YAYINLAMA 09 Eylül 2026 09:23
GÜNCELLEME 09 Eylül 2026 09:29
Pandemi döneminde evde kalma süreciyle birlikte akıllı telefonlar üzerinden sermaye piyasalarına adeta bir yatırımcı akını yaşandı. Bu süreç, piyasanın tabana yayılmasını sağlayan ilk faz oldu. İkinci fazda ise sıkı para politikasının piyasayı baskılamasıyla tasarruf sahipleri, birikimlerini profesyonellere emanet ederek fonlara yönelmeye başladı. Ancak bu süreçte fon tablosundaki bazı rasyonellik dışı fiyatlamalar, bilgi asimetrisi ve gerçek faydalanıcıya dair soru işaretleri, özellikle yabancı yatırımcılar ve fonlar açısından mağduriyet yarattı.
Regülatör kurumların mevcut birikmiş yapıyı tamamen yıkıp sistemik bir krize yol açmamak için adeta bir cerrah hassasiyetiyle çalıştığını belirten Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, parça parça gelen düzenlemelerin devam edeceğini vurguladı. Kuru, fon rehberindeki son güncellemelerin ardından MSCI’ın (Morgan Stanley Capital International) Türkiye’yi alt endekse düşürme riskinin büyük ölçüde ortadan kalktığı değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca BIST 30 endeks seçimiyle ilgili de eleştiriler olduğunu ve önümüzdeki süreçte hangi şirketlerin dahil olacağına yönelik yeni bir güncelleme gelebileceğini, ancak mevcut rehberin kalabalığı büyük ölçüde toparladığını ifade etti.
Para piyasası fonlarındaki stopajın amacı nedir?
Ekonomi yönetiminin para piyasası fonlarına getirdiği stopaj/vergi düzenlemesini de değerlendiren Soner Kuru, bu hamlenin SPK regülasyonlarından farklı bir amaca hizmet ettiğinin altını çizdi. Türkiye’nin son birkaç senedir dolar bazında %20-%25 bandında oldukça yüksek sabit getiriler sunduğunu belirten Kuru, yabancı yatırımcının vade riski almak istemediği için parayı sıfır vadeli ya da çok kısa vadeli fonlarda (carry trade) park ettiğini belirtti.
Bu durumun Türkiye ekonomisi için ciddi bir likidite riski ve ‘tek tuşla çıkış’ tehlikesi barındırdığını ifade eden Kuru, "Regülatör burada kısa vadeli para piyasası fonlarına vergi getirerek aslında vadeyi 3 ay, 6 ay ya da 1 yıla yaymaya çalışıyor. Ben sana bu kadar yüksek faiz ödüyorum, sen de biraz vadeye yay ki sistemik risk oluşmasın mantığı güdülüyor" dedi.
Küresel petrol krizi ve ‘poğaçaya yansıyan’ enflasyon
Brent petrolün varil fiyatının yeniden 100 dolara doğru tırmanmasını küresel bir enflasyon tehdidi olarak yorumlayan Kuru, ABD ve İran arasındaki gerilimin süreci kilitlediğini söyledi. ABD seçimlerine kadar İran’ın masada daha güçlü olmak adına bu süreci uzatabileceğini öngören Kuru, petrolün ekranlarda spekülatif bir enstrüman olarak işlem görmeye başlaması durumunda işin çok daha farklı noktalara evrilebileceği uyarısında bulundu.
Dizel ile benzin arasındaki fiyat makasının dizel lehine açılmasına da dikkat çeken Soner Kuru, son bir yılda benzinin %19.4, dizelin ise %32.9 zamlandığını belirtti. Otomobillerde kullanılan benzine kıyasla dizelin ulaştırma, tarım, tır ve kamyonlar gibi doğrudan üretimin ve ticaretin merkezinde yer aldığını hatırlatan Kuru, bu durumun enflasyonist etkisinin çok daha sert olduğunu ifade etti. Kuru, sokaktaki yansımasını ise, "Geçtiğimiz günlerde fırında esnafın 'mazota çok zam geldiği için ürünlere zam yaptık' sohbetine şahit oldum. Yani dünya ekonomisi aldığımız poğaçanın fiyatını bile etkileyen bir akaryakıt gerçeğiyle karşı karşıya.” sözleri ile özetledi.
“OVP’nin satır aralarında ‘seçim kokusu’ var”
OVP'de doğrudan açıklanmayan ancak satır aralarından ve hesaplamalardan çıkan sonuçları paylaşan Kuru, 2027 yılına dair çarpıcı bir tespitte bulundu. Programda borç / gayri safi milli hasıla (GSYİH) oranının 2027 yılında %35 seviyesine geldiğini belirten Kuru, "Hükümetin 2027’de harcama musluklarını biraz daha açacağı izlenimi var. OVP’den açıkça ilan edilmese de teknokratların çalışmasından bir 2027 seçim kokusu alıyorum" dedi.
OVP verilerinden yapılan hesaplamalara göre 2027 yılı ortalama dolar kuru beklentisinin 56 TL olarak çalışıldığını ifade eden Kuru, kendi kur tahminini de paylaştı: "Yıla 50-51 TL seviyelerinden başlayacağımızı, her ay yaklaşık 1 TL’lik bir yükseliş trendiyle 2027 sonunu 60-62 TL bandında tamamlayacağımızı öngörüyorum". Personel giderlerindeki %25’lik bütçe artışının da gerçekleşmesini beklediği %30'luk enflasyon oranının (OVP enflasyon hedefi %21-%28.4 bandında) gerisinde kalabileceğine dikkat çekti.
Seçim ekonomisi beklentilerine sıkı para politikası freni
Soner Kuru, 2027 yılında bir seçim ekonomisi uygulansa dahi OVP tablosundan faizlerde bir gevşeme ya da piyasada para bolluğu yaratılacağı anlamının çıkmadığını vurguladı. Reel kesimin finansmana erişim zorluğu nedeniyle sesini yükselttiği bu dönemde, OVP’nin olumlu bir mesaj vermediğini belirten Kuru, Türkiye'nin oldukça sıkı sayılabilecek bir para politikası ikliminde seçime gideceğini öngördü.
Bu haftaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizin sabit kalmasını beklediğini ifade eden Kuru, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) karar mekanizmasına dair şu kritik analizi yaptı:
"Türkiye’nin vadesine 12 aydan az kalmış döviz yükümlülüğü 240 milyar dolar civarında ve bu bir Cumhuriyet tarihi rekorudur. TCMB faiz indirirken sadece enflasyona bakmayacak; faizi düşürdüğünde yabancının dövizini burada park etmeye devam edip etmeyeceğine, yani rezerv kompozisyonuna bakacaktır. Faizi askıda tutan en büyük parametre bu rezerv biriktirme mecburiyetidir. TCMB'nin kalan iki toplantıda 100’er baz puan indirimle yılı %35 seviyelerinde tamamlayacağını tahmin ediyorum"
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.