15 Eylül 2026, Salı · 18:21 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Çin mevcut hegemon sisteme ayar veriyor, alternatif bir dünya için hamle yapıyor

Şerbil Berakat, uluslararası ilişkiler, küresel siyaset ve Ortadoğu jeopolitiği üzerine analizler kaleme alan bir yazar ve analisttir. Özellikle Çin'in dış politikası, Ortadoğu'daki güç dengeleri, Körfez ülkelerinin stra…

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Makaleleri ve analizleri Independent Türkçe ve Arap coğrafyasının prestijli yayın organlarından Şarku'l Avsat gibi platformlarda düzenli olarak yayımlanan yazar, son olarak Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile 2 Eylül 2026 tarihli görüşmesine ilişkin değerlendirmesini Londra merkezli Al Majalla dergisinin 7 Eylül 2026 tarihli nüshasında paylaşmıştır. Özetleyerek aktaracağız.


Ortadoğu, Körfez ve Afrika ülkelerini etkileyen Kahire buluşması

"Şi'nin Kahire ziyareti, Mısır-Çin ilişkilerinin çok ötesinde geçen gelişmelere işaret etmektedir. Nitekim Mısır Başkanı A. Sisi, Çinli misafirini havaalanından uğurladıktan hemen sonra Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı aradı. Sisi ile M. Bin Selman'ın teması zamanlama ve muhteva bakımından özel bir önem arz etmektedir. Her iki lider, bölgenin güvenliği ve Suudi-Mısır arasındaki koordinasyon üzerinde durdular.

Başkent Kahire'de ziyaret sırasında bölgesel güvenliğe dair görüşler 'Ortadoğu'da yeni bir ortak ve daimi güvenlik inşasının dört öneri temelinde' formüle edilmesini öngörmektedir. Bu dört temel öneri, Çin Devlet Başkanı tarafından şöyle dile getiriliyordu:

1- Dışarıdan hiçbir müdahale olmadan bölge devletlerinin sorumluluğunda bir güvenlik inşası olmalı.
2- Merkezinde Filistin Meselesi olması kaydıyla bölgesel krizler kapsamlı şekilde çözülebilmeli.
3- Güvenliğin kalkınma faaliyetiyle irtibatlandırılıp müşterek ekonomik çıkarlar çerçevesinde inşası sağlanmalı. Güvenlik meselesi deniz yolları ve boğazların himayesiyle birlikte ele alınmalı.
4- İlgili uluslararası yasaların belirlediği şekilde ve Birleşmiş Milletler teşkilatını güçlendirecek biçimde seyrüseferler güvenceye alınmalı.

Şi Cinping'in Kahire'den ayrılmasının ardından Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ülkesinin Körfez bölgesinin güvenliği hususunda oynadığı role değinerek şöyle dedi:

'Bölgenin güvenliği hakkında Çin, uzun erimli bir barış ve istikrarı temin edecek çözüm önerisinin sahibidir!'

4 yeni gelişme göstergesi

Çin'in bölgedeki güvenlik ve siyaset alanındaki düzenlemelere etkisi giderek daha fazla belirgin hale gelmekte ve bu da bölgesel ölçekte harekete geçmek için uygun bir ortam-iklim yaratmaktadır. Yeni değişim ve dönüşümün dört önemli göstergesi bulunmaktadır:

1- Çin, gelişmiş J-16 ağır savaş uçaklarını ilk kez Mısır'a konuşlandırdı. Mısır ordusunun elindeki Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarıyla birlikte ağustos ortası ile eylül başı arasında Akdeniz'de gerçekleşen "Medeniyet Kartalları 2026" ortak tatbikatı icra edildi. Ortak tatbikatın birincisi Nisan-Mayıs 2025'te düzenlenmişti. Bu ikincisinde ise işbirliği ve tatbikat ölçeği daha da genişledi. İlaveten Huawei şirketinin yapay zekâ merkezlerinden birinin Mısır'da kurulması kararlaştırıldı.

