04:00, 09/09/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 04:04, 09/09/2026, Çarşamba
Yeni ŞafakYeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Bireysel yatırımcıların 150 milyar dolarından hiç kazanç vergisi alınmıyor.2,2 milyon şirket 25 milyon kişi çalıştırıyor, maaş veriyor, servis ve yemek hizmeti sunuyor, vergisini ödüyor. İstihdam sağlıyor, üretiyor. 400 milyar dolar ithalat, 280 milyar dolar ihracat yapıyor. Türkiye’nin ekonomisini ayakta tutuyor. Üstelik döviz kazancından yüzde 25 vergi veriyor. Bireysel yatırımcılar ise bankalarda 150 milyar dolar dövizleri olduğu halde hiç vergi vermiyor. Yasa %15-%40 arası vergi alınmasını emrediyor. Ancak Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in vergi almadığı uygulama nedeniyle 2011’de 1,60 TL olan dolar 2018’de 5 TL’ye çıktı. Maliye’nin 2016’da bir kişiye özel olan uygulaması genel kanaat haline geldi. Yıllardır kimseden tek kuruş vergi alınmaması manipülatörlerin TL ile istediği gibi oynamasına neden oluyor. En somut örnek 2021 yılında yaşandı. Dolar 3 günde 9 liradan 18 liraya çıktı. Daha sonra 12 TL’ye düştü. Vergi alınmaması dövizin yıllardır durdurulamamasının en önemli nedeni.
Türkiye’de ekonominin en köklü sorunu döviz açığıdır. Kur yükselişlerinin ve faizlerin enflasyonu tetikleyecek şekilde artmasının nedeni kronik hale gelen döviz açığının bir türlü kapatılamaması olarak dikkat çekiyor. Bu tablo nedeniyle Türk Lirası, dolar ve diğer uluslararası para birimleri karşısında sürekli değer kaybediyor. Faiz ve döviz ikilisi yıllardır enflasyonu körüklüyor. Döviz açığı problemi köklü bir şekilde çözülmeden, enflasyon kalıcı olarak aşağı çekilemiyor. Merkez Bankası’nın “Kur yükselir” korkusu nedeniyle faiz düşürülemiyor.
MERKEZ'İN KORKUSUNU GİDERECEK ÖNERİLER
Merkez Bankası, Temmuz 2026 toplantısında politika faizini altıncı kez üst üste %37'de sabit tutarken gerekçe olarak açıkça "döviz artar korkusu"nu gösterdi. Aynı şekilde, akaryakıt sübvansiyonunun maliyeti ile gümrük vergisinin öngörülen Hazine geliri, bütçe tablosunda birbirini kısmen dengeleyen iki kalem olarak karşımıza çıkıyor. Gecikmenin maliyeti ortada ve gün geçtikçe büyüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi dış ticaret verilerine göre; Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan ile 2025'te 64,4 milyar dolar dış ticaret açığı verdik. Açığın bu yıl 80 milyar dolar civarında olması bekleniyor. 2026 bütçesinde faiz gideri 2 trilyon 42 milyar TL olarak öngörüldü. Bu göstergelerin her biri, program geciktikçe büyüyen, geriye dönük olarak telafisi zamanla zorlaşan kalemler olarak dikkat çekiyor.

Akaryakıtta ötv ve kdv sıfırlansın
ÖTV ve KDV tamamen kaldırıldığında benzinin doğal litre maliyeti 51,60 TL’ye iner ve 55 TL'lik tavanın altında kalır.
