13 Eylül 2026, Pazar · 19:04 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Bakan Fidan: Suriye'deki tüm silahlı unsurlar birleşmeli

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'deki tüm silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi açısından zaruri olduğunu söyled…

Bakan Fidan: Suriye'deki tüm silahlı unsurlar birleşmeli

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'deki tüm silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi açısından zaruri olduğunu söyledi. Fidan, İsrail'in Suriye'yi istikrarsızlaştırmaya yönelik politikalar izlediğini belirterek, uluslararası topluma İsrail'i bu politikadan döndürme çağrısı yaptı.

13 Eylül 2026 17:43 13 Eylül 2026 17:46 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Bakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Şam'da düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Suriyeli mevkidaşı Şeybani ve arkadaşlarına gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür eden Fidan, Suriye ve Türkiye ilişkilerinin son iki yılda inanılmaz derecede ivme kazandığını vurguladı.

Fidan, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'nin sadece Türkiye ile olan ilişkilerinde değil adeta dünya ile ilişkilerinde yeni bir başlangıç yapmak zorunda kaldığını belirterek "Eski Suriye, bildiğiniz gibi dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan, adeta kanını emen sömüren bir rejimdi. Eski Suriye'nin gitmesi, yeni Suriye'nin gelmesi, herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

Suriye'nin uluslararası toplum, bölge ülkeleri ve Türkiye ile her türlü alanda işbirliğini geliştirme konusunda büyük gayret gösterdiğini aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi marjında ortak planlama grubu kurup, iki ülke arasındaki bütün konuların en hızlı ve profesyonel şekilde ilerletilmesi konusunda talimat verdiğini söyledi.

Fidan, Suriye'nin her geçen gün ekonomik olarak daha da kalkındığını, savaştan kaynaklı yaralarını daha da fazla sarmaya başladığını vurgulayarak, "İnşallah, bölgemizdeki bütün savaşlar, çatışmalar, işgaller tıpkı Suriye'de olduğu gibi teker teker mutlu bir şekilde sona erer ve bölgemiz hak ettiği huzura, refaha, emniyete kavuşur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın zamanda Suriye'ye bir ziyaret planladığını aktaran Fidan, bugün Erdoğan'ın ziyareti öncesinde yüksek planlama grubunun yapabileceği çalışmaları gözden geçirdiklerini, ziyaretin bu açıdan da önem taşıdığını vurguladı.

Fidan, SDG'nin kendini feshetmesi ve Suriye'nin devlet kurumlarına entegrasyona yönelik atmış olduğu adımı "önemli bir girişim" olarak nitelendirerek, şunları kaydetti:

"Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilen önemli bir yapıcı cevap. İnşallah bunun alanda vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini, sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu deklarasyon aşaması önemli ama bunun tabii hayata geçmesi gerekiyor. Ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi bakımından zaruridir. Sadece SDG'nin değil, biliyorsunuz bir savaş döneminden kalma ne kadar silahlı grup varsa bunların hepsi teker teker milli ordu altında birleştiriliyor. Bu, ülkenin istikrarı için önemli, ülkeye yatırım getirilmesi için önemli, ülkenin milli bünyesinin güçlü olması için önemli, ülkedeki bütün vatandaşların kendini emin hissetmesi için önemli. Bu konudaki adımların hepsini destekliyoruz. Entegrasyon sürecinin de inşallah en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz."

Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde hiçbir inancın, etnik kimliğin inkara ve takibata uğramadan, baskı altında kalmadan özgürce kendilerini ifade etmesi ve yaşamasının önemli olduğunun altını çizen Fidan, "Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşlarımızın eskisinden daha fazla kendilerini emin, daha fazla özgür, daha fazla müreffeh hissetmeleri amaçlanmaktadır. Türkiye'nin de perspektifi budur. Cumhurbaşkanımız özellikle Suriye'deki, Irak'taki Kürt kardeşlerimizin refahı, istikrarı ve emniyeti için de büyük bir hassasiyet göstermektedir." ifadelerini kullandı.

Fidan, başta ekonomi olmak üzere Suriye'de birçok alanda gelişmeler kaydedildiğine işaret ederek, ABD'nin, Suriye'yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkarmasını örnek gösterdi.

Bu adımla Suriye'nin dünya ekonomisi ile yeniden bütünleşmesinin önündeki başlıca engellerden birinin daha kalkmış olduğunu belirten Fidan, bunun önemli bir haber olduğunu ve yatırımcıları yakından ilgilendirdiğini dile getirdi.

