TCMB Başkanı Fatih Karahan, küresel ekonomide şokların daha uzun sürdüğü bir döneme girildiğine işaret ederken merkez bankalarının altına yönelik talebinin güçlü seyrini koruduğunu söyledi. Parçalanan dünyada merkez bankalarının işinin giderek zorlaştığını belirten Karahan, rezerv yönetiminde güvenlik, likidite ve getirinin yanına "erişim" unsurunun da eklenmesi gerektiğini ifade etti.
16 Eylül 2026 10:51 16 Eylül 2026 11:27 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Budapeşte Finans Zirvesi'nde küresel ekonomideki parçalanma, jeopolitik riskler, para politikası ve rezerv yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Son 20-30 yılda küreselleşmenin büyük ölçüde verimlilik üzerinden şekillendiğine dikkati çeken Karahan, şirketlerin küresel tedarik zincirleri oluşturmasının ve sermayenin yüksek getiri arayışının maliyetleri düşürerek küresel ekonomi üzerinde güçlü bir dezenflasyonist etki yarattığını söyledi.
Karahan, bu sürecin tamamen sona ermediğini ancak ekonomik kararların artık sadece verimlilik üzerinden alınmadığını belirterek, hükümetler ve şirketlerin üretimin nerede en verimli yapılabileceğinin yanı sıra nerede daha güvenli gerçekleştirilebileceğine de odaklandığını ifade etti.
Ekonomik bağımlılıkların aynı zamanda kırılganlık yaratabildiğine işaret eden Karahan, kritik deniz yollarından finans ve ödeme altyapılarına erişime kadar birçok unsurun jeopolitik politikaların parçası haline geldiğini kaydetti.
"Şoklar daha sık ve uzun soluklu olabilir"
Küresel ekonomideki parçalanmanın üretim ve tedarik zincirlerinin yapısını değiştirdiğini anlatan Karahan, dayanıklılığı artırmak amacıyla kaynak ve tedarikçi çeşitlendirmesinin ise verimlilikten ödün verilmesini gerektirebildiğini söyledi.
Karahan, doğal afet, pandemi veya tarımsal üretimdeki bozulmalar gibi geleneksel arz şoklarının genellikle geçici olmasının beklendiğini ancak stratejik rekabetten kaynaklanan şokların farklı nitelik taşıdığını belirtti.
Jeopolitik gerilimlerin yol açtığı kısıtlamalara karşı önlemlerin gelmesi, üretimin etkilenmesi ve hükümetlerin stratejik girdilere müdahalesinin başlangıçta geçici görünen şokları daha uzun süreli hale getirebileceğini ifade eden Karahan, şöyle konuştu:
"Şoklar daha sık olabilir, daha üst üste gelebilir, daha uzun soluklu da yaşanabilir. Mekanik bir şekilde fiyat hareketine tepki vermektense şokların beklentileri ve enflasyon sürecini etkilememesi gözüyle bu olaya bakmak daha kıymetlidir."
Merkez bankalarına arz şoku mesajı
Karahan, arz şokları karşısında merkez bankalarının sadece ilk fiyat hareketlerine değil, şokların enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerine odaklanması gerektiğini belirtti.
Enflasyon beklentilerinin güçlü biçimde çıpalanmış olması halinde merkez bankalarının ilk tur etkiler karşısında daha fazla manevra alanına sahip olduğunu kaydeden Karahan, şokların ücretlere, fiyatlama davranışlarına ve döviz kuruna yayılması durumunda ise etkilerin kontrol altına alınmasının zorlaşacağını söyledi. Bu riskin gelişmekte olan ekonomiler açısından daha önemli olduğunu vurgulayan Karahan, dış şokların döviz kuru üzerindeki etkisinin enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanmadığı ekonomilerde daha güçlü olabileceğine dikkati çekti.
Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarını artırdığını hatırlatan Karahan, böyle bir arz şokunda daha sıkı para politikasının enflasyon görünümündeki daha uzun süreli bozulma riskini azaltabilecek seçeneklerden biri olduğunu ifade etti.