Bu kalemde devlete ek bir sübvansiyon yükü doğmuyor. Motorin ise tam tersi bir durum var. Vergi indirimine rağmen motorinin doğal litre maliyeti 71,08 TL’den tavanın üzerinde kalır. Motorinin fiyatını 55 TL'ye çekilebilmesi için litre başına 16,08 TL'lik sabit ve öngörülebilir bir devlet sübvansiyonu gerekiyor. Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan'dan yapılan ithalata konulacak ek yüzde 40 vergi ile Hazine’nin her yıl elde edeceği yaklaşık 15 milyar dolarlık kaynak, akaryakıttan ÖTV ve KDV indirimi yapılabilir. Burada oluşacak ek kaynak; ÖTV’nin akaryakıttan tamamen kaldırılması ve yine akaryakıttan alınan KDV’nin yarı yarıya indirilmesi imkânı sunuyor. Herhangi bir bütçe açığına neden olmayacak böyle bir adım, ekonomi yönetiminin elini rahatlatacak ve enflasyonla mücadeleyi kolaylaştıracak. ÖTV ve KDV vergilerinden yapılan feragat, akaryakıt fiyatlarını ciddi şekilde aşağıya çeker.Bu adım işletmelerin lojistik ve ulaşım maliyetlerinde büyük rahatlama sağlayacağı gibi, vatandaşların da bütçesine de katkı verir.
Oluşacak fiyat istikrarı; ekonomi yönetiminin, iş dünyasının ve vatandaşın önünü görmesini sağlar.
Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore'den ithalata yüzde 40 ek vergi
Dış ticaret verileri incelendiğinde yaşadığımız döviz açığının en önemli nedeni, Çin başta olmak üzere Uzak Doğu ülkeleriyle yaşadığımız dış ticaretteki dengesizlik olarak dikkat çekiyor.
Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan’a 80 milyar dolarlık ithalata karşılık sadece 5 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Bu dört ülkeyle yıllık 75 milyar dolarlık dış ticaret açığı veriyoruz. Bu açık, büyük bir döviz ihtiyacı doğuruyor. Açık büyüdükçe Türkiye ekonomisi kan kaybediyor; üretim azalıyor, yer yer fabrikalar kapanıyor. Üretemediğimizi de yurt dışından almak zorunda kalıyoruz. Bu sarmal devam ettikçe ekonomideki kan kaybı büyüyor. Çin’den gelen ürünlere karşı uygulayacağımız %40 ek gümrük vergisi her yıl yaklaşık 15 milyar dolarlık gelir elde etmemizi sağlayacak. Türkiye Çin'in ucuz ürün istilasına karşı kararlı bir duruş sergilemek zorunda. Çinli şirketler, devlet sübvansiyonları ve insan haklarına aykırı ucuz işçilikle ürettikleri malları dünyaya yayarken, Türkiye'nin dış ticaret açığının yarısından fazlası artık tek başına Çin kaynaklı. Bu istila karşısında pasif kalmak, yerli fabrikaların kapanması ve istihdamın erimesi anlamına geliyor. Önerilen vergi, tam da bu noktada akıllı bir kalkan görevi görüyor. Kritik ara malı ve yüksek teknoloji bileşenleri muaf tutularak gerçekten üretim yapan hiçbir firma zarar görmeyecek. Hedefte sadece Çin'in ucuz mal seliyle pazarı ele geçirmesine artık izin vermemek var.

60 milyar dolar faizcide değil devletin kasasında kalacak
Bu önlemlerin eş zamanlı ve kademeli olarak uygulanması halinde altı aylık bir sürede hem piyasa verilerinde hem de makroekonomik göstergelerde işileşme yaşanır. Enflasyon kısa sürede arzu edilen seviyelere olmasa da yüzde 15 civarına düşer. Faizler kısa sürede yüde 8-9 bandına iner. Faiz düşüşüyle birlikte devletin yıllık faiz ödemesi 60 milyar dolardan 15 milyar dolara çekilir ve sadece faiz kaleminden devletin kasında yılda 45 milyar dolarlık kaynak kalır. Çin ve diğer uzak doğu ülkelerine uygulayacağımız ek gümrük vergisinden gelecek parayla birlikte devletin kasında kalacak kaynak miktarı 60 milyar doları bulur. Bireysellerin faiz gelirine uygulanan yüzde 10-17'lik stopaj oranının yüzde 30'a çıkarılması da ekonomi yönetiminin elini rahatlatacak bir başka kalem olarak dikkat çekiyor. Böyle bir karar hem devlete gelir sağlar hem de tasarrufların faizden çıkarılıp ekonomiye kazandırılmasının önünü açar.
