Bir olay
Olay, bir casus romanına benzemiş. Amerika’da “Nadir kitap” (Rare book) satan kitapçılar, birden olağandışı siparişler almaya başlamışlar. Her şeyden önce sipariş edilen kitapların sayısı anormal imiş... Bir kerede bir kaç, bilemedin en fazla 10, kitap yollamaya alışmış kitapçılar 100 ya da 200 kitabı nasıl paketleyeceklerini bile bilememişler. İstenen kitaplar arasında bir ilişki de yokmuş; örneğin, “Justice“, “Democracy“ ve “Today’s Turkey“. En gizemlisi de müşterilerin isimleri olmuş. İsimler, bir casus romanındaki takma isimler gibiymiş: Kırmızı Serçe Projesi (Red Sparrow Project), Mavi Saka Kuşu Projesi(Blue Finch Project), Yeşil Papağan Projesi (Green Parrot Project).
Sonunda bir kitapçı kadın işin peşine düşmüş. Madem karşı taraf casus gibi davranıyor, ben de casusluk yaparım demiş. İki kitabın kapakları arasına, kredi kartı büyüklüğünde elektronik izleme aygıtı (tracker) yerleştirmiş. Sonra da başlamış bilgisayardan izlemeye. Kitabın biri önce Ohio’daki bir depoya gitmiş. Oradan Addison, Illinois’teki bir sanayi kompleksine. Burada büyük ölçekli bir kitap tarama şirketi varmış. İkinci kitap da önce Kenosha, Wisconsin’e gitmiş. Oradan Las Vegas’taki bir adrese. Burada Amazon’un iki tesisi varmış. Buradan da Mexicali, Mexico’da bir geri-dönüşüm kâğıt üretim tesisine. Olay bu şekilde çözülmüş.
Kitapçılar olağandışı satış miktarları ile önce sevinmişler. Ama kitap imhası ile olayın nereye gittiğini, işlerinin sonunun yaklaştığını görünce üzülmüşler. Bir kitapçı durumu Charles Dickens’ın dizeleri ile özetlemiş: “Güzel bir gündü. Kötü bir gündü“ (It was a good day. It was a bad day).
Yapay zeka ve kitaplar
Artık bir sır değil. Yapay zekâ şirketleri (Örneğin, OpenAI’ın ChatGPT’si, Anthropic’nin Claude’u, Google’un Gemini’si) bu kitapları alıyor, tarıyor, dijital forma sokuyor ve sonra da basılı kitapları imha ediyorlarmış. Peki, yapay zekâ şirketleri bu dijital kitapları ne yapıyorlarmış? Bunları yapay zekâların “büyük dil modelleri“ni (large language models) eğitmek için kullanılıyormuş.
Yapay zekâ dil modeli, bir program. Bu program, dilin nasıl çalıştığını öngörmek için kitaplardan büyük miktarda metin ile eğitiliyor. Bu şekilde bir sözcük dizisinde gelecek sözcüğün ne olacağını tahmin etmeyi öğreniyor. Bunu milyarlarca defa yapınca dilbilgisi, stil, nedenleme kalıpları, bir soruyu cevaplamasını veya metin yazmasını öğreniyor.
Bu yapay zekâ şirketlerinden Anthropic, kitap taramayı ve imha etmeyi daha önce de yapmış ve başı da belaya girmiş. Korsan dijital kopya ve de satın aldığı kitapları yapay zekâsının lisan modelini eğitmek için kullanmış. Bazı yazarlar telif hakları için mahkemeye başvurmuş. Şirket bu yazarlarla 1,5 milyar dolar tazminat ödeyerek uzlaşmış. Geçen yıl bir Federal Yargıç, Anthropic’in satın alıp dijital forma döndürdüğü kitaplarda sorun olmadığı hükmüne varmış. Çünkü demiş imha edilen kitap sadece dijital form için kullanılıyor ve bu dijital kitaplar üretilip satılmıyor.
Kitapları taramada iki yöntem kullanılıyormuş: Tahripsiz ve tahripli. Tahripsiz taramada birisi kitabı alıyor, sayfalarını elle çevirip taratıyormuş. Tahriplide ise kitabın cildi giyotinle kesiliyor ve bir makine bu sayfaları daha hızlı biçimde tarıyormuş. Elon Musk, SpaceX AI modellerinde kitap taramalarında “nadir kitaplar“ için tahripsiz yöntemi kullandıklarını belirtmiş
Bir yorum
Yıllar önce üniversitede sınavda bir öğrenciyi akıllı telefonuyla Google kullanarak kopya çekerken yakalamıştım. Öğrenci kendini şöyle savunmuştu: “Sorunun cevabı Google’da varsa ben niye öğreneyim?“ Korkum o ki, öğrenmekten bu kadar çekinen birisine iş dünyasında ihtiyaç kalmayacak. Çünkü yapay zeka onun işlerini yapacak.
Kitabın geldiği son aşama e-kitap. Nerelerden gelmişiz buraya? Önce kulaktan kulağa geçermiş öyküler, olay sözelmiş. Sonra yazının icadı ile sözler kilden veya taştan tabletlere ya da bambulara yazılmış. Eski Mısır, Yunan ve Roma’da ise papirüsten yapılmış tomarlar kitap görevi görmüş. Orta Çağda parşömene yazılmış, ciltli el yazması kitaplar devreye girmiş. Gutenberg ile matbaanın icadı ve seri üretimi görüyoruz. Ciltsiz, karton kapaklı (Paperback) kitaplar ile kitap hacmi büyümüş. Son aşama e-kitap. Sesli kitap ile de kitap sanki işin taa başına gidiyor.
Kitaplığımda kitaplarım var. Her ne kadar kitabın yeri başka diyorsam da, artık kitapları elektronik tabletimden okuyorum. Çünkü pratik, taşıması kolay. Ataköy’den Kuzguncuk’a taşınıyorduk. Taşıma firmasının bir çalışanı son kitap kutusunu omuzlayıp merdivenlerden çıkmış, odaya getirmişti; alnından ter damlıyordu. “Sizin de kitap döküntünüz çokmuş; yordu“ demişti. Elektronik kitaplarla böyle bir sorun olmayacak.
Yapay zekâ firmaları basılı kitapları böyle yok ederse ve kitap basmanın maliyeti bu kadar artarsa, elektronik kitapların piyasayı kaplama alanı daha da artacak. İleriki yüzyıllarda basılı kitap bulmak için belki arkeolojik kazılar yapılacak. İlginç sahneler ortaya çıkacak. Örneğin, kazı bölgesinden bir ses yükselecek. “Buldum, buldum bir kitap buldum. Üstünde anayasa yazıyor. Sanki hiç kullanılmamış gibi, tertemiz“ Kazı heyetinden bir siyaset tarihçisi buna karşılık verecek: “Biliyorum, bir dönem gerçekten kullanılmamış, rafa kaldırılmış“.
Bakalım bu değişen dünyada daha neler göreceğiz?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.