YAYINLAMA 19 Eylül 2026 11:24
GÜNCELLEME 19 Eylül 2026 11:27
ABD'nin ekonomik gücü tartışmaların odağında
Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde yaklaşık iki yıl geride kalırken, küresel ekonomide ABD'ye olan bağımlılığı azaltmaya yönelik arayışlar dikkat çekiyor.
Yaklaşık 40 trilyon dolara yaklaşan kamu borcu, ticaret gerilimleri ve yaptırımların dış politikada daha yoğun kullanılması, ABD'nin küresel sermaye açısından güvenli liman niteliğine ilişkin tartışmaları artırıyor.
Buna karşın ABD finans piyasaları küresel yatırımcıların ilgisini kaybetmiş değil. Özellikle yapay zeka yatırımları ve ABD şirketlerinin güçlü performansı sermaye akışlarını desteklemeye devam ediyor.
Bu nedenle mevcut tablo, doların küresel sistemdeki rolünün sona ermesinden çok, ülkelerin rezerv ve ödeme sistemlerinde çeşitlendirme arayışlarının güçlenmesi şeklinde değerlendiriliyor.
Tahvil piyasasında borç baskısı hissediliyor
ABD'nin mali görünümüne ilişkin endişelerin en önemli yansımalarından biri Hazine tahvili piyasasında görülüyor.
10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi eylül ayında yüzde 5 seviyesinin üzerine çıktı. Reuters'a göre getiri, artan kamu borcu, yüksek enflasyon beklentileri ve ABD'nin mali görünümüne yönelik kaygıların etkisiyle 2007'den bu yana görülen yüksek seviyelere ulaştı.
Yüksek tahvil getirileri, ABD hükümetinin borçlanma maliyetini artırırken ekonomideki diğer kredi faizleri üzerinde de baskı oluşturuyor.
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil geri alım programı ise piyasadaki likiditeyi ve talebi desteklemeyi amaçlıyor. Ancak getirilerdeki yükseliş, yatırımcıların ABD'nin uzun vadeli mali görünümüne ilişkin beklentilerinin yakından izlendiğini gösteriyor.
Doların rezervlerdeki payı geriliyor mu?
Doların küresel rezervlerdeki ağırlığı uzun vadede gerilemiş olsa da para biriminin hakimiyeti devam ediyor.
IMF'nin son COFER verilerine göre doların küresel resmi döviz rezervlerindeki payı 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 57,13 oldu. Bu oran 2025'in son çeyreğindeki yüzde 56,42 seviyesinin üzerinde bulunuyor. Dolayısıyla kısa vadeli veriler, doların rezervlerdeki payında kesintisiz bir düşüş olmadığını ortaya koyuyor.
Forbes Türkiye'de yer alan habere göre bununla birlikte doların uluslararası sistemdeki payının uzun vadede çeşitlenmeye konu olduğu görülüyor. Euro, yuan ve diğer para birimlerinin yanı sıra altın da merkez bankalarının rezerv stratejilerinde daha fazla öne çıkıyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise doların küresel konumuna ilişkin güveninin sürdüğünü belirtiyor. Bessent, güçlü Hazine tahvili ihalelerinin ve küresel işlem hacimlerinin doların uluslararası sistemdeki ağırlığını koruduğuna işaret ediyor.
Yaptırımlar alternatif ödeme arayışlarını hızlandırıyor
Washington'ın dolar üzerinden uyguladığı finansal yaptırımlar, bazı ülkelerin ABD merkezli finansal altyapıya olan bağımlılıklarını azaltmaya yönelik çalışmalarını hızlandırıyor.
Euro ve Çin yuanının kısa vadede doların yerini alabilecek ölçekte bir alternatif oluşturması beklenmezken, finansal teknolojiler farklı ödeme kanallarının geliştirilmesine imkan sağlıyor.
Merkez bankası dijital para birimleri, stablecoin'ler ve diğer dijital ödeme teknolojileri bu alandaki başlıca araçlar arasında yer alıyor.
Çin'in öncülük ettiği mBridge projesi de bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri. Proje, farklı ülkelerin merkez bankaları arasında sınır ötesi ödemelerin daha hızlı ve düşük maliyetle gerçekleştirilebilmesini amaçlıyor.
