Zaten İran da bu konuda ABD'yi 6 ay önce uyarmıştı, "Petrolün varili 200 doları bulursa siz düşünün" demişti.
Ve ABD'nin artan baskısına yanıt olarak İran, Husilere Bab el-Mendeb Boğazı'nı kontrol altına aldırdı.
Trump, Husilere asla kara operasyonu yapamayacaklarını, hava saldırılarından da bir sonuç alamayacaklarını biliyor.
İsrail de Husilere bulaşmak istemiyor, çünkü geçmişteki operasyonlarından sonuç almamıştı.
Suudi Arabistan ise bir süredir Husilerle gerginlikler ve çatışmalar yaşıyor.
Yemen'de, Suudi Arabistan'ın desteklediği güçler, Husilerin önünde tutunamadı.
Sonuçta Husiler, Kızıldeniz'deki kritik önemdeki Mocha Limanı'nı ele geçirerek Bab el-Mendeb'i kontrol eder duruma geldiler.
Bununla yetinmeyen Husiler, insansız hava araçlarıyla Suudi Arabistan'ın, dünya petrol arzının yüzde 4'ünden fazlasını karşılayan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı da vurdular.
Bu yeni durum Suudi Arabistan'ın, boru hattı üzerinden Kızıldeniz'e pompaladığı petrolü uluslararası piyasalara ulaştırmasını engelleyecek.
Husilerin, boğaz trafiğini tamamen kontrol altına alması ve bunu uzun süre devam ettirmesi mümkün mü?
Bu sorunun yanıtını vermek için henüz çok erken, ama kriz öncesi günde 75-80 geminin geçtiği Bab el-Mendeb'den bugünlerde sadece 25 gemi geçebiliyor.
Asıl soru şu: Bab el-Mendeb kapanırsa ne olur?
1. Büyük bir jeopolitik darboğaz yaratacak,
2. Enerji fiyatlarını yükseltecek,
3. Petrol ve doğalgaz ihracatını geciktirecek,
4. Denizcilik sigorta primlerini artıracak,
5. Gemileri Ümit Burnu çevresinden dolaştırarak tedarik zincirlerini ve konteyner ticaretini aksatacak,
6. Petrolün varili 200 dolara doğru gidecek.
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerginlik sürerken İsrail'in pozisyonuna bakmakta yarar var.
İsrail'de yayımlanan Israel Hayom gazetesi önemli bir iddia ortaya attı.
Gazete, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Salman'ın Husilere karşı bazı ülkelerden yardım istediğini yazdı.
Gazete, iddiasını daha da ileri götürerek, Bin Salman'ın ABD Merkez Komutanlığı aracılığıyla İsrail'e de dolaylı bir talepte bulunduğunu öne sürdü.
Yani Riyad, İsrail'den Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı'nı kapatmasını önlemesi için yardım istemiş.
Ancak Husilerin İsrail'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarına yeniden başlayabileceği ihtimali nedeniyle Netanyahu Hükümeti'nin destek konusunda kararsız olduğu kaydedildi.
Ama İsrail krizi provokasyon ve dezenformasyon yapmak için de fırsat olarak kullanacak gibi gözüküyor.
Örneğin İsrail medyası bazı istihbarat yetkililerini kaynak göstererek, ABD'nin, Husilerle Umman'ın başkenti Maskat'taki Amerikan Büyükelçiliği'nde gizli bir görüşme yaptığını iddia etti.
Buna göre, Washington'un terör örgütleri listesinde yer alan Husiler, yani resmî adıyla Ensarullah, Umman'daki görüşmede, hedeflerinin sadece Suudi Arabistan olduğunu belirterek, ABD gemilerini vurmayacağının garantisini vermiş.
Husiler ayrıca İsrail gemilerine de saldırmayacaklarını bildirmiş.
İlginçtir, tam bu sırada Husilerin İHA ile Mekke'yi hedef aldığı haberi yayıldı.
İsrailli bazı kaynakların haberi veriş biçimi, Mekke'yi hedef alan İHA saldırısının sorumlusunun Husiler değil de İsrail olabileceğini akla getiriyor.
Çünkü Müslüman Husilerin, İslam dünyası için büyük önem taşıyan Mekke'yi hedef alması mümkün gözükmüyor.
Ensarullah hareketi, böylesi bir eylemle tüm İslam dünyasını karşısına alacağını bilmektedir.
Zaten örgüt resmî açıklamayla, Mekke saldırısının büyük bir iftira olduğunu duyurmuştu.
Öyleyse geriye İsrail'in sahte bayrak operasyonu yapmış olma ihtimali kalmaktadır.
Çünkü Mekke'ye saldırmak, Ensarullah'a da İran'a da büyük zarar verecektir.
Bu arada, Suudi Arabistan bir F-15 savaş uçağını düşüren Husilere karşı İngiltere'den de destek istedi.
Andy Burnham Hükümeti'nin Suudilerin çağrısına sessiz kalmayacağı biliniyor.
Bab el-Mendeb'in kapanmasıyla İngiltere'deki enerji fiyatlarının aşırı pahalanmasına yol açacağını gören İngiliz Hükümeti, nasıl bir önlem alacağına karar veremiyor.
İngiliz askerî kaynakların, Ukrayna'da Rusya ile artık açıkça karşı karşıya gelen İngiltere'nin bir de Yemen'deki Husilere müdahale etmesinin Londra'yı zor duruma düşüreceği konusunda Başbakan Burnham'ı uyardıklarını da hatırlatalım.
Bir diğer merak konusu ise Suudi Arabistan ile Mekke ortak savunma anlaşması imzalayan Pakistan ve Türkiye'nin, Husi saldırıları konusunda ne yapacaklarıdır.
Türkiye, Husilere operasyon yaparak İran'ı karşısına almak istemez.
Doğrudan çatışmaya girmek yerine Suudi Arabistan'ı desteklemek şimdilik en uygun yol olarak gözüküyor.
Unutulmasın ki Bab el-Mendeb, Türkiye'nin Doğu Afrika, Hindistan ve Çin'e açılan kapısı konumundadır.
Husilerin Türk gemilerine kısıtlama getirmesinin Türkiye'ye ekonomik faturası olacaktır.
Ama konunun Türkiye açısından sadece ekonomik değil, askerî ayağı da var.
Bab el-Mendeb üzerinden Somali'ye geçildiği ve bu ülkede Türk askeri olduğu düşünüldüğünde, sorunun Türkiye aleyhine büyüyebileceğini de öngörmekte fayda var.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: HUSİLERYEMENİsrailgürbüz evren
DAHA FAZLA HABER OKU
Ayşe Müzeyyen Taşçı Sabra ve Şatilla soykırımı
Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak Piyasanın vicdanı ve eğitimin ahlakı: Ahilik bugüne ne söylüyor?
Prof. Dr. Mustafa Çevik Geleceğin Türkiye'sinde ortak payda nasıl inşa edilecek?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.