Teorik açıdan olsa bile Çin, Amerikan etkisinin Ortadoğu bölgesindeki en büyük kozu sayılan gelişmiş teknolojik ve silahlara alternatif şeyler üretmektedir. Çin, bilhassa yapay zekâ ve Entegre Devre (diğer adıyla tümdevre) konusunda çok ileri adımlar atmaktadır. Başka deyişle "Tümleşik Devre" şu demektir: Elektronik devre elemanlarının genellikle silisyum gibi yarı iletken maddeler üzerine tasarlanarak tek bir çip üzerinde birleştirildiği elektronik bir yapı birimi.

2- Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) Kırgızistan'daki son toplantısında Çin lideri Şi ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasındaki geçici ve biraz da soğuk temas gözden kaçmadı. Çünkü Çin, gerek Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımının engellenmesi hem de Suudi Arabistan ile İran arasındaki ihtilaf nedeniyle İran'a daha mesafeli durmaktadır. Bu da Çin'in sadece İran'ın maslahatını değil, bölgedeki bütün ülkelerin menfaatini gözeterek Tahran yönetiminin Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına karşı çıkması demektir.

Bu durum Çin'in çatışan taraflardan birinin yanında yer aldığı anlamına gelmiyor; tersine, hakkı ve hakikati savunma adına ABD'nin İran'a yönelik ambargosuna ve yaptırımlarına da karşı çıkabiliyor. Özetle, Tahran yönetiminin yapıp ettiklerinin Pekin'in çıkarlarına zarar vermesini önlemek için İran ile ilişkilerini disiplin altına alıyor.

3- Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan, Çin'in başını çektiği ŞİÖ'ye tam üye olacağını açıkladı. Bu da ŞİÖ'nün Ortadoğu bölgesinde daha fazla genişlemesiyle birlikte Çin'in nüfuzunun daha etkili olması anlamına geliyor.

4- Şi'nin Kahire ziyaretinin ardından Katar Dışişleri Bakanı'nın Pekin'i ziyaret etmesinden sonra bu ülke de Çin'e doğru bir adım ileri atmaya başladı. Körfez ülkeleri de ABD ile ittifaklarının önemini kavramakla birlikte bunun yeterli olmadığının idrakine vardılar. Bütün bu gelişmeler bölge ülkelerinin Çin'in bölge ölçeğinde önerdiği güvenlik ve işbirliği anlaşmasına daha sıcak baktıklarını göstermektedir.

ABD, Şi'nin Kahire'deki dört önerisi hakkında yorum yapmamış olsa bile Mekke İttifakı'nı memnuniyetle karşıladı ama bu hoşnutluk sadece Trump'ın sözüyle sınırlı kaldı. Öte yandan her ne kadar Mısır, Mekke İttifakı'na şimdilik katılmadıysa da bu ittifakın özü, hedefi ve çerçevesi konusunda kendisiyle istişare halindeydiler. Haliyle Mısır da bu bölgesel güvenliğe dışarıdan katkıda bulunacaktır.

Çin'in güvenlik paketi Mekke İttifakı'nın çok ötesinde bir rol ve işleve sahip olacağından, Mısır Çin ile Amerika arasındaki alana sıkışmadan ve rakip güçlere fırsat vermeden daha geniş bir zeminde siyaset yapabilecektir. Bütün bunlara rağmen bölge ülkeleri Amerikan Güvenlik Şemsiyesi altından çıkmadan esas olarak Çin'in alternatif projelerine iltifat edeceklerdir. Çünkü ABD'nin güvenlik planı artık işlevsel olmaktan çıkmıştır.

Bölge güvenliği açısından giderek güvenilirliğini yitirdiği bir devirde, Çin çok daha güvenli bir ortak yahut müttefik olarak dikkati çekmektedir. O halde Çin'in önü giderek açılmakta; bölgesel rolü için farklı bir örnek oluşturmaktadır. Üstelik Kahire ziyareti Çin lideri Şi Cinping'in ABD Başkanı D. Trump ile görüşmesinde de güçlü bir koz olarak kullanılacaktır.


