8 Eylül 2026, Salı · 08:14 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

londra’nın kargaları, yapay zekâ ve kaybolan işçiler

londra’nın kargaları, yapay zekâ ve kaybolan işçiler

Hâlâ isminin X olduğuna alışamadığım Twitter’ı açıyorum. The Economist’in tweet’ini yanlış mı okudum diye gördüğüm hesabın gerçek olup olmadığını kontrol ediyorum. Neden böyle bir polemiğe girilsin ki diyorum…

Tweet “Daron Acemoğlu’nun fikirleri, sosyal bilimlerin bir devi için etkileyici gelmeyebilir. Ücretsiz kaydolun ve ekonomistlerin neden Nobel ödüllü yazarın itibarını sorguladığını öğrenin” diyordu. Acemoğlu niye tartışmaya açılmıştı ki…

Daron Acemoğlu’nun son kitabı What Happened to Liberal Democracy? (Liberal Demokrasiye Ne Oldu?), liberal demokrasinin yaşadığı krizi anlatırken işçi sınıfıyla kurulan bağın zayıflamasına dikkat çekiyordu. Hoca şunu diyordu: “Fabrikaların kapanması, üretimin başka ülkelere taşınması, teknolojinin bazı işleri ortadan kaldırması ve gelir dağılımındaki bozulma yalnızca ekonomik sonuçlar yaratmıyor; insanların sisteme duyduğu güveni de aşındırıyor.”

Tartışma biraz da bu noktadan koptu. Twitter’ın rüzgârlı dünyasında, The Economist’in teknoloji devlerinin etkisi ve yönlendirmesiyle (!) Acemoğlu’na bir itibar suikast yaptığı gündeme getirildi.

Bir zamanlar soru “Çalışırsam daha iyi bir hayat kurabilir miyim?” iken bugün buna bir yenisi ekleniyordu:

“Benim yaptığım işi yarın bir algoritma yaparsa ne olacak?” Soru tanıdık geldi değil mi, yıllar yıllar önce işlerini ellerinden alan makinelere mi yoksa sisteme mi karşı çıkacaklarını bilemeyen işçilerin durumu…

Ekranın beyaz ışığını kapatıp elimdeki kitaba dönüyorum. Temmuz 2026’da ilk baskısı Kor Kitap’tan çıkan Mohr ve Londra’nın KargalarıVilmos ve Ilse Korn’un birlikte yazdığı, Olcay Geridönmez tarafından Türkçeye kazandırılan kitabın üzerinde koyu kırmızı bir yazıyla şu ibare vardı: Bir Karl Marx romanı…

Kitabın ilk sayfalarında önce Londra’ya gidiyoruz. Ama bildiğimiz Londra’ya değil. Big Ben’in, Thames kıyılarının ya da zarif binaların değil; fabrika bacalarından çıkan dumanın gökyüzünü örttüğü, yoksulluğun sokaklara sindiği Londra’ya…

Karşımıza 13 yaşındaki Joe Kling ve kız kardeşi çıkıyor. Joe, bir iplik fabrikasında günde 12 saat çalışıyor. Sanayi Devrimi üretimi büyütüyor, şehir zenginleşiyor, makineler daha fazla üretiyor. Fakat bu büyük ilerlemenin içinde çocuklar da çalışıyor.

Kitabın “Mohr”u işte burada beliriyor: Karl Marx.

Dostlarının koyu saçları ve sakalı nedeniyle “Mohr” (Habeşli/siyahi) diye çağırdığı Marx, aynı yıllarda Londra’da Kapital üzerinde çalışıyor. Bir tarafta ekonomi politiğin büyük soruları, diğer tarafta fabrikalarda çalışan çocuklar… Mohr ve Londranın Kargaları, büyük ekonomik kavramların aslında insanların gündelik hayatlarından, onların emeğinden ve yoksulluğundan doğduğunu hatırlatıyor.

