Bir üniversite diploması halen iyi bir yatırım mıdır? Bu soruyu bugün yalnızca üniversiteye hazırlanan gençlerin değil, çocuklarının geleceği için yıllarca eğitim harcaması yapan ailelerin de sorduğunu düşünüyorum.
19 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!PROF. DR. SUAT TEKER (Işık Üniversitesi)
Çalışma hayatı çok hızlı değişiyor. Yapay zekâ birkaç saniye içinde bir raporu hazırlayabiliyor, bilanço analizi yapabiliyor, kod yazabiliyor, sunum oluşturabiliyor, metin üretebiliyor ve milyarlarca bilgi kaynağı arasından cevaplar bulabiliyor.
Burada üzerinde düşünülmesi gereken konu, bir öğrencinin üniversitede geçirdiği dört yılın ve yaptığı eğitim yatırımının, mezuniyet sonrasında ona ne ölçüde ekonomik ve mesleki bir karşılık sağlayacağıdır. İlk bakışta yapay zekâ, üniversite diplomasının değerini azaltıyor gibi görünebilir. Ancak veriler farklı bir tablo ortaya koyuyor. Benim değerlendirmeme göre, yapay zekâ diplomanın değerini ortadan kaldırmıyor. Ancak yalnızca diploma sahibi olmanın kariyer açısından yeterli olduğu anlayışı giderek geçerliliğini kaybediyor.
Diploma halen değerli bir yatırımdır. TÜİK’in 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri bu konuda önemli ipuçları veriyor. Lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranı yüzde 74 ve önlisans mezunlarında bu oran yüzde 66. Daha da önemlisi, lisans mezunlarının sadece yüzde 57’si eğitim aldığı alanla uyumlu bir meslekte çalışıyor.
Demek ki sorun artık yalnızca üniversite mezunu olmak değil. Asıl soru, hangi bilgi ve becerilerle mezun olduğun. Bu durumu finans alanında kullanılan insan sermayesi yatırımı kavramıyla değerlendirmek daha yararlı olabilir. Bir öğrenci üniversiteye dört yılını ve önemli bir parasal kaynağı yatırıyor. Karşılığında daha yüksek gelir, daha iyi kariyer fırsatları ve daha yüksek istihdam edilebilirlik bekliyor. Fakat her yatırım gibi eğitim yatırımının da getirisi her mezun için aynı değil.
OECD verileri de yükseköğretimin ekonomik değerinin halen yüksek olduğunu gösteriyor. Yükseköğretim mezunları, OECD ülkelerinde ortaöğretim mezunlarına göre ortalama yüzde 54 daha yüksek gelir elde ediyor. Dolayısıyla artık yapay zekâ var, üniversite eğitimine gerek kalmadı demek doğru değil. Tam tersine, yapay zekâ döneminde eğitim daha da önemli hale geliyor. Ancak verilecek eğitimin içeriğinin ve amacının yeniden kurgulanması gerekiyor.
Yeni denklem diploma artı beceriler
Geçmişte üniversite eğitiminin en temel fonksiyonu, bilgiye erişim sağlamaktı. Bugün bilgiye erişmenin maliyeti neredeyse sıfıra yakın. Bir öğrenci dünyanın en iyi üniversitelerinin derslerine internetten ulaşabiliyor, yapay zekâdan istediği herhangi bir konuda açıklama, özet, analiz veya kod yazmasını isteyebiliyor. Bu durumda üniversitenin asıl değeri, artık yalnızca bilgi verme üzerine kurgulanamaz. Günümüz üniversitelerinin eğitim modeli, bilgiyi kullanabilen, sorgulayabilen ve yeni bilgi üretebilen insan yetiştirmek üzerine kurgulanmalı. Sonuçta, yeni denklem artık diploma veya beceri değil, diploma artı beceriler olacak.
Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs 2025 raporu, 2030 yılına kadar mevcut çalışanların temel becerilerinin yaklaşık yüzde 39’unun değişeceğini öngörüyor. Çünkü üniversiteden mezun olurken sahip olduğumuz bilgiler, birkaç yıl içinde eskimeye başlıyor ve takip eden on yıllarda değersizleşiyor. Oysa öğrenmeyi öğrenme becerisi, yeni teknolojilere uyum sağlama ve farklı disiplinleri bir araya getirebilme kapasitesi çok daha uzun ömürlü.
