile Demirtaş’a kavga ettirme tarafında değilim. O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır ,isteyen barışır, bir kavga var mı onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları…
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.