ANA SAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SON DAKİKA YAZARLAR GÃNCEL DÃNYA EKONOMİ SPOR CANLI SKOR AÃIK GÃRÃÅ TEKNOLOJİ YAÅAM KOBİ DİÄER Bizi Takip Edin
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, '2026 yılı sonunda milli gelirimizin 1,8 trilyon doları aÅacaÄını ve kiÅi baÅına düÅen milli gelirin ilk kez 20 bin ABD doları seviyesine yaklaÅacaÄını öngörüyoruz. Temel hedefimiz, enflasyonu tek haneli seviyelere indirerek fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek ve mali disiplinimizi tavizsiz bir Åekilde sürdürmektir.' dedi.
AA9 Eylül 2026 ÃarÅamba 23:18 - Güncelleme: 9 Eylül 2026 ÃarÅamba 23:18
ABONE OL
Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ÅimÅek ve CumhurbaÅkanlıÄı Strateji ve Bütçe BaÅkanı İbrahim Åenel, CumhurbaÅkanlıÄı Külliyesi'nde, 2027-2029 dönemine iliÅkin "Orta Vadeli Program Uluslararası Medya BuluÅması" kapsamında yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Programda, gazetecilere Orta Vadeli Program'a (OVP) iliÅkin bilgi veren Yılmaz, OVP'nin kalkınma planlarıyla uyumlu olarak her yıl güncellenen, makroekonomik, mali ve yapısal politikalara yön veren temel çerçeve olduÄunu belirtti.
Yılmaz, OVP'nin makroekonomik öngörüleri ve politika deÄiÅkenleri ortaya koymanın yanı sıra kamu gelirleri, harcamaları ve borçlanmasına iliÅkin çerçeveyi de belirlediÄini ifade etti.

OVP'nin yıllık bütçenin hazırlanmasına dayanak oluÅturduÄunu ve ilgili dönem için reform gündemini de tanımladıÄını anlatan Yılmaz, ilgili paydaÅlarla istiÅare sürecine özel önem verdiklerini dile getirdi.
Yılmaz, Türkiye'nin küresel ekonominin bir parçası olduÄunu anımsatarak, küresel düzeyde yaÅanan geliÅmelerin ekonomik öngörüleri ve politikaları da etkilediÄini söyledi.
Küresel düzeydeki koÅulların oldukça zorlu bir seyir izlediÄine iÅaret eden Yılmaz, Åunları kaydetti:
"Dünya genelindeki üretime bakıldıÄında, gerçekleÅmesi beklenen seviyenin bir yıl öncesindeki tahminlerin altında kalacaÄı öngörülüyor. Ãzellikle kırsal bölgelerdeki ve sanayi sektöründeki büyüme Türkiye için kritik öneme sahip, zira ihracatımızın önemli bir kısmını bu alanlar oluÅturuyor ve dolayısıyla dıŠtalep ihracatımız açısından büyük önem taÅıyor. Ticaret ortaklarımızı ele aldıÄımızda, geçen yıl Orta Vadeli Program'ı hazırlarken, ticaret ortaklarımızın büyüme oranına iliÅkin uluslararası öngörü yüzde 2,4 seviyesindeyken, bugün bu oran yüzde 1,6'ya gerilemiÅ durumda."
- "SAVAÅ, KÃRESEL EKONOMİYİ ETKİLEDİ"
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz, sanayi üretimindeki yavaÅlamanın oldukça dikkati çekici olduÄunu belirterek, "Geçen yıl, bu yıl için yüzde 3,4'lük bir büyüme öngörülürken, bugün yapılan tahminler yüzde 0,5'lik bir daralmaya iÅaret ediyor. Yani bölgede bir gerileme söz konusu. Bu durum, küresel ticaret koÅullarının pek de elveriÅli olmadıÄını gösteriyor." diye konuÅtu.
Bunun temel nedeninin bölgedeki savaÅ olduÄunu, bunun tüm küresel ekonomiyi, özellikle de Avrupa bölgesini etkilediÄini ifade eden Yılmaz, bu etkinin yansımalarının Türkiye'nin ticaret performansında da görüldüÄünü kaydetti.
