Genç yaşta vefat eden bir yakınımın taziyesi için Şanlıurfa’ya gittim.
İnsanın "önemli işlerim var" diyemeyeceği, her şeyi erteleyip katılması gereken bir acıdır ölüm. Kelimelerle anlatılması mümkün olmayan genç birinin vefatı; insanların yüzlerindeki ifadeler, sessizlikleri ve acıyı paylaşma biçimleriyle bir kez daha hissediliyor.
Çocukluğunu bildiğim Zeynep, saygıyla hatırladığım rahmetli Halil Beyazgül abinin kızıydı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
Bu vesileyle zaman içinde değişen ve bence olumlu sonuçlar doğuran bir geleneğimizden bahsetmek istiyorum: Şanlıurfa’nın taziye geleneğinden.
Eskiden çoğunlukla evlerde ve avlularda yapılan taziyeler, son yıllarda taziye evlerine taşındı. Bu değişiklik, cenaze sahiplerinin üzerindeki büyük yükü önemli ölçüde kaldırdı.
Çünkü acısını yaşayan bir insanın aynı zamanda evinde yüzlerce kişiyi ağırlaması, gelenlerle ilgilenmesi ve üç gün boyunca bu yükü taşıması kolay değil.
Taziye evleri bu açıdan önemli bir kolaylık sağladı.
Taziyenin amacı bellidir: Acıyı paylaşmak, yalnız olmadığını hissettirmek ve geride kalanlara sabır dilemek.
Urfa’da ikram da bir gelenektir
Şanlıurfa seyahatlerimde değişmeyen bir başka haslet daha vardır: İkram.
Zaman zaman arkadaşlarıma ve dostlarıma söylediğim "İkramı eziyete çeviriyorsunuz" şeklindeki esprim de biraz bundan kaynaklanıyor.
Bir öğünde üç ayrı yemek davetine katıldığımı bilirim.
Bir seyahatimde, lokantadan çıkarken karşılaştığım bir arkadaşım ile diyaloğum:
— Vaaay, Urfa’ya gelmişin, haber vermiyorsun!
— Bugün geldim. Arkadaş aldı, yemeğe getirdi, seni arayacaktım.
— Öğlen vakti… Hadi bir kebap yedireyim.
— Baksana, lokantadan çıkıyoruz. Şimdi yedik.
— Yemeseydin!
Ve tabii ki tekrar yemek zorunda kalmıştım.
Bu sefer de eski Haliliye Belediye Başkanı Feyzi Demirkol başkanımız gece geç saatte mesaj attı:
"Yarın saat kaçta yemeğe geleceksin?"
"Başkanım, taziye var, biliyorsun" diye yazsam da telefonla arayıp bana kaçış yolu bırakmadı.
Sonunda yemek yerine kahvaltıya ikna ettim.
Urfaspor’da birlikte görev yaptığımız dostumuz Mustafa Yavuz ve amcaoğlum Yaşar’la birlikte gerçek bir Urfa kahvaltısına icabet ettik.
Urfa’da ikram böyledir. Bazen insanı doyurmaz, adeta teslim alır.
Ama işin güzel tarafı, bu ikramın altında gerçek bir samimiyet vardır.
Taziye evinde kimlikler geride kalıyor
Kahvaltının ardından birlikte taziye yerine gittik.
İşte orada Urfa’nın başka bir güzelliği var.
Hiç kimsenin aklında Kürt, Türk, Arap ya da herhangi bir siyasi düşünce olmaz.
Taziye sahiplerinden biri eski Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Beyazgül’dü. Ziyarete gelenlerin ise artık makamlarının, siyasi kimliklerinin veya milliyetlerinin bir önemi yoktu.
Çünkü taziye evinde insan, önce insandır.
Taziye geleneğimizin belki de en güzel tarafı budur: İnsanların kimliğine, siyasi görüşüne, mezhebine veya toplumsal konumuna bakmadan aynı acının etrafında buluşabilmesi.
Eski belediye başkanıyla yeni belediye başkanı, milletvekiliyle vali; Kürdü, Türkü, Arabı; sağcısı, solcusu, sosyalisti, liberali, muhafazakârı aynı ortamda yan yana gelebiliyor.
Orada kimsenin makamı, siyasi görüşü veya kimliği konuşulmuyor.
Herkes aynı acının etrafında birleşiyor.
Bugünlerde yeniden konuştuğumuz barış sürecinin bize hatırlatması gereken şeylerden biri de aslında burada saklı.
Taziye evinde Kürdü, Türkü, Arabı; sağcısı, solcusu, sosyalisti, liberali, muhafazakârı aynı acının etrafında buluşabiliyorsa, ortak acılarımız kadar ortak geleceğimizin de bizi bir araya getirebileceğini düşünmemiz gerekir.
Taziye evinde kimse diğerine "Sen hangi taraftasın?" diye sormaz.
Çünkü ölüm karşısında tarafların değil, insanlığın anlamı vardır.
Belki de ihtiyacımız olan barışın en sade tarifi budur:
Farklılıklarımızı yok etmek değil, farklılıklarımızla birlikte aynı ülkede yaşayabilmek.
Şanlıurfa’nın taziye evleri bize bunu zaten yıllardır gösteriyor.
Kültürler değişir. Değişmeyen ise insanın acı karşısında insana ihtiyaç duymasıdır.
Bu nedenle taziye geleneğimizi yaşatmalıyız.
Urfa’nın ikramını, taziyesini ve benzer tüm güzel kültürel zenginliklerini yaşatalım.
Zeynep’e bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.
Mekânı cennet olsun.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: taziyeşanlıurfaNabi Kırmızı
DAHA FAZLA HABER OKU
Gürbüz Evren Netanyahu İngiltere'yi "Britanya İslam Cumhuriyeti" ilan etti
Prof. Dr. Zehra Aslan 6-7 Eylül 1955: Birkaç soru, kısa cevap
Dr. Osman Gazi Kandemir Yunanistan tarafı, Türkiye ile savaşı nasıl tahayyül ediyor?
KÜLTÜR
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.