Bu girişten sonra asıl soruya gelebiliriz: Çin liderinin Mısır ziyaretinin amacı sadece Ortadoğu, Körfez ve Afrika gibi bölgelerle mi ilgilidir yoksa daha kapsamlı bir küresel stratejinin bir parçası mıdır?

Dönüm noktası Bişkek zirvesi

Konuyu anlayabilmek için Çin'in başını çekip önayak olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 31 Ağustos-1 Eylül arasında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek Zirvesi sürecinde konuşulanlara dönelim.

Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev, Şinhua Haber Ajansı'na (31 Ağustos 2026) şunları söyledi:

Çin Kırgızistan'ın en önemli stratejik ortaklarından biridir. Ticaret, ekonomi, yatırım, ulaştırma, lojistik, enerji ve tarım gibi alanlardaki işbirliği istikrarlı şekilde ilerlemektedir. An itibarıyla devam eden bir dizi ortak proje sadece iki ülke için değil, bölgenin tamamı için uzun vadede öneme sahiptir. Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolunun inşası, stratejik öneme sahip önemli bir projedir.

Bölgesel bağlantı imkânlarını önemli ölçüde iyileştirecek olan proje, ayrıca Kırgızistan'ın transit ulaşım potansiyelini artıracak ve ticaret ile yatırımın gelişmesi için yeni fırsatlar yaratacaktır. Geleceğe yönelik olarak da iki ülke arasında dijital ekonomi, yüksek teknoloji, yeşil kalkınma, yapay zekâ, e-ticaret ve inovasyon gibi alanlarda işbirliğinin genişletilmesine yönelik önemli bir potansiyel bulunmaktadır.

Aynı münasebetle konuşan Devlet Başkanı Şi Cinping, "Çin ile Kırgızistan arasındaki işbirliğinin iki ülke ilişkilerini altın bir döneme taşıdığını" söyledi.

Şi, pazartesi günü Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi kapsamında Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir araya gelerek aşağıdaki açıklamayı yaptı:

İki tarafa da ikili işbirliğini ilerletmek üzere birlikte çalışma çağrısında bulunuyorum. Kırgızistan-Özbekistan demiryolunun yüksek kaliteli inşasının ilerletilmesi, yapay zekâ ve çölleşmeyle mücadele gibi alanlarda işbirliğinin genişletilmesi ve karşılıklı fayda ile kazan-kazan sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir.

Yerel düzeydeki etkileşimlerin ivmesi sürdürülmeli, iki ülkede karşılıklı olarak kültür merkezlerinin kurulmasına hız verilmeli, eğitim ve yoksulluğun azaltılması gibi alanlarda işbirliğinin genişletilmesi ve iki halk arasında karşılıklı anlayışın teşvik edilmesi yönünde çaba gösterilmelidir.

İki tarafın kolluk kuvvetleri ve güvenlik alanındaki işbirliği mekanizmalarından etkin şekilde yararlanması, terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılıktan oluşan 'üç kötücül güç' ile mücadelede birlikte çalışması ve güvenlik bariyerini güçlendirmesi elzemdir.

Özbekistan Başkanı Mirziyoyev ise şunları söyledi:

Karşılıklı siyasi güveni derinleştirmek, ticaret ve yatırımı genişletmek, tarım, ulaştırma, enerji, madenler, bilim ve teknoloji gibi alanlarda işbirliğini güçlendirmek, halklar arası etkileşimleri teşvik etmek, terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılıktan oluşan 'üç kötücül güç' ile ortaklaşa mücadele etmek ve ikili ilişkileri bir üst seviyeye taşımak üzere Çin ile çalışmaya hazırız.


Erdoğan: Çok kutuplu uluslararası sisteme katkı önerileri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek şehrinde düzenlenen, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi'nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. ŞİÖ teşkilatının sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorlarının tesisiyle enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz.

Ülkemizin Teşkilat coğrafyasının Batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik risklerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar Geçişli Orta Koridor Girişimi'ni, Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda Teşkilat bünyesindeki işbirliğine büyük önem veriyoruz.

Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda işbirliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız.