Yılmaz, geçen yıl hazırlanan kapsamlı programda, bu yıl için Brent petrol fiyatlarının varil baÅına 64,3 dolar olmasının öngörüldüÄünü hatırlatarak, Ancak bugün yapılan hesaplamalarda ortalama fiyatın 89,3 dolar seviyesinde olduÄu görülüyor. Yani fiyatlarda ciddi bir artıŠsöz konusu." dedi.
Aynı durumun enerji dıÅı emtia fiyatları için de geçerli olduÄunu dile getiren Yılmaz, enerji dıÅı emtia fiyatlarının da yükseldiÄine, küresel enflasyonun da yukarı yönlü bir seyir izlediÄine iÅaret etti.
Yılmaz, bu durumun, OVP'deki öngörülerine de yansıdıÄını belirterek, Åunları kaydetti:
"Büyüme oranımızın yüzde 3,8 olması öngörülüyordu ancak bu öngörüde bir revizyona gittik. Åu anda yüzde 3,3'lük bir büyüme oranı öngörüyoruz. Sanayi üretimi beklentisi de revize edildi, geçen yılki öngörülerle kıyaslandıÄında farklı bir seviyede seyrediyor. Yıl sonu tüketici fiyat endeksi (TÃFE) tahmini yüzde 16 seviyesindeydi ancak bunu yüzde 28,4'e revize ettik. Aslında Merkez Bankası bu tahmini farklı zamanlarda güncelledi ancak OVP yıllık olarak revize edildiÄi için biz de bu güncellemeyi yıllık bazda gerçekleÅtirdik.
Bu nedenle söz konusu revizyon, diÄer dönemlerdeki revizyonlardan daha büyük önem taÅıyor. Aslında bu planı hazırlarken Merkez Bankası ile istiÅarelerde bulunuyoruz. Dolayısıyla bu, çeÅitli ekonomik kurumların öngörülerinin bir araya gelmesi ve mevcut koÅullara dair ortak deÄerlendirmeler yapılması sonucunda ortaya çıkan bir tablodur."
- "DEÄİÅİKLİKLER CARİ İÅLEMLER DENGELERİNİ DE ETKİLEDİ"
Ãngörülerin, dıŠticaret açıÄı gibi kalemler üzerinde de benzer etkiler yarattıÄına iÅaret eden Yılmaz, "ÃrneÄin, daha önce 96 milyar dolar olarak öngörülen bir kalem... Bugün bu rakam 105 milyar dolar seviyesinde, yani geçen yıla kıyasla yaklaÅık 9-10 milyar dolarlık bir fark söz konusu. Bunun temel nedeni, 63 milyar dolar olarak öngörülen ancak Åu anda 71 milyar dolar olması beklenen enerji faturamızdaki artıÅtır." diye konuÅtu.
Turizm gelirleri beklentisinde de 3 milyar dolarlık bir düÅüŠyaÅandıÄını aktaran Yılmaz, burada 68 milyar dolarlık bir gelir öngörülürken, Åu anda 65 milyar dolar beklendiÄini, bu deÄiÅikliklerin cari iÅlemler dengelerini de etkilediÄini dile getirdi.
Yılmaz, büyüme öngörülerine bakıldıÄında 2025 yılı için küresel ticaretin yüzde 5, küresel büyümenin ise yüzde 3,5 oranında gerçekleÅmesinin beklendiÄini söyledi.
Dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3, dünya ticaretinin ise yüzde 3,5 oranında büyümesinin beklendiÄini belirten Yılmaz, "Ancak iyi haber Åu ki 2027 yılına iliÅkin uluslararası beklentilerin tamamı olumlu yönde. Küresel düzeyde büyümenin yüzde 3,4 olacaÄı tahmin ediliyor ve ticaretin, yani küresel ticaretin önümüzdeki yıl yüzde 4,3 artacaÄı öngörülüyor. Bu, elbette Türkiye gibi ihracatçı ülkeler için özellikle iyi bir haber." dedi.

Emtia fiyatları üzerindeki arz kaynaklı yukarı yönlü baskıya bakıldıÄında, özellikle savaÅın etkisiyle, enerji fiyatlarında olduÄu kadar enerji dıÅı emtialarda da çok önemli bir artıŠgörüldüÄüne dikkati çeken Yılmaz, bununla birlikte bir yavaÅlama ve gerilemenin de bulunduÄunu ancak fiyatların geçmiÅteki seviyelerinden çok daha yüksek olduÄunu kaydetti.
