Şu anda yüzlerce yabancı otomobil medyası mensubu, yeni elektrikli Cayenne modelini deneyimlemek üzere Kapadokya’ya geliyor. Porsche’nin bu büyük organizasyon için Türkiye’yi tercih etmesinin en büyük sebebi elbette ülkemizin tarihî ve doğal güzellikleri… Türkiye’nin turizmine de küçük fakat önemli bir katkı olacağı kesin… Fakat 1996-2026 arasında 12 bini geçen satışların yanı sıra özellikle elektrikli Porsche’lere olan büyük ilginin de bu kararda etkili olduğunu belirtmeliyiz. Diğer yanda Toyota’nın Hilux GR modelinin uluslararası test sürüşleri, Volkswagen Golf’ün 50. yıl kutlamaları da Kapadokya’da düzenlenmişti. Hem Toyota hem de VW’nin ülkemizdeki satış başarıları ortada… Geçmişten başka örnekleri de hatırlıyoruz. Yani, Türkiye her anlamda global markalar için bir cazibe merkezi…
Diğer yanda sektörün nabzını tutan Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneğinin (ODMD) yayımladığı Ocak-Ağustos raporunda toplam pazarın geçen yılın aynı dönemine göre %11,91 oranında daralarak 719.996 adede gerilediği görünse de, 564.241 adetle binek otomobil tarafındaki %13,78’lik düşüşün yanında 155.755 adetle hafif ticari araç segmentinin %4,40’lık sınırlı daralması, talebin görece sağlamlığına işaret ediyor. Ağustos ayında toplam pazar %20,28 küçülürken, otomobil satışlarındaki %25,16’lık sert gerilemeye karşın hafif ticari araç pazarı %0,34 gibi mütevazı ama anlamlı bir artış yakalayarak 19.502 adede ulaşıyor. Ancak bu kısa vadeli daralmayı tarihsel ortalamalarla kıyasladığımızda, pazarın beş yıllık Ağustos ortalamasının %4,4, on yıllık ortalamanın ise %23,9 üzerinde seyretmesi, uzun vadeli büyüme eğiliminin bozulmadığını ve mevcut yavaşlamanın konjonktürel olduğunu düşündürüyor.
Tüketici tercihlerindeki yapısal değişimlerde ise düşük vergili A, B ve C segmentlerinin toplam pazar içindeki payı %84,3’e ulaşırken, C segmenti %55,1 ile açık ara lider konumunda; B segmenti ise %28,9’luk payla ikinci sırada… 372.790 adet ve %66,1’lik payla SUV’lar ilk sırada, sedanlar %20 ve hatchback’ler %13,6 ile tercihleri şekillendiriyor.
Motorizasyonda benzinliler %40,8’lik payla hâlen en büyük segment olsa da, hafif hibritler dahil yarı elektrikliler %33,1’lik pay ve 187.045 adetlik satışla hızla yükseliyor. %7,3 artan 160 kW altındaki modelleriyle tam elektrikliler ise %18,8’lik pay ve 105.951 adetle üçüncü büyük güç grubunu oluştururken, dizel araçların payı %5,9’a gerilemiş durumda. Daha erişilebilir fiyatlı tam elektrikli modellere yönelen müşterilerin aşırı yüksek fosil yakıt fiyatlarına karşı konfor ve teknoloji odaklı seçenekler aradığı da ortada…
Bu tablonun arka planında, otomotiv sanayimizdeki küresel üretim kabiliyeti de ayrı bir başlık olarak parlıyor. Tofaş’ın Bursa fabrikasında 386 milyon Euro’luk yatırımla, 2032’ye kadar 1 milyon adet üretimi planlanan Fiat Scudo, Opel Vivaro, Peugeot Expert ve Citroën Jumpy’den oluşan Stellantis K0 ailesinin Kuzey Amerika pazarına özel, 230 bin adet üretilecek modeli Ram ProMaster City, Green Car Journal tarafından “2027 Yılının Ticari Yeşil Aracı” seçilerek tüm kabiliyetleriyle okyanus ötesindeki profesyonel kullanıcıların bile beklentilerini karşılayabileceğini kanıtlıyor. Ford’un Connect’leri ve Tofaş’ın Doblo’ları ile gerçekleştirilen ABD ihracatının yeniden canlanması, Türkiye’nin hafif ticari araç üretim üssü iddialarını pekiştiriyor.
Tüm bu veriler ışığında, Çin menşeli markalara yönelik artan vergi yükleri ve ticaret engellerine rağmen OMODA ve JAECOO’nun Türkiye’deki iki yıllık başarısı, doğru ürün ve stratejiyle korumacılığın aşılabileceğini gösteren önemli bir örnek… Global ölçekte 77 pazarda sadece üç yılda 1 milyon adet satışa ulaşan markanın, yerel tüketici beklentilerine odaklanarak Avrupa’daki gibi hızlı büyümesine ve yerel pazardaki daralmaya rağmen tüketici nezdinde yer edinmesine şaşırmamamız gerekiyor.
Velhasıl, ilk sekiz ayda otomotiv pazarımız yıllık bazda kayda değer bir daralma yaşasa da, geçmiş dönemlerin ortalamalarını aşan seviyesi ve hafif ticari araç segmentindeki direnciyle uzun vadeli potansiyelini koruyor. Bir tarafta otomotiv mühendisliği ve üretim kabiliyetimiz, diğer tarafta küresel markaların pazarın dinamizmine ve tüketicilerin teknoloji açlığına olan ilgisi… Sonbaharda yerli üretim ve ithal markalar arasındaki rekabetin yoğunlaşmasını beklerken, çok boyutlu otomotiv sektörümüzün zorluklarla birlikte fırsatları da barındırdığını izleyeceğiz.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.