Ankara yönetimi ve bilhassa Türk istihbaratı genelde iki arada bir derede veya bir o kapıda bir bu kapıda politikasını "aracılık" diplomasisi olarak övüp faydaları üzerinde durmaktadır. Buna karşılık ikili politika, dengelere oynama siyaseti genelde Türkiye'deki muhalif bazı kesimlerce eleştirilmektedir. Bir örneğini gazeteci Yusuf Karadaş'ın yazısında görebiliyoruz, bir kısmını paylaşalım:

Erdoğan'la 11 yıl boyunca iktidarı paylaşan Gülencilerin 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi, Erdoğan iktidarının ABD ve Batılı emperyalistlerle ilişkilerinde gerilimlerin arttığı bir dönemde ve muhtemelen bu gerilimleri de dayanak haline getirmeyi amaçlayarak gerçekleştirilmişti. Bu darbe girişimi, ABD-AB ve NATO ile ilişkilerdeki gerilimleri arttırmakla kalmadı; ABD'nin YPG/SDG ile işbirliği yaptığı Suriye sahasından başlayarak Erdoğan iktidarının Rusya ve ŞİÖ ekseniyle işbirliği arayışlarını da beraberinde getirdi.

Erdoğan iktidarının Rusya ile ilişkileri ABD ve Batılı emperyalistlere karşı kendine manevra alanı yaratmak ve pazarlık kozu haline getirmek için kullanmaya çalışması Türkiye'nin ekonomik olarak AB'li emperyalistlere ve ABD'ye, askeri olarak da NATO ve ABD'ye bağımlılığını ortadan kaldırmıyor ve bu manevra arayışının da sınırlarını belirliyordu.

([Evrensel, "ŞİÖ zirvesi, Erdoğan-Putin görüşmesi ve S-400'ler meselesi", 2 Eylül 2026)

Bölgesel dengelerin şekilleneceği ziyaretler ve hamleler

Kırgızistan'ın başkenti Bişkek, Çin'in en baskın ekonomik güç olarak öne çıktığı ve Pekin'in Orta Asya ile olan çıkar ve bağ ağının her geçen gün genişlediği bir örgütün liderlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Bölgesel dengelerin yeniden şekillendiği bu süreçte Bişkek sokaklarında, başkentin söz konusu dönüşüme ne denli entegre olduğunu gözlemlemek mümkün hale geliyor.

Bişkek Zirvesi, Çin açısından oldukça dikkat çekici bir zamanlamaya denk geliyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Bişkek ziyareti, Pyongyang'ın ardından aylardır yurtdışına gerçekleştirdiği ikinci ziyaret olma özelliğini taşıyor. Söz konusu ziyaret, Şi'nin ABD Başkanı Donald Trump'a yapacağı iade-i ziyaret öncesinde gerçekleşecek.

Hindistan basını, Çin Devlet Başkanı'nın eylül ayı ortalarında Yeni Delhi'de düzenlenmesi planlanan BRICS Zirvesi'ne katılabileceğini belirtiyor. Eğer bu ziyaret gerçekleşirse, Çin ve Hindistan sınırındaki Galvan Vadisi'nde 2020 yılında yaşanan ve her iki taraftan onlarca askerin ölümüne ve yaralanmasına yol açan çatışmalardan sonra Şi Cinping'in Hindistan'a yapacağı ilk ziyaret olacak.

Çin yönetiminin söz konusu zirveyi, ABD tarafı ile yürüteceği görüşmelere ilave diplomatik kozlarla girmek ve çok kutuplu geniş Avrasya coğrafyasında kilit rol oynama kapasitesini sergilemek adına önemli bir fırsat olarak değerlendirmesi bekleniyor.

ŞİÖ, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Çin ve Rusya'nın Asya coğrafyasında dengeleri yeniden tesis etme arayışında olduğu bir dönemde kuruldu. Örgütün en belirgin niteliklerinden biri olarak "anlaşmazlıkları çözmeye çalışmak yerine onları yönetmek" özelliğinin şekillenmesine katkı sağladı.