- "TÃRK LİRASINA DUYULAN GÃVEN ARTTI"
Verilere bakıldıÄında, Türkiye'deki toplam yatırımın toplam tüketimden daha hızlı büyüdüÄünün görüldüÄünü belirten Yılmaz, Åunları ifade etti:
"Bu, Türkiye'deki büyümenin kalitesi açısından özellikle önemlidir. Bu verilere göre büyüme daha dengeli, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir nitelik taÅıyor. Bu da makul bir büyüme seviyesiyle enflasyonla mücadele etmemize yardımcı oluyor. Yani, bazı gözlemciler ve basın mensupları bu konuyu soruyorlar. Yani, büyüme ile enflasyonla mücadele programı arasındaki tutarlılık nedir? Bu anlamda doÄru yönde ilerlediÄimiz ve büyüdüÄümüz açık. Ancak bu büyüme, enflasyonla mücadele programımıza aykırı deÄildir. Daha dengelidir ve hem üretim kapasitemizi hem de verimliliÄimizi artırmaktadır. Bu da çeÅitli sektörlerdeki enflasyonist sorunların üstesinden gelmemize ve aynı zamanda enflasyon düÅürme programımızı uygulamamıza yardımcı olmaktadır. Türk lirasına duyulan güvenin arttıÄı da bu grafikten çok net bir Åekilde anlaÅılmaktadır."

Yılmaz, üç yıl öncesinde döviz mevduatlarının çok yüksek olduÄunu, Türk lirası mevduatlarının ise oldukça düÅük seviyede bulunduÄunu hatırlatarak, ancak bugün Türk lirası mevduatların neredeyse iki katına çıktıÄını, döviz mevduatlarının ise yüzde 40'ın altına düÅtüÄünü gördüklerini aktardı. Yılmaz, "Türk ekonomisi için çok önemli bir koÅullu yükümlülük olan döviz korumalı mevduatlar ise artık sıfır seviyesinde. Yani tamamen ortadan kaldırıldı ve bunu, finansal piyasalara veya finansal istikrara zarar vermeden, aslında sorunsuz bir süreçle baÅardık." dedi.
Yılmaz, bu üç yıllık dönemde elde edilen en önemli baÅarılardan birinin, bu koÅullu yükümlülüÄün ortadan kaldırılması ve Türk lirasının konumunun güçlendirilmesi olduÄuna vurgulayarak, "Bu güçlü artıÅa baktıÄımızda, aslında rezervlerimizde bir baÅka çok önemli geliÅme görüyoruz. 2023 yılının Mayıs ayında, toplam rezervler, yani brüt rezervler 98,5 milyar ABD dolarıydı. Bugün, 28 AÄustos 2026 itibarıyla, rezervlerimiz 188,2 milyar dolara yükseldi, yani rezervlerimizde neredeyse 90 milyar dolarlık bir artıŠoldu." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bunun oldukça önemli bir geliÅme olduÄuna ve son aylarda altın fiyatlarındaki bu düÅüÅe raÄmen gerçekleÅtiÄine dikkati çekti.
- "ÅİRKET BORÃLARININ GSYİH'YE ORANI OLDUKÃA MAKUL"
Rezervlerde oldukça önemli bir artıŠolduÄunu vurgulayan Yılmaz, sözlerini Åöyle sürdürdü:
"Risk göstergesi olarak CDS'ye baktıÄımızda, Mayıs 2023'te 700 puanın üzerindeyken Åu anda 220'nin altında. Yani risk primlerimizde büyük bir düÅüŠsöz konusu ve bu durum hem kamu sektörü hem de özel sektör için, özellikle de döviz cinsinden krediler söz konusu olduÄunda, borçlanma maliyetleri açısından da çok önemli. Yani, kamu borcumuzun Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya (GSYİH) oranı yaklaÅık yüzde 20 civarında. Kesin rakam yüzde 23,9, GSYİH'mizin yüzde 24'üne yakın, oysa bu oran geliÅmekte olan ekonomilerde neredeyse yüzde 80, geliÅmiÅ ekonomilerde ise yüzde 100'ün üzerindedir. Türkiye'de bu oran yaklaÅık yüzde 10, geliÅmekte olan piyasalarda yaklaÅık yüzde 46 ve geliÅmiÅ ekonomilerde ise neredeyse yüzde 68'dir.
