YAYINLAMA 14 Eylül 2026 00:00
GÜNCELLEME 14 Eylül 2026 00:08
YENER KARADENİZ/İSTANBUL
Türk tekstil ve hazır giyim sektöründe son yıllarda yaşanan rekabet gücü kaybı, düşük kapasite kullanımı, yüksek faizler ve iç pazardaki daralma sektörün gündemindeki yerini koruyor. TİM Başkan Vekili Ahmet Öksüz ile İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Şişman, sektörün mevcut durumunu, OVP’den beklentilerini, Mısır’a kayan üretimi ve ihracat pazarlarındaki gelişmeleri değerlendirdi.
Türkiye’nin son birkaç yılda rekabet gücünde ciddi kayıp yaşadığını belirten Ahmet Öksüz, Orta Vadeli Program’da döviz kurunun bundan sonraki dönemde enflasyonun altında kalmayacağı yönünde bir işaret aldıklarını söyledi. Bunun sektör açısından olumlu olduğunu ancak geçmiş dönemde oluşan kaybı ortadan kaldırmadığını vurgulayan Öksüz, “Bundan önceki sürecin getirdiği bir yük var TL üzerinde. OVP bundan sonrasına çözüm getiriyor ancak geçmişin getirdiği yükü telafi etmiyor” dedi. Sektörün son üç yıldaki en büyük sıkıntısının kur artışının enflasyonun altında kalması olduğunu dile getiren Öksüz, yüksek faizlerin de üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Faizlerin normal seviyelere çekilmesi gerektiğini belirten Öksüz, istihdam desteği ile döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını talep ettiklerini kaydetti. Türkiye’de sanayinin ekonomideki payının yüzde 15’lere kadar gerilemesini de önemli bir risk olarak değerlendiren Öksüz, “Türkiye bir İngiltere değil. Bizim sanayiye ihtiyacımız var. Şu anda yatırım ortamı olmadığı için bir taraftan tesisler kapanıyor, diğer taraftan yenileri açılmıyor. Mevcut tesisleri korumak esas olmalı. Çünkü kaybedilen tesisler tekrar yerine gelmiyor” diye konuştu.
Kapasitenin yüzde 40’ı atıl
Tekstil sektörünün yaklaşık yüzde 60 kapasiteyle çalıştığını söyleyen Öksüz, kapasitenin yaklaşık yüzde 40’ının atıl durumda olduğunu belirtti. Sektörde tesis kapanışlarının devam ettiğine işaret eden Öksüz, ayda bir iki büyük kapanış haberi duyduklarını söyledi. Hammadde maliyetlerindeki artışın satış fiyatlarına yansıtılamamasının da karlılığı baskıladığını anlatan Öksüz, pamuk fiyatlarının yüzde 20-30 civarında arttığını ancak talep zayıf olduğu için bu artışın müşteriye yansıtılamadığını kaydetti.
İhracatta ise ilk sekiz ayda küçük de olsa artış olduğunu ifade eden Öksüz, yılın da artıda tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Buna karşılık mevcut koşullarda şirketlerin para kazanmakta zorlandığını belirten Öksüz, bunun sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Tekstil ve hazır giyimde son dönemde istihdamda görülen sınırlı toparlanmaya da değinen Öksüz, çalışan başına verilen 3 bin 500 TL’lik desteğin yükseltilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye, Avrupa için vazgeçilmez
Türkiye’nin özellikle Avrupa açısından önemli bir tekstil tedarikçisi olmaya devam edeceğini belirten Öksüz, ülkedeki üretim altyapısının yakın coğrafyada kolaylıkla ikame edilemeyeceğini söyledi. Türkiye’deki tekstil tesislerinin teknolojik açıdan eski olmadığını vurgulayan Öksüz, Kuzey Afrika ve Mısır’daki birçok üretim tesisine kıyasla Türkiye’nin daha modern bir altyapıya sahip olduğunu ifade etti. Robotlaşmanın hazır giyim üretiminde dengeleri değiştirebileceğine dikkat çeken Öksüz, gelecekte Avrupa’da 7 gün 24 saat çalışan robotik hazır giyim fabrikalarının kurulabileceğini, bunun Türkiye’nin kumaş ihracatı açısından yeni fırsatlar yaratabileceğini söyledi. Öksüz, boya ve terbiye gibi süreçlerde insan faktörünün önemini koruyacağını da vurguladı.
İhracat pazarlarında ABD’nin yükselişine dikkat çeken Öksüz, İtalya’nın 561 milyon dolarla ilk sırada, ABD’nin ise 559 milyon dolarla hemen arkasında bulunduğunu söyledi. Mısır’ın da hızla büyüyen pazarlardan biri olduğunu belirten Öksüz, Türk hazır giyim üreticilerinin buradaki faaliyetlerinin Türkiye tekstil sektörü açısından hammadde ihracatı fırsatı yarattığını ifade etti.
Üretimin Mısır ve Suriye gibi ülkelere taşınmasının her şirket için çözüm olmadığını da vurgulayan Öksüz, Türkiye’de başarılı olamayan bir şirketin yalnızca üretimi başka ülkeye taşıyarak başarılı olmasının zor olduğunu söyledi. Öksüz, daha nitelikli üretimin Türkiye’de tutulup fiyat rekabetinin yoğun olduğu ürünlerin yakın coğrafyada üretilmesinin daha gerçekçi bir model olduğunu kaydetti.
