YAYINLAMA 13 Eylül 2026 13:50
GÜNCELLEME 13 Eylül 2026 14:02
RUHİ SANYER
Borsa İstanbul’da bazı şirketler vardır; bilançosundan çok arkasındaki ortaklık yapısıyla merak edilir. Pusula da son yıllarda bu yapılardan biri haline geldi. Çünkü bugün Pusula dediğimizde yalnızca bir portföy yönetim şirketinden söz etmiyoruz.
Tasarruf finansmanından aracı kurumlara, fon yönetiminden halka açık şirket ortaklıklarına, bankacılık tarafındaki girişimlerden holding yapılanmasına kadar uzanan geniş bir finansal ağ ortaya çıkıyor. Ancak şimdi bu yapının önünde yeni bir dönem var.
Pusula Finans Holding ile Tera Grubu arasında bir süredir devam eden görüşmelerde cuma gecesi kritik eşik aşıldı. Taraflar, Pusula Finans Holding ve hissedarlarının sahip olduğu bağlı şirketlerden oluşan ekonomik bütünlüğün Tera Grubu şirketlerine devri için temel ticari ve finansal şartlarda anlaşmaya vardı.
Bundan sonra SPK, BDDK ve Rekabet Kurumu başta olmak üzere gerekli izin ve onay süreçleri başlayacak. Yani artık anlaşma tamam gibi.
9 Eylül tarihli ilk açıklamayla, Tera’nın Pusula Finans Holding ile birlikte Pusula Portföy, Pusula Yatırım ve Katılım Evim’i kapsayan iktisadi bütünlüğü devralmak üzere masaya oturduğunu öğrenmiştik.
O günlerde sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belirsizken, tarafların temel şartlarda el sıkışmasıyla birlikte cuma gecesinden bu yana Pusula hikâyesinde artık yepyeni ve çok daha somut bir sayfa açılmış oldu.
Hikâyenin merkezindeki isimlerden biri Muhammed Yarız. Hafta sonunda Marmaris’ten Yunanistan’a kaçtığı iddia edilen Yarız hakkında İstabul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartılırken mal ve hesabına da tedbir konulduğu öne sürüldü.
Tera da Yarız ile ilgili haberlerin yayılmasından sonra cumartesi günü bir açıklama daha yaptı. Açıklamada Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerin devralınmasına ilişkin sürecin devam ettiği belirtilerek daha önce açıkladığı stratejik ve finansal değerlendirmelerde herhangi bir değişiklik olmadığını belirtti. Yani bir anlamda bu gelişmelerin “pişmiş aşa su katılmasına” neden olmayacağının altını çizdi.
Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’dan aynı gün akşam saatlerinde konuyla ilgili bir açıklama geldi. Yarız, kamuoyuna yaptığı yazılı açıklamada şehir dışında bulunduğunu ve programını değiştirerek yarın sabah (pazar günü) İstanbul’a döneceğini ifade etti.
Açıklamasında “Tamamlanan işlem sonrasında mevcut yapı içerisindeki yöneticilik görevim sona ermiştir” diyen Yarız, yoğun ve stresli geçen dönemin ardından kısa bir süre dinlenmek amacıyla şehir dışında bulunduğunu ifade etti.
Pusula Finans Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Yarız’ın doğrudan ve dolaylı ortaklıkları, Pusula’nın büyüme sürecinin birçok noktasında karşımıza çıkıyor.
Bu arada Pusula Holding ve Katılımevim'in Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'a da yurtdışı çıkış yasağı getirildiği öğrenildi.
Turhan’ın Pusula tarafındaki yönetim yapısında yer alması, grubun sermaye piyasaları tarafındaki yapılanmasına bakarken dikkate alınması gereken unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Pusula’nın son yıllardaki büyümesine bakıldığında, bunun birkaç şirketin yan yana gelmesinden ibaret olmadığı görülüyor. Katılımevim’in yüzde 79,85’inin Pusula Finans Holding’e 752 milyon TL bedelle devredilmesi, bu büyümenin başlıca adımlarından biriydi.
Ardından 2026’nın ilk aylarında ALB Yatırım’ın yüzde 100’ü 19 milyon dolar karşılığında satın alındı ve şirketin adı Pusula Yatırım olarak değişti.
Mart ayında ise Katılımevim’in İktisat Katılım’daki sahip olduğu tüm payların Pusula Finans Holding’e devredilmesi kararlaştırıldı. Buradaki değerleme 12,42 milyar TL olarak açıklandı.
Pusula bir taraftan portföy yönetimi alanında büyürken diğer taraftan tasarruf finansmanı, aracı kurum ve bankacılık tarafındaki yapılanmasını genişletiyordu.
Pusula’nın bünyesine kattığı halka açık şirketler tarafındaki en çarpıcı örneklerden biri Gündoğdu Gıda idi.
Pusula Finans Holding’in şirkette doğrudan yüzde 11,54 payı bulunurken, Pusula Portföy tarafından yönetilen Denge Katılım Serbest Fon’un yüzde 18,61, Üçüncü Hisse Senedi Serbest Fon’un yüzde 11,09 payı bulunuyor. Muhammed Yarız’ın doğrudan payı da yüzde 15,82 seviyesinde.