Türkiye'de Åirket borçlarının GSYİH'ye oranı da oldukça makul seviyededir. Türkiye'de bu oran yüzde 38,9, geliÅmekte olan piyasalarda yüzde 52,4 ve geliÅmiÅ ekonomilerde ise neredeyse yüzde 90'dır. Bu çok önemli bir konu, zira salgınların ardından birçok ülke borç biriktirmiÅ durumda ve bu durum, belirli politikaları uygulamaları açısından çok önemli bir kısıtlama oluÅturuyor. Türkiye, borç göstergelerimiz göz önüne alındıÄında, bu küresel koÅullarda önemli bir avantaja sahip olacak. Bunlar 2025 yılına ait rakamlardır."
Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ÅimÅek ve CumhurbaÅkanlıÄı Strateji ve Bütçe BaÅkanı İbrahim Åenel, CumhurbaÅkanlıÄı Külliyesi'nde, 2027-2029 dönemine iliÅkin "Orta Vadeli Program Uluslararası Medya BuluÅması" kapsamında yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Programda, gazetecilere Orta Vadeli Program'a (OVP) iliÅkin bilgi veren Yılmaz, 2024 ve 2025 yılları göz önüne alındıÄında, cari iÅlemler açıÄının yüzde 2'nin altında olduÄunu belirtti.
Cari iÅlemler dengesi ile Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYİH) oranı açısından tarihsel ortalamaların altında olunduÄuna iÅaret eden Yılmaz, "Son verilere göre, bu yıl cari açıÄımızda geçici bir artıŠgözlemleniyor. Bu rakam yüzde 2,3'lük bir eksi deÄer. Ancak bu artıÅın büyük bir kısmı, bölgemizdeki savaÅın etkisinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu, cari iÅlemler açıÄındaki geçici bir artıŠolup, yapısal bir bozulma deÄildir. Cari iÅlemler açıÄımız tarihsel ortalamalarımızın oldukça altında ve bunun böyle devam edeceÄine inanıyoruz." diye konuÅtu.

Genel enflasyona bakıldıÄında, programın temel önceliÄi olan enflasyonla mücadelede önemli ilerleme kaydettiklerini dile getiren Yılmaz, Mayıs 2024'te yüzde 75,5'e yükselen enflasyonun uygulanan politikalar sonucunda belirgin bir düÅüŠeÄilimine girdiÄini söyledi.
Arz tarafındaki baskılar nedeniyle bu güçlü düÅüŠeÄiliminin geçici olarak durduÄunu, AÄustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde seyrettiÄini aktaran Yılmaz, "Enflasyonun 2026 yılının son çeyreÄinde yeniden düÅüŠeÄilimine girmesini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyesinde kalmasını bekliyoruz." dedi.
- "DÃÅÃÅ EÄİLİMİNİN YENİDEN BELİRGİNLEÅMESİNİ BEKLİYORUZ"
Gıda, yakıt, doÄal gaz ve ulaÅım hizmetlerinden oluÅturulan endeksin, dünya genelindeki geliÅmelerin etkisiyle belirgin bir artıŠgösterdiÄini gözlemlediklerini ifade eden Yılmaz, bu kalemlerin Tüketici Fiyat Endeksi sepetinin toplamının yüzde 34,5'ini oluÅturduÄunu, enerji ve emtia fiyatlarındaki artıÅın, nakliye maliyetleri ve gıda fiyatları üzerindeki baskılarla birleÅerek bu gruptaki fiyat hareketlerini hızlandırdıÄını dile getirdi.
SavaÅtan doÄrudan etkilenen bu kalemler hariç tutulduÄunda, enflasyonun temel eÄilimindeki düÅüÅün devam ettiÄini aktaran Yılmaz, "Dolayısıyla mevcut veriler, genel enflasyondaki düÅüÅün son dönemde gözlenen yavaÅlamasının, programın temel dinamiklerinden deÄil, savaÅtan doÄrudan etkilenen ve TÃFE sepetinde önemli bir aÄırlıÄa sahip kalemlerden kaynaklanan ek fiyat baskılarından kaynaklandıÄını göstermektedir." ifadelerini kullandı.