Première Vision eski havasında değil
Uluslararası tekstil fuarlarındaki dönüşüme de değinen Öksüz, Paris’te düzenlenen Première Vision’ın eski ağırlığını kaybettiğini savundu. Fuarın maliyetlerinin yükseldiğini ve daha fazla Uzakdoğulu katılımcıya açılmasıyla geçmişteki üst segment yapısından uzaklaştığını söyleyen Öksüz, İtalyan üreticilerin de giderek kendi ülkelerindeki fuarlara yöneldiğini belirtti. Türkiye’nin kendi güçlü fuarını oluşturmasının sektörü rahatlattığını ifade eden Öksüz, “Kendi fuarımızın olması bizi gerçekten rahatlatıyor. Artık onlara gebe değiliz” dedi.
Bu yılki tablo görece daha olumlu
İTHİB Başkanı Ahmet Şişman da tekstil ihracatında bu yıl görece daha olumlu bir tablo bulunduğunu söyledi. İhracat miktarlarında gerileme görülmesine rağmen değer bazında sınırlı artış yaşandığını belirten Şişman, asıl sıkıntının iç piyasada olduğunu kaydetti. İç pazarın kısa sürede toparlanmasının zor göründüğünü ifade eden Şişman, hazır giyim sanayi üretim endeksindeki yüzde 15,1’lik küçülmeye dikkat çekti. İmalat sanayinde yüzde 1 civarında artış görülürken tekstilde yüzde 1,5 daralma bulunduğunu belirten Şişman, tekstilin hazır giyim kadar sert bir gerileme yaşamasa da iç pazardaki zayıflıktan etkilendiğini söyledi. Ekonomide geçmiş dönemden taşınan maliyet yükünün sektörün üzerinde kalmaya devam ettiğini söyleyen Şişman, “Geriden gelen çok büyük bir yük var. Orada duruyor ve belimizi bayağı büküyor. İşleri düzeltmek için tek başına şunu yapın diyebileceğimiz bir reçete de yok” ifadelerini kullandı.
Destek ihtiyacı olana verilmeli
Şişman, kısa vadede istihdam ve döviz dönüşüm desteklerinin artırılmasının sektöre nefes aldırabileceğini söyledi. Döviz kurunda ani sıçrama yerine enflasyonun bir miktarın üzerinde, öngörülebilir bir artışın ihracatçı açısından daha sağlıklı olacağını ifade eden Şişman, hızlı kur artışlarının da müşterilerin indirim talebini beraberinde getirdiğini anlattı. Döviz dönüşüm desteğinin mevcut haliyle sektörler arasında adaletsizlik yarattığını savunan Şişman, desteğin ihtiyacı daha yüksek sektörlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Aynı parayı devlet yine vermiş olacak ancak ihtiyaç olmayan yerde şirketin cebine gitmek yerine ihtiyaç olan yerde sektöre ve istihdama fayda sağlayacak” diyen Şişman, hazır giyimin mevcut koşullarda daha güçlü desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Çin’de benzer desteklerin yüzde 10-15 arasında değişebildiğini belirten Şişman, Türkiye’de özellikle yüksek istihdam sağlayan hazır giyim sektörünün korunmasının önemine dikkat çekti. Şişman, “Bir anda bu kadar insanı sokağa salamazsınız. Herkes de kurye olacak değil. Böyle bir ülke olamaz” dedi.
Türkiye’de düzenlenen Texhibition İstanbul’un uluslararası tekstil fuarları arasındaki ağırlığının hızla arttığını söyleyen Şişman, Première Vision’a katılan bazı şirketlerin yüksek maliyetlerden rahatsız olduğunu vurguladı.
Tişörtü Mısır'da, gömleği Türkiye'de üret
Hazır giyim üretiminin Mısır ve Suriye gibi yakın ülkelere kaymasının Türk tekstil sektörü açısından yalnızca tehdit olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ahmet Şişman, bu üretimin Bangladeş, Kamboçya veya Vietnam'a gitmesi halinde Türkiye'nin hammadde tedarikinde devre dışı kalabileceğini söyledi. Üretimin Türk şirketlerinin kontrolünde yakın coğrafyaya taşınmasının ise Türkiye'den kumaş ve diğer tekstil ürünleri ihracatını destekleyebileceğini ifade etti. Şişman, "Burada artık düz, beyaz tişört dikmek çok zor. Ama o işi de bırakmamanız gerekiyor. Güçlü bir üreticiyseniz gömleği burada dikin, tişörtü Mısır'da üretin ama yine siz yönetin. Bugün tişörtü bırakırsanız yarın gömleği de bıraktırırlar" dedi.
Çinliler de Mısır'a hızlı giriyor
Tekstil yatırımlarının da uzun vadede hazır giyimin ardından bu ülkelere gideceğini söyleyen Şişman, bunun yakın zamanda gerçekleşmesini beklemediğini ancak ekonomik gelişmenin doğal sonucu olabileceğini kaydetti. Mısır'a Çinli şirketlerin de hızla yatırım yaptığını belirten Şişman, Türk şirketlerinin boşalttığı alanların rakipler tarafından doldurulacağı uyarısında bulundu. Türkiye'de daha yüksek katma değerli hazır giyim üretiminin devam edeceğini öngören Şişman, düşük katma değerli ürünlerde ise yakın coğrafyadaki üretim üslerinin Türk şirketleri tarafından yönetilmesinin sektörün bütünlüğünü koruyabileceğini söyledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.