YAYINLAMA 09 Eylül 2026 09:26
GÜNCELLEME 09 Eylül 2026 09:30
Anketler doğru çıktı ve beklenen oldu: Aşırı sağ eğilimleri ile tartışılan Almanya için Alternatif (AfD)Saksonya-Anhalt eyaleti seçimlerini kazandı.
Alman iç istihbaratı tarafından "bazı kesimleri aşırı sağcı" olarak sınıflandırılan parti, şimdi Ulrich Siegmund ile ilk eyalet başbakanını çıkarabilir ve eyalet hükümetini devralabilir.
Ancak neredeyse kimsenin beklemediği önemli bir ayrıntı var: Şimdiye kadar iktidarda olan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin gücü bir anda yarıya düştü, diğer partiler de hayli geride kaldı. Yani AfD'nin "ezici bir zaferinden" söz etmek abartı sayılmaz.
Hatta birçok kişi, bunun "Almanya'nın savaş sonrası tarihinde bir dönüm noktası" olduğunu söylüyor.
AfD'nin yükselişini nasıl karşılamak gerekiyor?
DW'den Dirk Kaufmann'ın derlediği habere göre Commerzbank ekonomisti Ralph Solveen, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada şu öngörüde bulunuyor:
"AfD liderliğindeki bir eyalet hükümeti, birçok kişi tarafından kuşkusuz bir dönüm noktası olarak görülecek ve bu partiyle nasıl başa çıkılması gerektiğine ilişkin tartışmaları daha da alevlendirecektir."
Ancak aynı zamanda bekleyip görmeyi tavsiye ediyor:
"Hiçbir yemek pişirildiği kadar sıcak yenmez. AfD'nin kararlarının ekonomi üzerindeki etkileri de ancak orta ve uzun vadede söz konusu olabilir. Ayrıca finans piyasalarının ilgilendiği temel noktalar olan vergilerin büyük bölümü, iş gücü piyasasının yapısı ve sosyal güvenlik sistemleri gibi temel siyasi ve ekonomik kararlar, federal düzeyde alınıyor.
Nitekim AfD, tam da bu nedenle yalnızca belirli konuları Federal Konsey'de (Bundesrat) gündeme getirmeyi vadetti. AfD hükümetinin öngörülebilir biçimde yalnız kalacağı düşünüldüğünde, bu girişimlerin pek başarılı olabileceğini sanmıyorum."
Sadece pragmatizm mi?
Ekonomi çevrelerinin birçok kaygısı seçimlerden önce de gündeme geldi. Ancak AfD içinde de farklı görüşler bulunduğu ve bunların sürpriz politikalara yol açabildiği öngörülmüştü.
DW, yaklaşık iki ay önce Saksonya-Anhalt'taki Raguhn-Jeßnitz kentinin Belediye Başkanı Hannes Loth'un diğer planlarının yanı sıra altı yeni rüzgâr türbini kurulmasını istediğini bildirmişti. Burada dikkat çekici olan şu: Loth, AfD üyesi ve böylece kendi partisinin programına ve taleplerine karşı çıkıyor.
Bunun parti içi çoğulculuğun bir işareti mi yoksa yalnızca yerel siyasette pragmatik bir yaklaşım mı olduğu, gelecek yasama döneminde görülecek. Ancak bunun ekonomi üzerinde yatıştırıcı bir etkisi hissedilmiyor.
Yabancı düşmanlığının olası sonuçları
AfD'nin seçim kampanyasında dile getirdiği vaatlerden biri, yabancıların sayısını sınırlandırmaktı. Peki parti bunu uygulayabilir mi?
Hamburg Dünya Ekonomisi Enstitüsü (HWWI) Direktörü Michael Berlemann bu konuda oldukça kuşkulu:
"Vadedilen önlemlerin büyük bölümü eyalet düzeyinde zaten uygulanamaz, çünkü yetki federal hükümete ait. Bir başka kısmı da hukuka aykırı olur ve mahkemeler tarafından bir süre sonra iptal edilir. Bu nedenle AfD, Saksonya-Anhalt'ta yabancı nitelikli iş gücünün göçünü hiçbir şekilde sınırlandıramaz."
ING Bankası Başekonomisti Carsten Brzeski ise DW'nin bu sorusunu nitelikli iş gücü açığına dikkat çekerek yanıtlıyor:
"Saksonya-Anhalt'ta zorlanan sınır dışı işlemlerinin sayısı muhtemelen sınırlı kalacaktır. Ancak sembolik etki küçümsenmemeli: Trump örneğinde olduğu gibi, bu tür haberler yabancı nitelikli çalışanlar üzerinde de caydırıcı etki yaratacaktır."