Arz Åoklarının etkisi azaldıkça, sıkı ve koordineli bir politika çerçevesinin desteÄiyle enflasyondaki düÅüŠeÄiliminin yeniden belirginleÅmesini beklediklerini dile getiren Yılmaz, bütçe açıklarına bakıldıÄında, deprem ve depremle ilgili geçici harcamalara raÄmen, bütçe açıÄının GSYH'ye oranının oldukça makul seviyelerde kaldıÄını söyledi.
- "MİLLİ GELİRİMİZİN 1,8 TRİLYON DOLARI AÅACAÄINI ÃNGÃRÃYORUZ"
Depremle ilgili harcamaların bütçe açıklarında önemli bir rol oynadıÄını, ancak zaman içinde bütçedeki deprem harcamalarının payının azaldıÄını anlatan Yılmaz, azalma eÄilimi olsa da bu ilave harcamaların mali yükünün bir süre daha gündemlerinde kalmaya devam edeceÄini kaydetti.
CumhurbaÅkanı Recep Tayyip ErdoÄan'ın vizyonu ve güçlü siyasi liderliÄi doÄrultusunda, programı kararlılıkla ve bütüncül bir yaklaÅımla yürüttüklerinin altını çizen Yılmaz, Åöyle konuÅtu:
"Bu süreçte, istikrarı koruyup dengeli bir büyüme saÄlarken, enflasyonda belirgin bir düÅüŠelde etme, dıŠdengeyi güçlendirme, rezervleri artırma ve finansal dayanıklılıÄı pekiÅtirme konularında önemli ilerlemeler kaydettik. Nitekim, 2026 yılı sonunda milli gelirimizin 1,8 trilyon doları aÅacaÄını ve kiÅi baÅına düÅen milli gelirin ilk kez 20 bin ABD doları seviyesine yaklaÅacaÄını öngörüyoruz. Ãnümüzdeki iki yıl boyunca da bu eÅiÄin üzerinde kalınması beklenmektedir.
Temel hedefimiz, enflasyonu tek haneli seviyelere indirerek fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek ve mali disiplinimizi tavizsiz bir Åekilde sürdürmektir. Mali disiplini halihazırda saÄladıÄımıza inanıyoruz. Ancak bu konudaki çalıÅmaları sürdürmeli ve disiplini daha da güçlendirmeliyiz. Büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü bir Åekilde yansımasını saÄlamak amacıyla, üzerimizdeki yükleri hafifletecek ve iÅ gücü üzerindeki baskıları azaltacak politikaları hayata geçireceÄiz. Ãzellikle küresel koÅulları göz önünde bulundurarak, kritik girdilerin arz güvenliÄini güçlendirmeye yönelik politikalarımızı sürdüreceÄiz."
Yılmaz, her Åeyden önce, üretim birimlerinin dayanıklılıÄı artırılarak yapısal reformların etkisinin güçlendirilmesi, böylece verimliliÄin ve rekabet gücünün yükseltilmesi gerektiÄini vurguladı.
- "EKONOMİMİZLE İLGİLİ RİSK ALGISINDA ÃOK NET BİR DÃÅÃÅ VAR"
Ãlke riski primindeki belirgin düÅüÅe de deÄinen Yılmaz, "Ekonomimizle ilgili risk algısında çok net bir düÅüŠvar. Brüt uluslararası rezervler artmıÅtır. Genel enflasyon düÅmüÅtür, ancak kaydedilen ilerlemeyi göz önünde bulundurduÄunuzda, önemli bir ilerleme olduÄu görülmektedir. Yine de, tek haneli rakamlara ulaÅmak için önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele etmemiz gerekmektedir." deÄerlendirmesinde bulundu.
Risk algısının azaldıÄını, dıŠtamponların geçmiÅe kıyasla daha güçlü olduÄunu vurgulayan Yılmaz, enflasyonun üç yıl öncesine göre çok daha düÅük seviyede olduÄunu, koÅullu yükümlülüklerin azaltılmasıyla finansal istikrarın güçlendirildiÄini ifade etti.