TÜRKİYE'NİN 81 İLİNE CUMHUR REYONU
Türkiye genelindeki 55 bini aşkın zincir market şubesinde, temel gıda ürünlerini daha uygun fiyatla halka ulaştırmak amacıyla “Cumhur Reyonu” projesi başlatılsın. Gıda enflasyonunu düşürmek için uygulanacak projeyle aracılar kaldırılsın, fiyatlar sabitlensin ve dar gelirli vatandaşın gıda güvenliği güçlendirilsin. Zincir marketlerde her şubenin yüzde 10-15’inde “Cumhur Reyonu” açılsın. Modele göre, her marketin yüzde 10-15’lik bölümünde “Cumhur Reyonu” adıyla özel bir köşe oluşturulsun. Bu alanlarda, devletin tek merkezden sağlayacağı sabit fiyatlı ve devlet etiketli ürünler satılsın.

DÖVİZE VERGİ FAİZ İNDİRİMİNİ KOLAYLAŞTIRIR
Türk Lirası’nın değeri korunursa döviz artmayacak. Yıllardır Türkiye ekonomisinin sıkıştırıldığı faiz-enflasyon kur sarmalı kırıldığında faiz ve enflasyon %10 seviyelerine indirilebilir. Düşük faiz ortamında üretim maliyeti azalır, ürün arzı artar ve enflasyonun aşağıya çekilmesi kolaylaşır. Bu adımların koordineli atılması halinde Türkiye gerçek büyüme potansiyeline kavuşur. Büyümenin yanı sıra yatırım, istihdam, ihracat gibi temel konularda kısa sürede iyileşme sağlanır. Beş araç arasında en açık biçimde diğerlerine bağımlı olanı budur. TCMB'nin Temmuz 2026 toplantı metninde faizi sabit tutma gerekçesi olarak kur riskini işaret etmesi, indirim alanının, döviz talebini yatıştıracak diğer adımların (vergi ve gümrük) devreye girmesine doğrudan bağlı olduğunu gösteriyor. Merkez Bankası rezervinin 180 milyar dolar seviyesinde olması bir tampon sağlasa da, aynı dönemde enerji fiyatlarındaki yükseliş riski gibi dışsal şokların bu tamponu hızla eritebileceği de resmi açıklamalarda ayrıca not ediliyor. Yani rezerv tek başına bir güvence değil, geçici bir alan sağlıyor.
AB’nin yeni bütçesinde vergi tartışması: Fransa 60 milyar euro istedi ASELSAN'dan Polonya'da yeni ihracat sözleşmesi: Keşif ve gözetleme sistemleri için imzalar atıldı Bakan Bayraktar Gabar'daki petrol üretimini örnek gösterdi: 'Terörsüz Türkiye' bölgeyi kalkındıracak Isparta'dan Avrupa'ya gönderilecek, hedef 250 milyon rekolte: 2 bin dönüm alanda hasat başladı Milyonlarca çalışana esnek mesai ve kreş desteği müjdesi: Mesai saatleri ve izinler sil baştan değişiyor THY Liverpool’un ana sponsoru oluyor: 17 yıl sonra bir ilk Kadın kooperatiflerine e-ticaret desteği: Bakan Bolat'tan 'küresel pazarda büyüme' mesajı
Ekonomi
Ekonomi
Ekonomi
Ekonomi
Ekonomi
Ekonomi
Ekonomi
Başlıklar :döviz vergisiekonomifaizÖTVAkaryakıt
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.