YAYINLAMA 07 Eylül 2026 00:00
GÜNCELLEME 07 Eylül 2026 00:13
EVRİM KÜÇÜK
Altın artık yalnızca ne kadar tutulduğu ile değil, nerede tutulduğu ile de küresel finans gündeminin merkezinde.
Hollanda Merkez Bankası’nın ABD ve Kanada’daki kasalardan yaklaşık 86 ton altını Londra’ya taşıması, rezervlerin coğrafi dağılımının önemine dikkat çekti.
Gerekçesi ‘artan jeopolitik huzursuzluk” ve krizlere hazırlık’ olarak açıklanan Hollanda’nın bu hareketi tek başına değerlendirildiğinde bir saklama değişikliği gibi görünebilir. Ancak son yıllardaki tablo daha geniş bir eğilime işaret ediyor.
- Fransa, New York’ta bulunan son 129 ton altınını elinden çıkararak Avrupa’da LBMA standartlarına uygun altın satın aldı. Banque de France, bu işlemin lojistik açıdan daha hızlı ve düşük riskli olduğunu belirtti.
- Almanya 2013-2017 döneminde New York ve Paris’ten toplam 674 ton altını Frankfurt’a taşıdı. Transferin ardından rezervlerin yüzde 50,6’sı Frankfurt’ta, yüzde 36,6’sı New York’ta, yüzde 12,8’i ise Londra’da tutulmaya başlandı.
- Hindistan 2 yıl önce İngiltere’den kendi kasalarına 100 tonun üzerinde altın taşıdı.
- Polonya 2019’da İngiltere Merkez Bankası’ndan yaklaşık 100 ton altını ülkesine getirdi.
- Türkiye: 2017-2018 döneminde altının bir bölümünü yurtiçine taşıdı, Türkiye altın rezervlerinin önemli bölümünü Borsa İstanbul nezdinde, yani yurtiçinde tutuyor. TCMB, rezervlerin bir bölümünü de Londra’da bulunduruyor.
Londra yeni adres olarak önem kazanıyor
Ancak altının eve dönüşü, New York ve Londra gibi merkezlerin terk edildiği anlamına gelmiyor.
Londra, dünyanın en büyük fiziki altın ticaret merkezi. İngiltere Merkez Bankası’nın kasalarında yaklaşık 400 bin külçe bulunuyor. Altın burada kasadan çıkarılmadan, hesaplar üzerinden el değiştirebiliyor. Bu özellik, özellikle kriz dönemlerinde altının hızlı biçimde nakde veya başka bir varlığa dönüştürülmesini kolaylaştırıyor.
Kıymetli metal, neden ülkesine geri geliyor?
Rusya yaptırımları: Rusya'nın yaklaşık 300 milyar dolarlık döviz rezervinin 2022'de dondurulması, yabancı ülkelerde tutulan rezervlerin siyasi kararlarla erişilemez hâle gelebileceği endişesini artırdı.
Trump faktörü: ABD yönetimiyle yaşanan ticaret ve siyasi gerilimler, Washington'ın finansal sistem üzerindeki etkisine ilişkin endişeleri artırıyor.
Paranın kontrolü: Fiziki altının ülke sınırları içinde tutulması, merkez bankalarına rezerv üzerinde daha doğrudan kontrol sağlıyor.
Kriz hazırlığı: Altının kriz anında hızlı kullanılabilmesi için yalnızca güvenli olması değil, erişilebilir olması da önem taşıyor.
Çeşitlendirme: Merkez bankaları tüm altını tek bir ülkede tutmak yerine yurtiçi kasalar, Londra ve diğer finans merkezleri arasında dağıtarak saklama riskini azaltıyor.
De-dolarizasyon: Merkez bankalarının altına yönelik ilgisi, doların küresel rezervlerdeki ağırlığının geleceğine ilişkin kaygılarla da birleşiyor. Dünya Altın Konseyi araştırmasında merkez bankalarının yüzde 73'ü, önümüzdeki beş yılda küresel rezervlerde dolar payının azalacağını öngörüyor.
Hollanda iki farklı yöntemle taşıdı
Hollanda Merkez Bankası New York'ta yaklaşık 59 ton altın sattı ve Londra'da aynı miktarda altın satın aldı. Ayrıca Kuzey Amerika'dan Hollanda'ya 27 tondan fazla altın fiziksel olarak taşıdı. Daha sonra benzer miktarda uluslararası ticareti yapılabilen altın Hollanda'dan Londra'ya transfer edildi. Bu, Hollanda'nın 86 tonun tamamını Atlantik Okyanusu üzerinden taşımak zorunda kalmadığı, bunun yerine altın satışları ve fiziki transferlerin bir karışımını kullandığı anlamına geliyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.