Fidan, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) Suriye'nin nükleer dosyasını kapamış olmasına da işaret ederek "Arkadaşlarımız gerçekten bu konuda çok profesyonel, uyumlu, iyi bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini de tebrik ediyoruz. Türkiye olarak da bu konuda her türlü yapıcı katkıyı vermeye gayret ediyoruz. Özellikle eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta." şeklinde konuştu.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve beraberindeki geniş iş insanı heyetinin ağustosta Şam ve Halep'i ziyaret ettiğini hatırlatan Fidan, "Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımları artırmayı ve orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." dedi.

Fidan, Hürmüz Boğazı'ndaki son olaylardan sonra dünya ve bölge ekonomisinin nasıl krize girdiğinin görüldüğünü aktararak, bağlantısallığın giderek önem kazandığını ve Suriye'nin bu konuda hayati rol oynayacağına inandıklarını belirtti.

Suriye'nin Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e, Irak üzerinden doğuya Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlandığına işaret eden Fidan, "Bunun haritada değil, aynı zamanda pratikte de inşa edilecek olan demir yolları, kara yolları, boru hatlarıyla da hayata geçmesini arzu ediyoruz. Biliyorsunuz, şu anda bir demir yolu projesi var. Türkiye, Suudi Arabistan, Suriye'nin üzerinde çalıştığı bu güzergahı hem Körfez'e hem Avrupa'ya bağlayan önemli bir proje. Bu konuda da yoğun bir çalışmamız var." diye konuştu.

Fidan, tüm bu olumlu gelişmelerin içerisinde bir tane de "olumsuz tablo" bulunduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Bölgeye ve dünyaya bu kadar umut veren bir Suriye varken birdenbire Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için gayret gösteren bir aktör var. O aktörün adını da biliyorsunuz; İsrail. İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte. Ebu Zuhur askeri hava üssüne gerçekleştirilen saldırı bunun en son örneklerinden biridir. Suriye'nin kendi topraklarında güvenliği sağlaması, terörizmle mücadele etmesi ve ulusal kapasitesini geliştirmesi Suriye'nin egemenlik hakkıdır. İsrail'in saldırıları uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak, DEAŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir. Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri de bu çerçevede yakın takip etmekteyiz. Burada yaşanan istikrarsızlıkta da İsrail'in parmağı olduğunu biliyoruz. Zaten kendileri de bunu saklamıyorlar, açıktan söylüyorlar."

Fidan, Dürzilerin Suriye toplumunun asli unsurlarından biri olduğunu ve geleceklerini Suriye'nin birlik ve bütünlüğü içerisinde gördüğünü söyleyerek, "Geçen yıl açıklanan Süveyda yol haritası, güvenliğin tesisi, kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması ve toplumsal uzlaşı bakımından gerekli zemini sunmaktadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan adım, üzerinde mutabık kalınmış ve bu çerçevenin hayata geçilmesidir." dedi.

İsrail'le güneyde varılacak kalıcı çözüm için 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması temelinde bir güvenlik düzenlenmesinin tek gerçekçi çerçeveyi oluşturduğunu vurgulayan Fidan, uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum beklediklerini dile getirdi.

Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile bugünkü görüşmesinde İsrail'in uluslararası hukuka aykırı şekilde Suriye'nin egemenliğine kast eden adımları karşısında Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların nasıl daha etkin biçimde harekete geçirilebileceğini de etraflıca ele aldıklarını aktardı.

Suriye ile her alanda yakın işbirliğini sürdüreceklerini yineleyen Fidan, "Biz, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz ve bütün adımların da bu yolda atıldığını müşahede ediyoruz. Son dönemde elde edilen kazanımlar, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu göstermektedir. Türkiye olarak hem ulusal kapasitemizle hem de uluslararası toplumun halinde elimizden gelen çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

İki ülke arasındaki ekonomik işbirliği

Bakan Fidan, pozitif gündemde çok sayıda talep olduğunu, bunların hepsini gerçekten karşılamaya yönelik bir sistem kurmaya çalıştıklarını bildirdi.

Fidan, her iki ülkeden iş insanlarının karşılıklı yatırım, ortaklık, hareketlilikle ilgili taleplerinin gündemlerini oldukça meşgul ettiğini, bu konuda daha iyi bir sistem kurma meselesinin çok önemli olduğunu belirtti.

Bunun finans, vize hareketliliği, işin durumuna göre iş ruhsatı, lisans, izin verme, ortaklıklar gibi birçok konuyu kapsadığına işaret eden Fidan, şu anki inanılmaz talepten dolayı memnun olduklarını dile getirdi.

Fidan, talebe yetişecek bir altyapıyı, zemini hızlıca oluşturmaya çalıştıklarını vurgulayarak, özellikle Türkiye'deki sanayi yatırımcılarının da buna ilgi gösterdiğini görmenin kendilerini çok memnun ettiğini kaydetti.

