“Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum. Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, bana göz kırpıyordu. İncirlerden biri, eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı; bir başkası ünlü bir şair, öteki parlak bir profesör…”
Ebru Köktürk Koralı 04 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Sylvia Plath, "Sırça Fanus"ta insanın karşısına çıkan seçeneklerin ağırlığını unutulmaz bir incir ağacı metaforuyla anlatır. Hayat, önünde gür ve bereketli bir ağaç gibi dallanıp budaklanır; her bir dalın ucunda ise göz kamaştırıcı, olgun ve çağrıcı bir gelecek asılı durur. Kimi dalda parlak bir kariyer, kiminde huzurlu bir yuva, kiminde ise dünyayı gezen bir gezginin özgürlüğü parıldar. Fakat çelişki tam da buradadır: Bir inciri koparıp yemek, diğer tüm dallardan sonsuza dek vazgeçmek demektir. İhtimaller ve karar sürecinin yarattığı o felç edici tereddüt anı uzadığı her saniye o muazzam meyveler olgunlaşır, buruşur, kararır ve teker teker çürüyerek ayaklarının dibine, toprağa düşer. Gençlik hep bu sorunsalla uğraşmakla geçer, karar vermek, seçmek zordur. Dönüp baktığında yol ayrımları daha netleşmiştir.
Geçtiğimiz günlerde hayatımda ilk kez geçtiğim Gemlik- Mudanya kıyısından, Yörükali’ye doğru kıvrılan köy yollarının kenarında oldukça kalın gövdeli ve büyük yapraklı incir ağaçları gözüme çarptı. İncir ağaçları bizi Yusta Bağlarına kadar takip etti.
Yusta Bağlarında, Tola Restoran’ın kurucusu, harika bir şefin Atakan Özen’in davetindeydik ama gözümüz yükseklerde incirin tepelerinde. Güneş kaybolmaya yakın şef bizi küçük ağız hoşluklarından oluşan ikramlarıyla bağların arasında dolaştırdı. Yol, bağların ortasındaki zeytinlikte kurulmuş güzel sofralara çıkıyor. İncir yine köşede bana bakıyor. Üzerinde bir tane gözüme kestiriyorum, simsiyah, kocaman, çatlaksız. Henüz olmamış olabilir mi? Daha ne kadar büyüyecek? Olmadıysa, niye çatlak yok? İhtimaller ve karar sürecinin yarattığı o felç edici tereddüt anını sonlandırdım. Zıpladım aldım. İç renk yakut ve mükemmel, sıfır sorun. İncirden tam beklediğim gibi. Şef gördü mü?
En iyisi incirden konuya gireyim. İhraç ediyormuşuz, en iyisini başkası yesin. Tüm meyveler dalından yenince başka güzeldir. İncir için bu temel kuraldır, asla marketten alınmaz. Bahçemde bir incirim var. Ağustosun son haftası tam, güzel olur, sabahtan akşama tek tek alırım üzerinden… İncir paketlenmez, dolaba girmez.
Şef Atakan Özen’in haftada bir gün Tola dışına çıkıp zeytin ağaçları altında kurduğu sofralarda nefis bir akşam yemeği yedik. Bursa’nın, coğrafyanın verdiği nimetlerin hakkını veren bir menüydü. Marmara Denizi’nden, Karacabey’den, Uludağ’dan… Müzik güzeldi, gelen misafirler Bursa ve İstanbul’dan. Eylül ortasına kadar devam edecekmiş bu pop-up restoran, yer bulursanız kaçırmayın.
Geçen haftanın en güzel buluşmalarından biri de Seraf’taydı. Konuk şef Asma Khan, Sinem Özler’le birlikte pişirdi. Asma Khan’ın mutfağı kadının görünürlüğü ve dayanışması için bir direniş mevzisi. Doğduğu topraklarda "istenmeyen ikinci kız çocuğu" olmanın getirdiği toplumsal yükü, Londra’da tamamı kadınlardan oluşan mutfağıyla küresel bir ses ve adalet hareketine dönüştüren Khan, gastronominin ataerkil ve finans odaklı hiyerarşisine açıkça meydan okuyor. İki güçlü kadın şefin zarafetle, hafızayla ve ortak bir dille harmanladığı o çok şık sofra; yalnızca enfes lezzetlerin değil, mutfaktaki kadın emeğinin, birbirine el verme kültürünün ve sofranın dönüştürücü gücünün altını çizen son derece ilham verici bir buluşma oldu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.