Körfez perspektifinden bakıldığında ŞİÖ tecrübesi, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın tarafları arasında, bölge ülkelerinin anlaşmazlıklarını yönetmelerine ve daha istikrarlı düzenlemeler çerçevesinde etkileşim kurmalarına imkân tanıyacak bölgesel bir mekanizmaya duyulan ihtiyacın daha yüksek sesle dillendirildiği bu dönemde ayrı bir önem kazanıyor.

Bu çerçevede ŞİÖ içindeki denge, ancak onun seyrine yön veren bir dizi etkili güç ve taraf üzerinden anlaşılabilir.

(Independent Türkçe, "ŞİÖ içindeki denge"), 14 Ağustos 2026)

ŞİÖ üyelerinin özgün görevleri

Bu yüzden örgüt, kendi gündemini dayatabilecek tek bir gücün varlığı üzerine değil, karmaşık bir bölgesel ortamı yönetme ihtiyacıyla bir araya gelen, farklı çıkar ve ağırlıklara sahip güçler arasındaki uzlaşı üzerine inşa edildi. Bunların başında örgüt bünyesindeki en büyük ekonomik ağırlığı temsil eden, ticaret, finans, yatırım ve altyapı kanallarıyla en geniş nüfuz araçlarına sahip olan Çin geliyor. Çin'in hesaplarında Orta Asya; ülkenin batıya açılan kara uzantısı, Kuşak ve Yol Girişimi'ne bağlı ulaşım ve enerji ağlarının ana koridoru olması sebebiyle özel bir önem taşıyor.

Çin varlığı yalnızca yatırım hacmiyle sınırlı kalmayıp, bölge ülkeleriyle gelişen ticari bağlar, karayolu bağlantıları ve enerji projeleriyle her geçen gün daha da güçleniyor. Rusya ise farklı bir ağırlıkla öne çıkıyor. Moskova, ekonomik gücünün gerilemesine rağmen Orta Asya'daki derin güvenlik, siyaset ve kültür mirasını korumayı sürdürüyor.

Örgütün kurumsal çerçevesinin dışında ise Türkiye faktörü öne çıkıyor. Bu faktör, Türkiye'nin başta Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan olmak üzere bölgedeki birçok ülkeyle paylaştığı dilsel, kültürel ve tarihi bağlara ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gibi kurumlar aracılığıyla son yıllarda pekiştirilen ilişkilere dayanıyor. Bu boyut, tam anlamıyla örgüt içi kurumsal bir ağırlık teşkil etmese de örgütün hareket ettiği coğrafyadaki önemli bir jeo-kültürel ve ekonomik dinamiği temsil ediyor.

Bölgesel çerçevede yer alan ülkelerin İran'a yönelik yaklaşımlarında uzlaşması şart olarak görülmüyor, aksine, farklı çıkarların bu yapı içinde yeterince temsil edilmesi, herhangi bir tarafın bu mekanizmayı tek bir eksenin aracına dönüştürmesini engellemek adına önem taşıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe, 14 Ağustos 2026)

ABD ile kavga sürecinde kendi rotasını çizmeye çalışan bir kıta

Profesör Shirley Yu, London School of Economics'de kıdemli araştırmacı ve "Çin-Afrika Girişimi" direktörü. Aynı zamanda IE Business School'da profesör ve Pakistan Ulusal Savunma Üniversitesi'nde yabancı öğretim üyesi olarak görev yapan bir akademisyendir. 6 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan ŞİÖ Zirvesi hakkındaki değerlendirmesinde ilginç tespitler yapıyor; birlikte okuyalım:

Avrasya'da hâlâ devam eden iki savaşın gölgesinde bu zirve, Washington'dan izin beklemeden kendi rotasını çizen bir kıta görüntüsü sunmaya hazırlanıyor gibi görünüyor. Şanghay İşbirliği Örgütü'nün bu yılki zirvesi, Pekin'in uzun süredir peşinden koştuğu üç jeopolitik hedefi öne çıkarıyor. Bunlar:

1- Bişkek Deklarasyonu,
2- Batılı finans sistemlerinden uzakta yerel para birimleriyle takas ve mutabakatların genişletilmesi,
3- Yıllardır askıda kalan örgüte bağlı bir kalkınma bankası projesine yeni kurumsal ivme kazandırılması.