Ancak Gündoğdu Gıda’daki asıl değişim şirketin faaliyet alanında yaşandı. Şirket Şubat 2026’da gıda üretimini durdurdu ve Manisa’daki tesislerini sattı.
Ardından nisan ayında şirketin adının Pusula Yatırımlar Holding olarak değiştirilmesi, kayıtlı sermaye tavanının 150 milyon TL’den 3,75 milyar TL’ye çıkarılması ve özel tahsisli sermaye artışlarının planlanması gündeme geldi.
Çalışan sayısının da 25 kişiye kadar düşmesiyle birlikte, şirket eski faaliyet yapısından oldukça farklı bir noktaya geldi. Şirketin adının değiştirilmesi ve sermaye artırımıyla ilgili henüz sonuçlanan bir durum yok.
Burada asıl dikkat çeken, gıda üretiminden çıkan şirketin hemen ardından sermayesinin artırılması ve bir holding yapısına dönüştürülmesinin planlanması. Gündoğdu Gıda’nın bundan sonraki işlevinin de değişeceği açıkça görülüyor.
Çünkü halka açık bir şirketi sıfırdan kurup halka arz etmek hem zaman alan hem de ciddi bir süreç. Gündoğdu Gıda ise zaten halka açık, borsada işlem gören ve hazır bir sermaye piyasası yapısına sahipti. Pusula açısından bunun anlamı açık: Mevcut bir halka açık şirketin yapısından yararlanılarak yeni bir holding yapılanması oluşturuluyor.
Bu nedenle Gündoğdu Gıda’daki gelişmeyi yalnızca bir gıda şirketinin üretimden çıkması olarak görmek yeterli değil.
Şirketin faaliyetinin sona ermesi, çalışan sayısının düşmesi ve hemen ardından unvan ile sermaye yapısının yeni bir holding modeline göre değiştirilmesinin planlanması, Pusula’nın halka açık şirket tarafındaki yapılanmasının nasıl şekillendiğini gösteriyor.
Pusula’nın büyümesinin başlıca ayaklarından biri ise portföy yönetim şirketiydi. Pusula Portföy, bir dönem yaklaşık 750 milyar TL’ye yaklaşan portföy büyüklüğüyle Türkiye’nin en büyük portföy yönetim şirketlerinden biri haline geldi. Ancak bu büyüklük beraberinde yeni bir risk de getiriyordu.
Büyük fonların belli hisselerde yoğunlaşması ve yatırımcıların aynı anda fondan çıkmak istemesi, portföy yönetimi açısından ciddi bir likidite ve yoğunlaşma sorunu yaratabiliyor.
Şubat 2026’da Pusula Portföy tarafından yönetilen fonların Katılımevim’deki toplam payı yüzde 33,01 seviyesine ulaşmıştı. Birden fazla Pusula fonunun şirketin yüzde 5’inden fazlasına sahip olması, Pusula’nın fon yönetimindeki büyüklüğü ile grup şirketleri arasındaki ilişkinin ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyordu.
Sonrasında SPK’nın 28 Ağustos’ta yaptığı yeni düzenleme geldi. Yatırım fonlarında özellikle serbest fonların tek bir hissede yoğunlaşmasına ilişkin kurallar değiştirildi.
Aynı portföy yönetim şirketinin yönettiği fonların toplam pozisyonları da hesaplamaya dahil edildi. TEFAS’a açık fonlarda ise bazı hesaplamalar şirketin toplam sermayesinden çok halka açık pay miktarı üzerinden yapılmaya başladı.
Bu düzenlemenin Pusula açısından sonuçları oldu. Ancak burada zamanlamaya dikkat etmek gerekiyor. Pusula Portföy’deki yatırımcı çıkışlarının tamamını 28 Ağustos’taki düzenlemeye bağlamak doğru değil. Pusula’nın kendi açıklamasına göre yeniden yapılanma ve sadeleşme süreci zaten daha önce başlamıştı.
Bu süreçte yaklaşık 90 milyar TL’lik yatırımcı çıkışından söz edildi. Büyük bir portföy yönetim şirketinde bu ölçekte bir çıkışın yönetilmesi kolay değil. Özellikle bazı hisselerde yoğunlaşmış pozisyonlar varsa, fon yöneticisinin likidite yaratması ve portföyü yeniden düzenlemesi gerekiyor.
Tam bu sırada Katılımevim tarafındaki gelişmeler öne çıktı.30 Ağustos’ta Pusula Finans Holding, Katılımevim hisselerinde 10 milyar TL’ye kadar ilave alım yapabileceğini açıkladı. Ardından 1-3 Eylül tarihleri arasında yapılan alımlarla Pusula Finans Holding’in Katılımevim’deki doğrudan payı yüzde 29,50 seviyesine yükseldi.