Yeni mezunlar deneyim kazanma firsatını nerede bulacak?
Yapay zekâ işimizi elimizden mi alacak? Yapay zekânın bütün meslekleri ortadan kaldıracağını söylemek kadar, hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini düşünmek de yanlış. Asıl değişim, birçok mesleğin ortadan kalkmasından önce, mesleklerin içindeki görev tanımlarının değişmesi şeklinde gerçekleşecek gibi. Özellikle yeni mezunların kariyerlerinin ilk aşamasında yaptıkları bazı işler, yapay zekâ tarafından daha hızlı ve daha düşük maliyetle gerçekleştirilebilir hale geliyor. Bu durum yeni mezunlar için önemli bir sorun yaratıyor. Eğer yapay zekâ başlangıç seviyesindeki bu görevleri yapabiliyorsa, yeni mezunlar deneyim kazanmak için ilk fırsatı nerede bulacak?
Üniversitelerin bu soruya cevap verebilecek şekilde dönüşmesi gerekiyor. Türkiye’de lisans mezunlarının sadece yüzde 57’sinin eğitim aldığı alan ile uyumlu bir meslekte çalışıyor olması, üniversite eğitimi ile iş dünyası arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle üniversitelerin başarısını yalnızca mezun sayısıyla ölçmek yeterli değil. En temel ölçütlerden biri, mezunların iş hayatında ne kadar değer üretme kapasitesi olmalı.
Üniversitelerde yapay zekâ ve veri analitiği yalnızca bilgisayar mühendislerinin konusu olmamalı. Bir finans öğrencisi yapay zekâyı finansal analizde, bir hukuk öğrencisi hukuki araştırmada, bir pazarlama öğrencisi müşteri analizinde, bir mühendis tasarım ve üretimde kullanabilmeli.
Ancak burada önemli bir paradoks var. Yapay zekâ geliştikçe insanın bazı becerileri değersizleşmeyecek, tam tersine daha değerli hale gelecek. Eleştirel düşünme, yaratıcılık, problem çözme, iletişim, muhakeme ve etik değerlendirme, insani yetkinliklerin odağını oluşturuyor. Çünkü yapay zekâ bir cevap üretebilir. Ama o cevabın doğru olup olmadığını, hangi sorunun sorulması gerektiğini ve verilen kararın ekonomik veya toplumsal sonuçlarını değerlendirmek halen insanın sorumluluğundadır.
Bu çerçevede üniversite diplomasının ekonomik değerini yalnızca alınan derslerin veya kazanılan kredilerin sayısı üzerinden değerlendirmek yeterli olmayacaktır. Diploma halen önemli bir referanstır. Bir kişinin belirli bir alanda eğitim aldığını, belli bir disiplin içinde çalışabildiğini ve öğrenme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor.
Diplomanın ne anlama geldiğini yeniden düşünmek
Geleceğin çalışanı için en değerli sermaye, yalnızca sahip olduğu diploma değil, diplomasının üzerine inşa ettiği beceriler ve öğrenmeye devam edebilme kapasitesi olacak gibidir. Bu nedenle gençlere yalnızca üniversite okumalarını ve bir diploma sahibi olmalarını önermek artık yeterli değildir. Üniversite eğitimi sırasında kendi alanlarının temel bilgilerini edinmeleri, yapay zekâ ve veri analitiği gibi yeni araçları kullanmayı öğrenmeleri, iletişim ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeleri ve mezuniyet sonrasında da öğrenmeye devam etmeleri gerekiyor.
Sonuç olarak, yapay zekâ üniversite diplomasının değerini azaltmaktan çok, diplomanın ne anlama geldiğini yeniden düşünmemize neden oluyor. Önümüzdeki dönemde önemli olan yalnızca bir kişinin hangi bölümden mezun olduğu değil, sahip olduğu bilgi ve becerileri gerçek problemlerin çözümünde ne ölçüde kullanabildiği olacaktır.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.