- "OVP'Yİ GEÃMİÅTEKİ KAZANIMLARIMIZ ÃZERİNE İNÅA ETTİK"
Yılmaz, yeni OVP'ye iliÅkin Åu deÄerlendirmede bulundu:
"Åimdi ise bu programla ana hedefimiz, bu makroekonomik istikrarı temel alarak, bu istikrarı sürdürülebilir büyüme ve verimliliÄe dönüÅtürmektir. Ana çerçevemiz budur. Büyüme rakamlarına baktıÄınızda, 2026-2029 Orta Vadeli Programımızı geçmiÅteki kazanımlarımız üzerine inÅa ettiÄimizi vurgulamak isterim. 2026'da yüzde 3,3 olarak gerçekleÅmesini beklediÄimiz büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve nihayet programın sonunda yüzde 5'e ulaÅacaÄını öngörüyoruz.

Yeni program döneminde, makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesini ve verimliliÄi artıran ve enflasyonun bastırılmasına yol açmayan bir sürdürülebilir büyüme anlayıÅını benimsiyoruz. Büyümenin niteliÄini dönüÅtürmek için, tarımda teknoloji ve verimlilikte artıÅ, sanayide üretim kapasitesi ve teknolojik yoÄunlukta yükseliÅ ve hizmet sektöründe bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma deÄerli faaliyetlerin daha fazla ön plana çıkmasını saÄlayarak toplam faktör verimliliÄini kalıcı bir Åekilde artıracaÄız."
Son üç yıl boyunca toplam faktör verimliliÄinin katkısının arttıÄına da dikkati çeken Yılmaz, 2026 yılı için, toplam faktör verimliliÄinin büyüme oranına yaklaÅık 1,2 puan katkı saÄlayacaÄını öngördüklerini bildirdi.
Büyümenin üçte birinden fazlasının verimlilikten kaynaklandıÄını belirten Yılmaz, bu durumun program dönemi boyunca da devam edeceÄini, her yıl toplam faktör verimliliÄinden 1,1 puanlık bir katkı beklediklerini dile getirdi.
- "2,1 MİLYON İLAVE İSTİHDAM SAÄLANMASINI BEKLİYORUZ"
Ãnemli olanın, makul bir seviyede büyümeye devam etmek olduÄunu vurgulayan Yılmaz, "Bu seviye aslında tarihsel ortalamalarımızın altındadır. Büyüme oranları açısından tarihsel ortalamamız yüzde 4,8'dir. Dolayısıyla, enflasyonun düÅürülmesi meselemizle, büyümeyle ve ek politika önlemleriyle çeliÅmeyen bir büyüme kaydetmeye devam edeceÄiz." diye konuÅtu.
Ãte yandan Yılmaz, ek tedbirlerle iÅsizlik oranının yüzde 8'in altına düÅmesini beklediklerini, halihazırda tek haneli seviyelerde olunduÄunu aktardı.
Bunun Türk ekonomisi için alıÅılagelmiÅ bir durum olmadıÄına dikkati çeken Yılmaz, Åunları kaydetti:
"GeçmiÅte oran yüzde 10 civarındaydı. Oysa Åimdi, tarihsel ortalamalarımız da dikkate alındıÄında oldukça makul bir seviyedeyiz ve oranın yüzde 8'in altına inmesini öngörüyoruz. Bu program kapsamında 2,1 milyon ilave istihdam saÄlanmasını bekliyoruz. Bu, yıllık yaklaÅık 700 bin ilave istihdam anlamına geliyor ki bu da tarihsel ortalamalarımızla uyumlu bir rakam. Tarihsel verilere baktıÄımızda Türk ekonomisinin yılda yaklaÅık 700 bin kiÅilik istihdam yarattıÄını görüyoruz. Bu istihdam elbette büyüme yoluyla saÄlanacak ancak sadece büyüme ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda iÅ gücü piyasası reformlarını ve aktif iÅ gücü piyasası politikalarını da hayata geçiriyoruz."
Genç nüfusun istihdama katılımı için elveriÅli bir ortam hazırladıklarını anlatan Yılmaz, iÅ gücüne katılımı ve istihdamı desteklediklerini mesleki eÄitime ve beceri kazandırmaya daha fazla aÄırlık verdiklerini söyledi.