ŞİÖ Kalkınma Bankası bu hedeflerin başında geliyor. Kırgızistan, bu bankanın kurulmasını 2026 yılındaki örgüt başkanlığının önceliklerinden biri haline getirirken, Çin fikrini ilk kez 2010 yılında ortaya atmış; Şi ise projeyi küresel jeopolitik dönüşümlere ayak uydurmak için stratejik bir adım olarak nitelendirerek 2025'teki Tianjin Zirvesi'nde yeniden canlandırmıştı.

Çin, yerel para birimleriyle ödemelerin genişletilmesini ve İran ile Türkiye'ye uzanan kıtasal koridorun sağlamlaştırılmasını teşvik ederken, ABD yaptırımları Rusya, İran ve Orta Asya ülkelerinin seçeneklerini daralttığı için bu durum pratikte Pekin'in projesinin lehine çalışmaya başladı.

Pekin'in Washington'a gönderdiği mesaj açık: Yaptırımlar İran'ı tecrit etmeyi başaramadı; aksine, onu Avrasya coğrafyasına daha derinlemesine entegre olmaya itti. Aynı zamanda Çin, Küresel Güney ülkelerine, Amerikan baskısı altındaki hükümetlerin hâlâ güvenilebilecek pratik alternatiflere sahip olduğu yönünde bir mesaj iletiyor.


Üç kıtanın Akdeniz'deki çapa noktası olarak Mısır

Şi'nin, on yıldır Mısır'a yaptığı ilk ziyaret; Kahire'nin şiddetli mali baskılarla karşı karşıya olduğu, Kızıldeniz savaşının nakliye ve ticaret rotalarını yeniden çizdiği, ayrıca Mısır'ın dolar cinsinden borçların yüksek maliyeti ve enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç bağlamıyla mücadele ettiği bir dönemde gerçekleşiyor.

Ziyaret, Pekin'in Washington'un boy ölçüşmekte zorlanacağı bir paket sunduğu zamanda gerçekleşiyor: Uzun vadeli sanayi yatırımları, teknoloji transferi, Avrasya sisteminin Akdeniz'deki çapa noktasını oluşturuyor.

Çin, son yıllarda Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'ne akın eden yaklaşık 11,6 milyar dolarlık yatırımların neredeyse yarısını hâlihazırda karşıladı. Mısır, Çin tarafından yönetilen sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi CIPS'e entegre edilirken, Kahire Çin piyasalarında yuan cinsinden borç toplamak için Panda Tahvilleri ihraç etti.

Mısır, Çin'in Avrasya projesindeki altyapı ve ticaret halkasını tamamlıyor. Şian'dan Orta Asya üzerinden İran ve Türkiye'ye uzanan kıtasal koridorun Avrupa ve Afrika pazarlarına açılan batı ucunda bir noktaya ihtiyacı var. Mısır, Süveyş Kanalı üzerindeki konumuyla tam olarak bu noktayı sağlıyor." ([Independent Türkçe, "Üç kıtanın Akdeniz'deki çapa noktası olarak Mısır"](https://www.indyturk.com/node/782121/?utm_source=chatgpt.com), 6 Eylül 2026)


Mısır ziyareti rastlantı değil, planlı bir jeopolitik karşı hamle

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 1-2 Eylül'de Mısır'ı ziyaret ederek 20'den fazla işbirliği anlaşması imzaladı ve dört maddelik bir Ortadoğu güvenlik mimarisi önerdi.

Mısır bugün yalnızca önemli bir Arap devleti değil, Afrika, Akdeniz, Kızıldeniz ve Ortadoğu'nun kesiştiği, Süveyş Kanalı'nı kontrol eden ve Filistin meselesinde önemli diplomatik ağırlığa sahip bir aktördür. Bu nedenle Kahire, Çin açısından hem ikili ortak hem de daha geniş Arap ve Afrika dünyasına ulaşmada stratejik bir kaldıraç noktasıdır.

Şi de ziyareti sırasında iki ülkeyi gelişmekte olan ülkeler arasındaki dayanışmanın ve işbirliğinin örneği olarak tanımlamıştır.