Tam bu noktada kitabı kapatıp bugüne bakmak mümkün.

Çünkü makineler değişti ama makine karşısındaki insanın kaygısı bütünüyle değişmedi.

Joe Kling’in dünyasında makine, insan emeğini ucuzlatan ve ağırlaştıran bir güçtü. Bugünün çalışanı içinse makine robot, algoritma ya da yapay zekâ olabilir.

Değişen makine.

Kaygı ise tanıdık.

Acemoğlu’nun yaklaşımının önemli tarafı, teknolojiye karşı çıkmaması. Meseleyi teknolojinin kendisinden çok, nasıl ve kimin yararına kullanıldığı üzerinden kuruyor. Çünkü teknoloji toplumun tamamı için refah yaratabileceği gibi, çalışanları ekonomik düzenin dışına da itebilir.

İşte Mohr ve Londra’nın Kargaları ile Acemoğlu’nun söyledikleri tam burada kesişiyor.

Kitapta Londra’nın yoksul çocukları, işçileri ve kargaları arasında dolaşırken, kentin zenginliğinin dışında bırakılan insanları görüyoruz. İki yüzyıl sonra fabrikaların yerini kimi zaman ekranlar, algoritmalar ve yapay zekâ sistemleri aldı. Bugünün görünmeyen işçileri artık bir fabrikanın içinde değil; depolarda, çağrı merkezlerinde, teslimat araçlarında, bilgisayarların başında ya da yapay zekânın arkasında çalışan insanların arasında.

Dün fabrikanın düdüğü vardı.

Bugün algoritmanın bildirimi var.

Dün makine vardı.

Bugün yapay zekâ.

Ama soru aynı:

İlerleme kimin için?

Marx kapitalizmin işleyişini anlamaya çalışırken Londra’nın yoksul sokaklarına baktı. Acemoğlu ise bugün ekonomik düzen ile demokrasi arasındaki ilişkinin nasıl yeniden kurulabileceğini tartışıyor. İkisini aynı düşüncenin temsilcileri olarak görmek elbette doğru değil. Marx’ın kapitalizm eleştirisi köklü bir dönüşüm fikrine dayanırken Acemoğlu liberal demokrasinin güçlendirilmesini savunuyor.

Fakat Mohr ve Londra’nın Kargaları ile Acemoğlu’nun işçi sınıfı üzerine düşüncelerini yan yana koyunca ortak bir soru beliriyor:

Makine değiştiğinde insanın değeri de değişir mi?

Belki de mesele makinelerle insanlar arasındaki mücadele değil. Makinelerin ve yapay zekânın yarattığı zenginlikten insanların nasıl pay alacağı.

Bu nedenle Mohr ve Londra’nın Kargaları, yalnızca Sanayi Devrimi’nin Londra’sına bakan tarihsel bir anlatı olarak kalmıyor. Bugünün çalışma hayatına, görünmeyen emekçilerine ve teknolojiyle değişen dünyasına da bir pencere açıyor.

Çünkü kargalar hâlâ Londra’nın çatılarında.

Sadece artık onları başka şehirlerde, başka ekranlarda, başka biçimlerde görüyoruz.

İlgili Haberler
Global I Asked ChatGPT If High Interest Rates Are Good for Retirees — Here's the Truth Yahoo Finance · 12 saat önce Global AI Is Moving Into Everyday Business — These 5 Stocks Sit Squarely in the Path of the Surge Yahoo Finance · 12 saat önce Global Nvidia Is No Longer Just a Chip Company. It’s the Infrastructure Platform for All of AI Yahoo Finance · 12 saat önce Global IREN’s AI Pricing Is Exploding — Why the Neocloud’s $2.6 Billion Contract Base Could Scale Dramatically Yahoo Finance · 12 saat önce Global Arm Expands Into AI Accelerators With Samsung — But It’s Not the Data Center Goldmine Investors Hope For Yahoo Finance · 12 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.