Rusya ve Hindistan da uluslararası ticarette merkez bankası dijital para birimlerinin kullanımına yönelik mekanizmalar üzerinde çalışıyor. Bu tür sistemler, ülkelerin ticaret işlemlerinde geleneksel Batılı finans kuruluşlarına olan bağımlılığını azaltabilecek alternatif kanallar oluşturabilir.
Altın rezervlerde daha fazla öne çıkıyor
Doların yanı sıra altın da merkez bankalarının rezerv stratejilerinde önemli bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Jeopolitik risklerin artması, enflasyon endişeleri ve rezervlerin çeşitlendirilmesi isteği, merkez bankalarının altın talebini destekleyen başlıca unsurlar arasında bulunuyor.
Ancak ülkelerin altınlarını ABD'den çekmesiyle ilgili gelişmelerin tamamını siyasi bir tercih olarak değerlendirmek mümkün değil. Bazı işlemler, altının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi veya daha likit merkezlerde tutulması amacıyla gerçekleştiriliyor.
Örneğin Hollanda Merkez Bankası, mart-ağustos 2026 döneminde ABD ve Kanada'da bulunan yaklaşık 86 ton altını Londra'ya taşıdı. DNB, kararın artan jeopolitik riskler karşısında kriz hazırlığını güçlendirmek ve rezervlerin coğrafi dağılımını daha dengeli hale getirmek amacı taşıdığını açıkladı.
Fransa'da ise New York'ta bulunan 129 ton altın, uluslararası standartlara uygun yeni külçelerle değiştirildi. Banque de France, operasyonun siyasi nedenlerle değil, altınların uluslararası piyasalarda işlem görmesini kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
Doların karşısında henüz tek bir alternatif yok
Doların küresel sistemdeki payına ilişkin tartışmaların önemli bir sınırı bulunuyor: Doların yerini kısa vadede tamamen alabilecek tek bir alternatif para birimi henüz ortaya çıkmış değil.
Euro güçlü bir rezerv para konumunda bulunurken, Çin yuanının küresel rezervlerdeki payı halen sınırlı. IMF verilerinde yuanın 2026'nın ilk çeyreğindeki payı yüzde 1,95 seviyesinde bulunuyor.
Bu nedenle yaşanan dönüşümün, doların bir gecede tahtını başka bir para birimine bırakmasından ziyade rezervlerin, ödeme sistemlerinin ve finansal varlıkların farklı merkezlere doğru kademeli biçimde çeşitlenmesi şeklinde ilerlemesi bekleniyor.
Şirketler için de yeni bir risk hesabı oluşuyor
Doların küresel konumuna ilişkin tartışmalar yalnızca hükümetleri ve merkez bankalarını ilgilendirmiyor. ABD'nin ticaret politikaları, ihracat kontrolleri ve teknoloji alanındaki kısıtlamaları şirketlerin yatırım kararlarını da etkileyebiliyor.
Özellikle yapay zeka ve diğer stratejik teknolojilerde ABD'ye yüksek düzeyde bağımlılık, bazı şirketlerin tedarik zincirlerini ve yatırım planlarını çeşitlendirme ihtiyacını artırıyor.
Bu durum, küresel şirketlerin yalnızca maliyet ve verimlilik hesabı yapmak yerine jeopolitik riskleri de yatırım kararlarına dahil etmesine yol açıyor.
Küresel finans sisteminde dönüşüm tartışması
Tüm bu gelişmeler, ABD'nin küresel finans sistemindeki ağırlığının kısa vadede ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Dolar hâlâ rezerv para olarak açık ara önde bulunuyor ve ABD finans piyasaları küresel sermaye için önemli bir merkez olmayı sürdürüyor.
Ancak yüksek kamu borcu, yaptırımlar, ticaret gerilimleri ve jeopolitik belirsizlikler, ülkelerin rezerv ve ödeme sistemlerinde alternatif arayışlarını güçlendiriyor.
Ortaya çıkan tablo, doların yerini tek bir para biriminin aldığı bir dönüşümden çok, küresel finans sisteminin daha fazla çeşitlendiği ve birden fazla merkez etrafında şekillenmeye başladığı bir sürece işaret ediyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.