Karahan, maliye politikası araçlarının da enerji şoklarının ilk fiyat etkilerini dengelemek amacıyla kullanılabileceğini, para ve maliye politikalarının bu noktada birbirini tamamlayabileceğini söyledi.
"Merkez bankaları altını yeniden keşfediyor"
Küresel parçalanmanın rezerv yönetimine de yansıdığına işaret eden Karahan, altının hem emtia hem finansal varlık hem de rezerv saklama aracı niteliği taşıdığını söyledi. Karahan, "Küresel bağlamda merkez bankaları aslında altını yeniden keşfediyor ancak bu, dolar bazlı uluslararası parasal sistemin hemen yerini alacağı şeklinde yorumlanmamalı." dedi.
Doların küresel rezerv sistemi içindeki hakim konumunun sürdüğünü belirten Karahan, dolar piyasalarının likiditesi ve derinliğinin bu konumu desteklediğini ifade etti. Bununla birlikte jeopolitik riskler, mali sıkıntılar ve piyasalara erişime ilişkin belirsizliklerin rezerv yöneticilerinin tercihlerini değiştirdiğini söyleyen Karahan, merkez bankalarının altına yönelik talebinin yüksek kalmaya devam ettiğine dikkati çekti.
Rezerv yönetiminde dördüncü unsur: Erişim
Geleneksel rezerv yönetiminin güvenlik, likidite ve getiri olmak üzere üç temel hedef üzerine kurulduğunu belirten Karahan, parçalanan küresel ekonomik yapıda bunlara yeni bir unsur eklenmesi gerektiğini söyledi. Karahan, "Parçalanan bir dünyada buraya ben dördüncü bir unsur eklerim, o da erişim. Yani bunun da bir değeri var." ifadesini kullandı.
Normal dönemlerde likit görünen rezerv varlıklarının stres dönemlerinde aynı ölçüde kullanılabilir olmayabileceğine dikkati çeken Karahan, bu nedenle rezervlerin yalnızca büyüklüğünün değil, gerektiğinde ne ölçüde kullanılabildiğinin de önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin altın rezervlerine dikkat çekti
Altının uzun süredir Türkiye'nin finansal sisteminin önemli bir parçası ve hane halkı açısından güçlü bir tasarruf aracı olduğunu belirten Karahan, finansal sistem dışında fiziki olarak tutulan önemli miktarda altın bulunduğunu söyledi.
Bankalardaki altın mevduatlarının da sistem içinde önemli bir yer tuttuğunu aktaran Karahan, TCMB'nin rezerv yükümlülükleri, swap işlemleri ve diğer araçlarla altın piyasasındaki dengeyi desteklediğini ifade etti. Altın fiyatlarındaki yükselişin rezervlerin hem değerini hem de toplam rezervler içindeki altın payını artırabildiğine işaret eden Karahan, bunun doğrudan aynı miktarda kullanılabilir likidite anlamına gelmediğini vurguladı.
Stres anında ne kadarını kullanabiliriz?
Karahan, rezerv yönetiminde asıl meselenin varlıkların stres dönemlerinde operasyonel olarak kullanılabilir durumda tutulması olduğunu belirterek, "Elimizde ne kadar var sorusundansa, elimizdekinin ne kadarını kullanabiliriz daha önemli bir sorudur. Özellikle de stres senaryoları çerçevesinde." değerlendirmesinde bulundu.
Karahan, küresel ekonomik entegrasyonun uzun yıllar önemli verimlilik kazanımları ve dezenflasyonist etkiler sağladığını ancak ekonomik ilişkilerin giderek jeopolitik rekabetin bir aracına dönüşmesiyle geçmiş dönemin koşullarının artık garanti olarak görülemeyeceğini söyledi.
Rezerv yönetiminde güvenlik ve likiditenin yanı sıra erişimin öneminin arttığını vurgulayan Karahan, çeşitlendirme, stres testleri ve operasyonel hazırlığın giderek daha kritik hale geldiğini kaydetti.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.