YAYIN TARİHİ, 06 Eylül 2026 16:32
- İş dünyası çatı kuruluşları, 2027-2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Program'ı değerlendirdi. Üretim ve ihracatın desteklenmesini olumlu bulurken, finansmana erişim ve kademeli faiz normalizasyonu çağrısı yaptı.
İş dünyası temsilcileri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıkladığı 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) değerlendirdi.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekonomi, iş dünyası, piyasalar ile ilgili en güvenilir ve en detaylı haberlere en hızlı şekilde ulaşın. + EkleCumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini kapsayan "Orta Vadeli Program"ı açıkladı.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, OVP'ye ilişkin, "Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ın (OVP) ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz. Programda üretim ve ihracatın, küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvikine yönelik düzenlemelere kapsamlı şekilde yer verilmesini olumlu buluyoruz." dedi.
Üreten ve ihracat yapan işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak somut ve kalıcı mekanizmaların OVP hedeflerine ulaşılmasına katkı vereceğini belirten Avdagiç, "Dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanması ve oluşacak alanın 'kademeli bir faiz normalizasyonuna' dönüştürülmesi önem taşımaktadır. İş dünyası olarak ülkemizin üretim, ihracat ve istihdam hedeflerine katkı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni OVP'nin küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu gördüklerini belirtti.
Programda imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına özel önem verilmesini, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin daha somut biçimde ele alınmasını önemli bulduklarını vurgulayan Gültepe, özellikle ihracatçı ve döviz kazandırıcı faaliyet yürüten firmalara yönelik finansman imkanlarının güçlendirilmesinin, sektörlerin ihtiyaçlarına göre hızlı müdahale mekanizmalarının devreye alınmasının ve dış ticarette rekabetçiliğin ayrı bir politika alanı olarak ele alınmasının ihracatçı açısından kıymetli adımlar olduğunu ifade etti.
Gültepe, şu değerlendirmede bulundu:
"İhracat tarafında 2027 hedefi 294 milyar dolardan 292 milyar dolara, 2028 hedefi ise 308,5 milyar dolardan 302,5 milyar dolara revize edildi. 2029 yılı için de 316 milyar dolarlık mal ihracatı öngörülüyor. Program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının toplamda 450 milyar dolara ulaşması hedefi, hizmet ihracatında yaklaşık 134 milyar dolarlık bir büyüklüğe işaret ediyor.
Buna karşılık net ihracatın büyümeye katkısının 2027'de sıfır, 2028'de 0,1 ve 2029'da 0,2 puanla sınırlı öngörülmesini dikkati çekici buluyoruz. Önümüzdeki dönemde beklentimiz, programda yer alan finansman, maliyet, pazara erişim ve rekabetçilik adımlarının sahaya güçlü biçimde yansıması ve üretim ile ihracatın büyümeye katkısının daha belirgin hale gelmesidir. Türkiye'nin mal ve hizmet ihracatında daha yüksek bir performans ortaya koyabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyoruz."
Büyümenin niteliğine yapılan vurgu çok önemli
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı'nı, ekonominin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının geleceğe ilişkin planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti.
İş dünyası olarak öngörülebilirliğin güçlendirilmesini yatırım ve sürdürülebilir büyümenin temeli olarak gördüklerini ifade eden Olpak, programın temel hedefi olarak ifade edilen istikrarın güçlendirilmesini de enflasyonla mücadelede kalıcı başarı, üretim yapısının geliştirilmesi ve yatırım ortamına duyulan güvenin pekiştirilmesiyle birlikte değerlendirdiklerini aktardı.
Nail Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak için büyümenin niteliğine yapılan vurgu çok önemli. Verimlilik artışına, yüksek katma değerli üretime, güçlü ihracata ve nitelikli istihdama dayanan bir büyüme yapısı, ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıracaktır. Büyümenin kalıcı refaha dönüşebilmesi için kaynaklarımızı etkin kullanan, teknolojik gelişimi ve çevresel sürdürülebilirliği gözeten yatırımları desteklemeliyiz.