Bu işlemleri tek başına değerlendirmek yerine zamanlamasıyla birlikte okumak gerekiyor. Bir tarafta Pusula Portföy fonlarında yeniden yapılanma ve yatırımcı çıkışları, diğer tarafta SPK’nın yeni fon düzenlemesi, hemen ardından Pusula Finans Holding’in Katılımevim’deki doğrudan payını artırması ve birkaç gün sonra Tera ile görüşmelerin başlaması var.
Bu süreçte piyasa kulislerinde konuşulan başlıklardan biri de iki düzenleyici kamu kurumu ile bir kamu bankasının sürece nasıl yaklaşacağıydı.
Pusula’nın büyüyen finansal yapısı, fon tarafındaki hareketlilik ve tasarruf finansmanı şirketinin de grubun içinde bulunması nedeniyle BDDK’nın ve TMSF’nin olası rolü bir süre piyasada tartışıldı.
Aynı dönemde Ziraat Bankası’nın da sürece dahil olabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Ancak ardından 9 Eylül’de Tera’dan gelen açıklama bütün bu tartışmaların üzerine yeni bir boyut kattı. Tera Yatırım, Pusula Finans Holding ve bağlı şirketleriyle ilgili görüşmelerin başladığını duyurdu.
Bir gün sonra ise daha somut bir gelişme oldu ve tarafların temel ticari ve finansal şartlarda anlaşmaya vardığı açıklandı.
Anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekici ve akıllara birçok soru işaretini getiriyor. Çünkü Pusula’nın büyüme hikâyesine bakıldığında, son dönemde çok hızlı büyüyen finansal yapının aynı hızla yeniden düzenlenmeye başladığı görülüyor.
Devasa fon büyüklüğü, yüksek yoğunlaşma, yatırımcı çıkışları, grup şirketlerindeki ortaklıkların yeniden şekillenmesi ve şimdi de holding düzeyinde bir devir süreci var.
Rakamlar ve zamanlama birlikte değerlendirildiğinde, bunun yalnızca bir “stratejik satış” olduğunu söylemek güç. Pusula açısından bu satışta yalnızca bir “stratejik tercih” değil, şartların zorladığı bir çıkış unsuru da var.
Başka bir ifadeyle, burada mecburi satış görüntüsünü göz ardı etmek mümkün değil.
Elbette resmi belgelerde “mecburi satış” veya “zorunlu satış” ifadesi olmayacak.
Ancak finansal piyasalarda bazı zorunlulukları sözleşmeler değil, rakamlar ve zamanlama anlatır.
Tera’nın böyle bir yapıyı almak istemesinin nedeni “düşene el uzatmak” değil.
Hazır bir finansal ekosisteme erişim söz konusu ve bu da pek tabii ticari bir hesap. Portföy yönetimi, aracı kurum, tasarruf finansmanı, fon yönetimi ve diğer finansal şirketler aynı ekonomik bütünlüğün içinde bulunuyor.
Tera’nın kendi finansal yapısıyla Pusula’nın mevcut yapısının nasıl bir araya getirileceği bundan sonraki dönemin kritik başlıklarından biri olacak.
Tera Portföy ile Pusula Portföy tarafında nasıl bir yapılanma gerçekleştirileceği, Tera Yatırım ile Pusula Yatırım’ın nasıl konumlanacağı ve Katılımevim’in bu yapının neresinde duracağı önemli.
Bunların hemen birleşeceğini söylemek için henüz erken. Fakat satın alma tamamlanınca, Tera’nın elinde Türkiye finans piyasasında ciddi bir ölçeğe ulaşabilecek bir yapı oluşacak.
Burada ayrıca vurgulanması gereken bir noktayı da gözden kaçırmamak gerekiyor. Pusula Portföy tarafından yönetilen fonların sahip olduğu hisseler, Pusula’nın veya Tera’nın kendi malı değil. Bunlar fon yatırımcılarının varlıkları.
Dolayısıyla Pusula Portföy’ün kontrolünün değişmesi, fonların içindeki hisselerin otomatik olarak Tera’ya geçtiği anlamına gelmiyor. Fonlar kendi mevzuatları ve yatırımcı hakları çerçevesinde yönetilmeye devam edecek.
Asıl değişen, bu fonları yöneten şirketin kontrolü ve onun etrafındaki finansal yapı olacak.
Bu nedenle Pusula hikâyesini yalnızca “bir şirket satıldı” diye okumak eksik kalır. Ortada birkaç yıl içinde portföy yönetiminden tasarruf finansmanına, aracı kurumdan halka açık şirket ortaklıklarına kadar genişleyen bir yapı var. Şimdi bu yapının Tera Grubu altında nasıl yeniden şekilleneceğini izleyeceğiz.
Şimdi geriye iki kritik soru kalıyor: Bu yapının tamamı kaç paraya devredilecek ve Tera’nın eline tam olarak ne geçecek?
Bu iki sorunun cevabını öğrendiğimizde, Pusula’nın neden bu noktaya geldiği kadar Tera’nın neden bu yapıyı almak istediği de çok daha net görülecek.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.