Kapsamlı stratejik ortaklık

Çin lideri Şi Cinping'in Kahire'ye dönüşü, Mısır-Çin ilişkilerinin altyapı ve ticaretin ötesinde teknoloji, savunma ve bölgesel etkili stratejik ortaklığa genişlediği bir döneme rastlıyor.

Pekin, "kapsamlı stratejik ortaklık" olarak tanımladığı ilişkilerini yeni alanlara taşımaya çalışıyor. Şi'nin son ziyaretinden bu yana, Pekin'in bazı mega projeleri Mısır'ın çehresinin bir parçası haline geldi.

Mısır, Çin yatırımı ve teknolojisini çekmek istiyor; ancak aynı zamanda daha fazla Çinli şirketin Mısır'da üretim yapmasını ve Mısır mallarının Çin pazarına daha geniş erişim elde etmesini hedefliyor.

2024-2028 dönemini kapsayan beş yıllık program, elektrikli araçlar, elektronik, güneş panelleri, kimyasallar ve modern tarım teknolojilerinde yerel üretim ve teknoloji transferi öngörüyor; yapay zekâ da öncelikler arasında yer alıyor.

Bu arada iki ülkenin askeri müşterekleri ve uygulamaları daha belirgin hale geldi. Washington, Çin'le yapılan tatbikatlara kamuoyu önünde yorum getirmedi. Pentagon ise daha önce, Ortadoğu ve Afrika genelinde ABD'nin ortaklarıyla Çin'in askeri angajmanı konusunda endişelerini dile getirmişti.

Tatbikatlar, Mısır'ın savunma ortaklıklarını çeşitlendirme politikasının bir parçası. Kahire, BRICS, Yeni Kalkınma Bankası ve Şanghay İşbirliği Örgütü'ndeki rolünü artırırken, aynı zamanda Batı'nın ekonomik ve güvenlik desteğine dayanmayı sürdürüyor; bu da bilinçli bir denge siyasetine işaret ediyor.

Ziyaret öncesinde Şi, Mısır'ı Arap dünyası ile Afrika arasında önemli bir halka olarak tanımladı ve Mısır üzerinden Çin-Arap ve Çin-Afrika işbirliğinin derinleştirilmesi çağrısında bulundu.


Çin'in Ortadoğu politikasındaki değişim

Ziyaretin ekonomik boyutuna bakıldığında Çin'in geleneksel Ortadoğu politikasının hâlâ en gerçekçi unsurunun 'önce ekonomi' yaklaşımı olduğunu göstermektedir.

Mısır'la ilişkilerde de bu çizgi devam etmektedir. Ancak bugün ekonomik işbirliği klasik Kuşak ve Yol altyapı projelerinin ötesine geçerek veri merkezleri, yarı iletkenler, kritik mineraller, dijital ekonomi, elektrikli araçlar, yeşil enerji ve yüksek teknoloji alanlarına doğru genişlemektedir.

Çin ekonomisindeki yapısal yavaşlama, iç talep ve gayrimenkul sektöründeki sorunlarla birleşirken, Ortadoğu'daki savaş küresel enerji piyasalarının Çin ekonomisi üzerindeki baskısını artırmıştır. ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıklar Çin'in deniz yoluyla ham petrol ithalatını ciddi biçimde etkilemiş, ağustos ayında deniz yoluyla yapılan ithalat savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 40 altında kalmıştır.

Küresel düzeyde en büyük petrol ithalatçısı olan Çin açısından bu tablo, Ortadoğu istikrarının artık yalnızca diplomasi, kriz yönetimi ve arabuluculuk gibi araçlar ile idare edilen konuları değil, doğrudan ekonomi ve enerji güvenliği gibi öncelikli çıkar alanlarına sirayet eden kapsamlı bir dönüşümü ifade etmektedir.

