YAYINLAMA 19 Eylül 2026 08:55
GÜNCELLEME 19 Eylül 2026 09:05
Sermaye piyasalarındaki fon çalkantısını ve alınan kararları değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, keşke bu noktalara gelinmeden zamanında adımlar atılabilmiş olmasını temenni ettiğini, ancak gelinen aşamada atılan adımların doğru olduğunu ifade etti. Dünyanın en güçlü finansal kurumlarının dahi ani ve yoğun para çıkışları veya toplu fon talepleriyle tek başına baş etmesinin çok zor olduğunu belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, finans piyasalarında paniğin en tehlikeli unsur olduğunu vurguladı.
Piyasada güven ve likiditenin yeniden tesis edilmesi adına düzenleyici ve denetleyici kurumların şeffaf, sürekli iletişim halinde ve hızlı refleks göstermelerinin hayati önem taşıdığını söyledi. Ayrıca aynı makro ortamda ve benzer yatırım araçlarında aşırı getiri farklılıklarının olmaması gerektiğini belirterek, güçlü denetim ve düzenleme görevlerinin önemine dikkat çekti.
Yapay zeka riskleri beklenenden erken mi geliyor?
Yapay zeka teknolojisindeki hızlı gelişmelere değinen Prof. Dr. Aslanoğlu, gelecekte yaşanması beklenen süreçlerin öngörülenden çok daha erken hayata geçtiğini ve ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Yapay zekanın hayatımıza olumlu katkılar sağlayacak boyutları da bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Aslanoğlu, bu teknolojinin insan kontrolünde kalması, vicdan süzgecinden geçmesi ve fırsat eşitliğini yayacak şekilde kullanılması gerektiğini belirtti. Bu konunun sadece bireysel düzeyde değil, ülkeler seviyesinde ele alınması ve gerekli önlemlerin aldırılması için toplumsal talebin canlı tutulması gerektiğini vurguladı.
ABD teknoloji borçlanması küresel faizleri yükseltiyor
Küresel finans piyasalarındaki faiz baskısını ve gelişmiş ülke ekonomilerini analiz eden Prof. Dr. Aslanoğlu, ABD’li teknoloji şirketlerinin Çin ile rekabette önde kalabilmek adına büyük ölçekli borçlanmalara gittiğini hatırlattı. Son bir yılda teknoloji devlerinin 2,8 trilyon dolarlık tahvil ve bono ihraç ederek ABD hükümetinden bile daha fazla nakit talebi oluşturduğunu, bu durumun faizleri yukarı çekerek küresel çapta enflasyonist bir unsur haline geldiğini aktardı.
Bu tablonun kısa vadede Türkiye ekonomisi açısından borçlanma maliyetleri, sermaye çıkışı ve dış finansman yönünden olumsuz bir ortam yarattığını belirten Prof. Dr. Aslanoğlu; orta vadede petrol fiyatlarının 70 dolar seviyelerine gerilemesi gibi faktörlerle enflasyonun düşmesi halinde merkez bankalarının faiz indirim sürecine dönebileceğini ve olumsuz etkilerin ortadan kalkabileceğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.