- "ENFLASYONUN TEK HANELİ SEVİYELERE İNMESİNİ ÃNGÃRÃYORUZ"
Bu sürecin büyüme ve istihdam politikalarının bir bileÅimi niteliÄinde olduÄunu, eÄitim sisteminin de daha iyi iÅlediÄini ifade eden Yılmaz, "Yakın zamanda açıklanan PISA sonuçlarında, Türkiye'nin performansının birçok açıdan yükseldiÄini görmekten memnuniyet duyuyoruz." dedi.
Yılmaz, iÅ gücü kalitesindeki bu iyileÅmenin, iÅ gücü piyasası politikalarına da katkı saÄlayacaÄını dile getirdi.
Programın merkezinde fiyat istikrarına yönelik güçlü bir kararlılık yer aldıÄını belirten Yılmaz, Åunları kaydetti:
"Enflasyonun bu yıl yüzde 28 civarında gerçekleÅmesini, ancak gelecek yıl yüzde 21'e, onu takip eden yılda ise yüzde 13,5'e düÅmesini bekliyoruz. Programın sonunda enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere inmesini öngörüyoruz, zira enflasyonu düÅürmenin sürdürülebilir büyüme ve sosyal politikalarımız açısından yararlı olduÄuna inanıyoruz.
Daha düÅük enflasyon ve daha güçlü bir fiyat istikrarı, yüksek ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi güçlendireceÄi gibi, sosyal adalet ve gelir daÄılımı hedeflerimize de katkı saÄlayacaktır. Åunu da tekrar vurgulamalıyım ki, tüm bu bakıŠaçısı, baÅardıklarımız ve hedeflediklerimiz, özellikle güçlü liderliÄi ve vizyonuyla CumhurbaÅkanımızdan gelen kuvvetli bir siyasi desteÄe sahiptir."
Programın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, Türkiye'nin bu yıl COP31'e ev sahipliÄi yapacaÄını, Ãevre, Åehircilik ve İklim DeÄiÅikliÄi BakanlıÄının, Türkiye için büyük önem taÅıyan bu zirveyi hazırladıÄını belirtti.
Türkiye'nin uzun vadeli karbonsuz ekonomi hedefleri doÄrultusunda çalıÅmalarını sürdürdüÄünü aktaran Yılmaz, fosil yakıt ithalatçısı bir ülke olarak iklim gündeminin makroekonomik politikalarla da uyumlu olduÄuna inandıklarını ifade etti.
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini Åöyle sürdürdü:
"YeÅil ekonomide ilerleme kaydedersek bu sadece iklim hedeflerimize katkıda bulunmakla kalmayacak aynı zamanda cari açıÄı azaltarak ve iç kapasitemizi artırarak makroekonomik istikrarımızı da güçlendirecektir. Dolayısıyla Türkiye'nin, iklim hedeflerini kalkınma hedefleriyle birleÅtirerek ilerletebilen Åanslı ülkelerden biri olduÄunu düÅünüyorum. Bu nedenle geliÅmekte olan ülke olarak iklim hedeflerine büyük önem veriyoruz ve bu yeÅil gündemin kalkınma hedeflerimize aykırı bir Åey olmadıÄını, aksine bizim için bir güçlendirici faktör olduÄuna inanıyoruz. Kalkınma Stratejimizin ve 12. Kalkınma Programımızın omurgasına baktıÄımızda, bu programın temelini yeÅil ve dijital dönüÅüm oluÅturmaktadır. Türkiye'nin kalkınma stratejisi, iklim hedefleriyle açıkça uyumludur."
Uluslararası kuruluÅların gerçeklere göre hedeflerini ve amaçlarını revize ettiklerini anlatan Yılmaz, dünyadaki dönüÅümlere bakıldıÄında ticaret ve gümrük vergisi savaÅları, sahadaki çatıÅmalar ile Avrupa, ABD ve diÄer bölgelerde görülen yeni korumacı gündemin programın kontrolü dıÅındaki faktörler olduÄunu söyledi.
Uzun vadede önemli olanın dıŠfaktörlerden ziyade programın kendisi olduÄunu belirten Yılmaz, dıŠfaktörlerin zaman çizelgesi ve tahminler üzerinde belirli etkiler yaratabileceÄini ancak programın ana yönünü deÄiÅtirmeyeceÄini dile getirdi.