Tam da bu nedenle Şi'nin Kahire'de açıkladığı dört maddelik Ortadoğu güvenlik mimarisi önerisi ziyaretin en önemli siyasi çıktısıdır. Şi, bölge halklarının "kendi işlerinin efendisi" olması, dış müdahalelerin azaltılması, güvenliğin bütüncül biçimde ele alınması, kalkınmanın güvenliğin temeline yerleştirilmesi ve uluslararası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bu söylem, Çin'in Ortadoğu'daki geleneksel yaklaşımının yeni koşullara uyarlanmış halidir. Pekin, ABD'nin yerine geçerek yeni bir askeri hegemon olmak istememekte, aksine bölgesel ülkelerin daha fazla stratejik özerklik kazandığı ve Çin'in ekonomik, diplomatik ve siyasi ağırlığıyla etkileyebildiği bir düzen arzulamaktadır.

Bu yönüyle Şi'nin önerisi, son dönemde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı gibi bölgesel sahiplenme arayışlarıyla da dolaylı paralellik taşımaktadır.

Çin, bu tür mekanizmaların doğrudan parçası değildir ancak güvenliğin yalnızca dış güçlerin garantilerine bırakılmaması gerektiği fikri Pekin'in yeni söylemiyle örtüşmektedir. Bununla birlikte Çin'in temel şartı, bu tür oluşumların İran karşıtı veya yeni bloklaşmalar üreten yapılara dönüşmemesidir.

Ziyaretin daha sembolik fakat ihmal edilmemesi gereken bir başka boyutu ise medeniyet söylemidir… Mısır, bu söylem açısından Çin için ideal bir ortaktır. Mısır, batılı olmayan köklü bir medeniyet, güçlü bir devlet geleneği ve Küresel Güney'de önemli bir siyasi merkezdir."

(Anadolu Ajansı, "Şi'nin Kahire ziyareti: Ekonomik zorunluluk,
stratejik özerklik ve yeni güvenlik arayışı
"),
AA, Dr. Kadir Temiz, ORSAM)


Sözün özü şudur:

• Avrasya rotasını çizerken artık ABD'nin iznini beklemiyor (Al Majalla dergisi İngilizce baskısı, 3 Eylül 2026).
• Pekin, Orta Asya'daki ekonomik şartları giderek daha fazla belirliyor ve Moskova'nın bu yeni gerçeğe uyum sağlamasını bekliyor.
• Aynı zamanda Çin, Küresel Güney ülkelerine, Amerikan baskısı altındaki hükümetlerin hâlâ güvenilebilecek pratik alternatiflere sahip olduğu yönünde bir mesaj iletiyor.
• Çin, ortaklarıyla birlikte küresel yeni bir jeopolitiğin oluşumunu hedefliyor. Dost ya da düşman, herkesin bunun farkında olarak hesap yapmasında yarar var.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA OKU

Hakkında daha ayrıntılı: ÇİNMISIRAsyaFAİK BULUTdosya

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Zeki Sarıhan 12 Eylül 1980: "Bizim oğlanlar başardı!"

PODCAST

TÜRKİYE'DEN SESLER

Sare Şanlı Savaşın en sessiz silahı: Bosna'dan Kongo ve Sudan'a uzanan cinsel şiddet

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu NATO strateji olarak kuantum-hazır ittifak

TÜRKİYE'DEN SESLER

Hasan Köse İslam siyaset düşüncesinde beka mı adalet mi? (16)

İlgili Haberler
Makroekonomi İBB ÖĞRENCİ ABONMANI 1 TL Mİ? Aylık Öğrenci Abonman Ücreti Ne Kadar Oldu? İstanbulkart 1 TL Öğrenci Abonmanı Nasıl Yapılır? İşte Detaylar CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi GRTHO, Pastanza Gıda’yı bağlı ortaklık haline getirecek Paratic · 22 dk önce Makroekonomi Ayes Çelik bağlı ortaklığının unvanı değişti Paratic · 24 dk önce Makroekonomi Avrupalı ağır vasıta üreticilerinden AB'ye 3 yıl erteleme çağrısı CNN Türk Ekonomi · 26 dk önce Makroekonomi ABD'den İran ve petrol mesajı: Tahvil faizlerindeki yükselişin nedeni belli oldu CNBC-e · 31 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.