"Türkiye'deki özellikle tekstil başta olmak üzere sanayicilerimizin buraya yönelik büyük bir ilgisi var. İnşallah bunu daha da ileriye götüreceğiz." ifadelerini kullanan Fidan, Türkiye'de uzun yıllar kalan Suriyelilerin her iki ülkenin de dilini ve kültürünü bildiğini hatırlattı.

Bu kişilerin farklı alanlarda harekete geçirdiği geniş bir network alanı olduğunu söyleyen Fidan, bunun, her iki ülke için de önemli olduğunun altını çizdi.

Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile konuşmalarında, son günlerde Türkçenin Suriye'deki müfredatta seçmeli ders statüsüne ilişkin yanlış anlaşılan ve kamuoyuna farklı şekilde yansıyan konuyu da ele aldıklarını ifade etti.

Fidan, "(Türkçenin seçmeli ders statüsü) Bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını (Şeybani) kendileri bize ilettiler." dedi.

İki ülke ilişkilerini en iyi şekilde ilerletmek için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayan Fidan, talep, istek ve gerekliliğin çok fazla olduğunu aktardı.

Fidan, Türkiye ve Suriye liderlerinin bu konuda ortak planlama ve koordinasyon kurulu kurulması ve bunların yakından takip edilmesi talimatını verdiğine işaret ederek, hızlı karar almanın önemine değindi.

Kaybedecek vakit olmadığının altını çizen Fidan, bölge ve Suriye'nin çok fazla zaman kaybettiğini söyledi.

Fidan, bunun telafi edilmesi, bürokrasinin süreçlere destek veren ve hızlandıran itici bir güce dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.

İsrail'in bölgedeki olumsuz etkisi

İsrail'in bölgede oluşmaya başlayan huzur ikliminde ve yeni dönemde negatif bir rol oynadığını yıllardır gördüklerini kaydeden Fidan, "(İsrail) Bir türlü yapıcı ve pozitif role gelmek istemiyor." diye konuştu.

Fidan, Tel Aviv yönetiminin bunun yerine yayılmacı, yok edici ve istikrarsızlaştırıcı politikalara sahip olduğunu dile getirerek, İsrail'in bölgedeki politikalarından birinin Filistin topraklarını işgal ederek, Filistinlileri dışlayarak bir Filistin Devleti'nin kurulmasına izin vermemek olduğunu vurguladı.

Bakan Fidan, İsrail'in diğer bir politikasının ise birinci dereceden sınır komşusu olan Suriye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi Arap-Müslüman ülkelerin hiçbir zaman için güçlü, ekonomik olarak müreffeh, istikrarlı ve gelişmiş olmalarına izin vermemek olduğunu belirtti.

İsrail'in bu ülkelerin gelişmiş ve müreffeh olmasını kendisine karşı bir tehdit unsuru olarak gördüğünü vurgulayan Fidan, "Bu noktada bu ülkelerdeki istikrarsızlığın devam etmesi için elinden geleni yapıyor." ifadesini kullandı.

Fidan, bölgede herkes kendi sınırında kaldığı, başkasının toprağına göz dikmediği, başkasının istikrarsızlığı için gayret göstermediği sürece, herkese yetecek kadar ekonomik refah, mutluluk ve barış olduğunu ve bunun peşinden gitmek gerektiğini söyledi.

Bakan Fidan, şunları kaydetti:

"Ama İsrail, maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze soykırımında da gördük. Kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor. Bütün bir bölge tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendiriliyor."

Böyle radikal fundamentalist bir zihinle uluslararası toplumun farklı türden bir dil geliştirmesi gerektiğini aktaran Fidan, Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımların sadece Suriye'yi ve bölgeyi değil, bölge ötesini etkileyecek bir konu olduğunu ve uluslararası toplumun elinden gelen gayreti göstererek İsrail'i yürüdüğü yanlış yoldan döndürmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Mersin'de gemi altında kokain zulası: 1,5 milyarlık darbe! Finans Gündem (ing) · 25 dk önce Borsa Kayıp bebeği babası mı sattı? Valilikten açıklama Ekonomim · 40 dk önce Makroekonomi Altın konsolidasyon sonrası 6 bin doların üzerine çıkabilir Paratic · 1 saat önce Borsa Kayıp bebek olayında korkunç iddia! Para karşılığı satıldı Finans Gündem (ing) · 1 saat önce Borsa Piyasalarda haftanın kazananı ve kaybedeni belli oldu! Altın yatırımcısı dikkat: Uzmandan 5.000 dolar ons öngörüsü Uzmanpara · 2 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.