Köln'deki Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) ekonomisti Wido Geis-Thöne de aynı görüşte:
"AfD, göç politikası hedeflerini hayata geçirmek için elinden geleni yapacaktır. Ancak parti yalnızca gerçekten eyaletin yetki alanına giren, yani federal hükümetin yetkisinde olmayan konularda adım atabilir."
Nitelikli iş gücü için cazibesini yitirebilir mi?
Geis-Thöne'ye göre böyle bir politikanın zararını öncelikle eyaletin kendisi görecek:
"Göç karşıtı bir eyalet hükümetiyle Saksonya-Anhalt, yabancı nitelikli çalışanlar için çok daha az cazip bir yer haline gelecektir. Bu, hukuki açıdan onlar için gerçekten bir şey değişip değişmemesinden bağımsızdır."
HWWI Direktörü Berlemann'a göre ise AfD'nin açıkladığı politikaların dolaylı etkileri özellikle sorunlu:
"Açıklanan önlemler, özellikle sağlık, bakım, gastronomi, turizm, gıda, tarım, inşaat ve lojistik alanlarında ihtiyaç duyulan birçok nitelikli çalışanın gelecekte eyaletten uzak durmasına yol açacak. Bu da nitelikli iş gücü açığını artıracak ve eyaletin ekonomik geri kalmışlığını büyütecek."
Açıklık ve çeşitlilik belirleyici
Alman Dijital Ekonomi Birliği (Bitkom) Başkanı Ralf Wintergerst de bu nedenle Saksonya-Anhalt'ın, dünyanın her yerinden insanların yaşamaktan ve çalışmaktan memnun olduğu, şirketlerin yatırım yaptığı ve yeni teknolojilerin gelişebildiği bir eyalet olarak kalması gerektiği uyarısında bulunuyor:
"Dijital ekonomi açıklık, çeşitlilik ve uluslararası iş birliğiyle ayakta durur. Şirketler, iyi koşullar buldukları ve yurt içinden ve dışından nitelikli çalışanların hoş karşılandığı yerlere yatırım yapar."
ING Bankası Başekonomisti Carsten Brzeski ise yabancı yatırımlarla ilgili olarak şu yorumu yapıyor:
"Elbette yabancı yatırımcılar üzerinde sembolik bir etki olabilir. Ancak Saksonya-Anhalt'ın Alman ekonomisinin tamamı olmadığını unutmayalım."
Gözler Berlin'de
Berlin merkezli Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) Başkanı Marcel Fratzscher ise Saksonya-Anhalt'ın geleceğine ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Bir sonraki hükümetin nasıl kurulacağından bağımsız olarak, tartışmalı veya zayıf bir eyalet hükümeti ve seçim kampanyasındaki kutuplaşma, insanların ve şirketlerin Saksonya-Anhalt'tan ayrılmasını hızlandırabilir ve böylece eyaletteki durumu belirgin biçimde kötüleştirebilir."
Fratzscher, Reuters'a yaptığı açıklamada seçim sonucunun "her şeyden önce federal hükümete yönelik bir güvensizlik oyu" olduğunu söylüyor.
Bunun sonucunda "Friedrich Merz liderliğindeki federal hükümetin yön değiştirmesi ve sübvansiyonlar, bürokrasi, vergiler, sosyal sistem ve Avrupa alanlarında köklü, yapısal reformlar uygulaması" gerektiğini belirtiyor.
Başbakan Merz, pazar günkü seçim sonuçlarını değerlendirirken "Şok içindeyiz" ifadelerini kullanmıştı.
Alman Sanayi Federasyonu (BDI) Genel Müdürü Tanja Gönner de benzer düşünüyor. Eyalet seçimlerinin ardından federal hükümete kararlı bir reform politikası çağrısında bulunuyor:
"Bu eyalet seçimi sonucuna verilecek yanıt, federal düzeyde siyasi durgunluk olmamalı."
Gönner, Redaktionsnetzwerk Deutschland'a yaptığı açıklamada, federal hükümetin daha fazla yatırım, yenilik ve büyüme için reform gündemini kararlılıkla uygulaması ve genişletmesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor:
"Çünkü radikal partilerin reçeteleri bunun için uygun değil. Merkezdeki yerleşik partilerin şimdi harekete geçme kapasitesine sahip olduğunu göstermesi gerekiyor. Hem eyalet hem de federal düzeyde rekabet gücüne ve büyümeye odaklanan bir politika gerekli. Bir eyalet seçiminin sonucu, bu hedeften uzaklaştırmamalı."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.