Makroekonomik tahminlerini revize eden tek ülkenin Türkiye olmadıÄını vurgulayan Yılmaz, "Sahadaki gerçeklere göre kendini uyarlayan gerçekçi bir program yerine duraÄan bir program izleseydik eleÅtirilmemiz gerekirdi ancak hedeflerimiz, temel yönelimimiz ve ana çerçevemiz deÄiÅmiyor. Bunlar, fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve sosyal refahtır, bu doÄrultuda çabalarımızı sürdüreceÄiz." diye konuÅtu.
- "YENİ EKONOMİNİN GERÃEKLERİNİN DE FARKINDAYIZ"
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz, Asya'nın küresel ekonomide yükseliÅte olduÄunun farkında olduklarını, bir süredir Asya ile ticareti artırdıklarını ve buna devam edeceklerini söyledi.
Türkiye'nin ticari iliÅkilerini çeÅitlendirmesi gerektiÄine inandıklarını dile getiren Yılmaz, "Bunu enerji piyasaları ve daha pek çok alanda yaptık, bu durum ekonomimize yönelik riskleri de azaltıyor. Pazar çeÅitlendirmesi, ticaret politikamızdaki stratejilerden biridir. Ãzellikle Japonya çok dostane bir ülkedir ve kendileriyle çok iyi iliÅkiler geliÅtiriyoruz." dedi.
CumhurbaÅkanı Recep Tayyip ErdoÄan ile Japonya BaÅbakanı Takaiçi Sanae arasında son derece verimli ve yapıcı görüÅmeler ve temasların gerçekleÅtiÄini aktaran Yılmaz, pek çok alanda Japonya ile iÅbirliÄini sürdüreceklerini belirtti.
Asya ve Ãin'in, dünya ekonomisinde giderek daha fazla yükseldiÄine dikkati çeken Yılmaz, Åunları kaydetti:
"Bu gerçeklerin farkındayız ve kendimizi bu gerçeklere göre uyarlıyoruz. Ãte yandan, kurallara dayalı bir uluslararası ticaret sistemine de baÄlıyız ve bunun tüm dünya için yararlı olduÄuna inanıyoruz, bu sistemi destekliyoruz. Ancak aynı zamanda yeni ekonominin gerçeklerinin de farkındayız. Farklı ihtiyaçları beraberinde getiren yükselen bir korumacılık eÄilimi söz konusu ve Türkiye elbette politikalarını bu yeni gerçeklikler çerçevesinde Åekillendirecektir. Uluslararası kurallara dayalı sisteme baÄlılıÄımız sürmekle birlikte hiçbir ortaÄımızın iç piyasalarımızı istikrarsızlaÅtırmak amacıyla baÅka yöntemlere baÅvurmasına da izin vermeyeceÄiz.
Ortaklarımızla karÅılıklı faydaya dayalı iliÅkiler yürüteceÄiz, temel politikamız aslında budur. KarÅılıklı fayda esasına dayalı iliÅkiler sürdürülebilir nitelikte olacaktır. Aksi takdirde yalnızca tek bir tarafın kazançlı çıktıÄı bir iliÅki, uzun vadede sürdürülebilir olamaz. Bu nedenle, karÅılıklı faydayı artırmaya her zaman kararlıyız ve bu baÄlamda mesele sadece mal ticaretiyle sınırlı deÄil, hizmetler sektörünü de göz önünde bulundurmalıyız. Yani sadece mallara deÄil, hizmetlere de dayalı dengeli bir iliÅki hedeflemeliyiz. Finansal iliÅkiler de önem taÅıyor. Büyük ticaret açıÄı verdiÄimiz bazı ülkeler Türkiye'ye milyonlarca turist gönderiyor ya da Türkiye'de finansal yatırımları veya doÄrudan yabancı yatırımları bulunuyor. Dolayısıyla, ülkeler arasındaki bu dengeli veya karÅılıklı faydaya dayalı iliÅkileri deÄerlendirirken genel ekonomik iliÅkilere bakmalıyız, sürdürülebilir bir iliÅkinin yolunun buradan geçtiÄine inanıyoruz."
- cevdet yılmaz
- ekonomi
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.