İş dünyamız açısından programın başarısını sahada hissedilir kılacak başlıkların başında uygun koşullarda finansmana erişim geliyor. Üretim ve ihracat yapan firmalarımızın işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması, yatırım kredilerinde vade ve maliyet koşullarının iyileştirilmesi, özellikle KOBİ'lerimizin dönüşüm yatırımlarının desteklenmesi büyük önem taşıyor. Enflasyonla mücadele sürecinde üretim kabiliyetimizi korumamız, önümüzdeki dönemin büyüme potansiyelini de güçlendirecektir."
Bugün küresel rekabeti aynı zamanda bir güven rekabeti olarak gördüklerini ifade eden Olpak, uluslararası yatırımcılar ve ticaret ortaklarının maliyet ve pazar avantajlarının yanında kuralların öngörülebilirliğine, tedarikin sürekliliğine ve uzun vadeli iş yapabilme güvencesine de baktığına, Türkiye'nin üretim kabiliyetini, coğrafi konumunu ve güçlü ticari bağlantılarını kalıcı bir avantaja dönüştürmenin yolunun bu güveni her alanda pekiştirmekten geçtiğine dikkati çekti.
Olpak, "Programda ilk kez yer alan 'Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık' başlığını da ayrıca önemli buluyoruz. Küresel zorluklar birçok alanda güvenlilik ve dayanıklılık kavramını ön plana çıkardı. Böyle bir başlık altında enerji ve doğal gazda arz güvenliliğinin güçlendirilmesi, gıdada arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık, kritik teknolojilerde yerli üretimin artırılması, aile ile toplumsal ve fiziki dayanıklılığın sağlanması alanları bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, 2027-2029 Orta Vadeli Programı'nın gelecek üç yıllık dönemde fiyat istikrarını, büyümeyi, yatırımı ve ihracatı güçlendirmeyi hedefleyen bir perspektif ortaya koymasını önemli bulduklarını vurgulayarak, küresel ve bölgesel sorunların 2026 yılı ekonomik göstergeleri üzerindeki baskısına rağmen ifade edilen seçici finansman imkanlarının katma değer üreten, yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam sağlayan işletmelere etkin biçimde yönlendirilmesinin ekonominin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağına inandıklarını kaydetti.
Kopuz, şu değerlendirmede bulundu:
"Tarımsal üretim ve gıda açısından baktığımızda programda da vurgulandığı gibi, fiyat istikrarının kalıcı hale gelmesinde tarım ve gıda politikaları önemli bir unsurdur. OVP'de ilk kez açılan 'Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık' başlığı altında, su güvenliği ve gıda arz güvenliğine özel önem verilmesi bu anlamda isabetli bir yaklaşımdır. Tarımsal üretimde devamlılık ve yüksek verimlilik artışı önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında olmalıdır. Bu nedenle tarım sayımının artık tamamlanarak planlı üretime zemin oluşturması ve üreticinin mahsul bazlı teşviklerle de desteklenmesi bu amaca hizmet edecektir."
Aynı şekilde tarımın yüksek teknoloji ve yapay zeka kullanımıyla kalkınma politikasının temel unsurlarından biri haline geleceğine inandıklarını belirten Kopuz, Türkiye'nin müteşebbisleri olarak programda ortaya konulan hedeflerin sahadaki uygulayıcıları olduklarının bilinciyle üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam sağlamaya ve ihracatı artırmaya devam edeceklerini vurguladı.
POPÜLER HABERLEROrta Vadeli Program açıklandı: Enflasyon tahmini belli oldu
Yeni Passat Pro satışa çıktı: Fiyatı otomobil piyasasını şaşırttı!
Elon Musk'ın satranç çıkışına Chess.com'dan sert yanıt: "İyi şanslar"
ABD'den İran yaptırımı: Türkiye'den üç kuruluş listeye alındı
Schengen'e girişte dengeler değişiyor: Kritik tarih yaklaştı
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.