Ruanda sınırındaki toprakların kritik mineraller bakımından son derece zengin olması, çatışmayı kısa zaman içinde ekonomik bir mücadeleye dönüştürdü. Kongo’da, saldırılar, kitlesel yerinden edilme, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle her yıl yüz binlerce insan bedel ödüyor.
Bölgeyi tehdit eden yüzlerce silahlı grup var. Bunların en dikkat çekeni M23. 2012'de Tutsi haklarını koruma iddiasıyla kurulan örgütün asıl amacı zamanla toprak ve maden kontrolü hâline geldi. 2022 yılında daha organize silahlanan örgüt, 2025’te Goma ve Bukavu gibi önemli şehirleri ele geçirerek ülkenin doğusundaki nüfuzunu genişletti.
Sonrasında M23, Aralık 2023'te KDC'nin eski seçim komisyonu başkanı Corneille Nangaa tarafından kurulan Alliance Fleuve Congo (AFC) ile ittifak kurdu.
Silahlı kanadını M23'ün oluşturduğu bu yapı, kısa sürede yalnızca askerî bir ittifak olmaktan çıkarak Kongo hükümetine alternatif bir siyasi ve idari yapı iddiası geliştirdi. Bu iddiayı en açık şekilde sınayacağı alan ise kısa süre sonra sağlık krizinde ortaya çıktı.
Kongo halkı için acı listesi hiç kısalmıyor, sadece uzuyor. 15 Mayıs 2026'da bu listeye bir trajedi daha eklendi: Ebola salgını.
Savaşın yıprattığı Kongo yönetiminin sağlık altyapısı yetersiz, dış yardımlar yakın zamanda kesilmişti. Haftalarca insanlar aşısız kaldı. Dünya Sağlık Örgütü’nün acil yardım çağrılarına rağmen gereken meblağın yarısına bile ulaşılamadı. Bugüne kadar vaka sayısı 6 bini aştı, can kaybı ise 2900’ün üzerinde.
M23 kontrolünde Ebola
İlginç olan nokta şu ki, ülkenin doğusundaki toprakları ele geçirmek için her tür şiddete başvuran ve masum insanları katleden M23/AFC, kendi kontrolündeki bölgelerde Ebola’yı durdurmak için Kinşasa’dan bağımsız, büyük bir çaba gösteriyor. Temmuz ortasına kadar ülke genelinde 672 can kaybı yaşanırken, M23 kontrolündeki bölgede yalnızca 4 vaka bildirildi ve grup bunu "salgını durdurduk" diye duyurdu.
Yine salgının başlangıcında M23/AFC yetkilileri Munigi sağlık merkezinin rehabilitasyonunu yürüttü. Tesiste biyogüvenlik laboratuvarı var. Dünya Sağlık Örgütü’nün kendilerine çadır ve yatak sağlayacağı ve merkezin kapasitesinin 120 yatağa çıkarılmasının planlandığı duyuruldu.
20 Ağustos'ta M23/AFC, kontrolündeki bölgelerde Ebola'nın yayılmasını engellemek amacıyla yeni hareket kısıtlamaları ilan etti.
Peki bunlar ne anlama geliyor?
Gözlerini kırpmadan insan öldüren, bebeklere ve yaşlılara bile tecavüz eden milisler şimdi Kongoluların hayatlarını kurtarma derdine mi düştü?
Birden insanlıklarını mı hatırladılar?
Mesaj çok net: Bakın, biz devletten daha iyi yönetebiliyoruz!
Kinşasa'nın giderek daha izole kaldığı bir sağlık krizinde, M23/AFC silahla ele geçirdiği topraklardaki yönetimini laboratuvar ziyaretleri ve sağlık çalışanı fotoğraflarıyla meşrulaştırmayı deniyor. Tam anlamıyla bir devlet değil; ancak devlet işlevlerini üstlenmeye çalışan bir “proto-devlet” modeli ortaya çıkıyor.
Kinşasa yönetemiyor, dünya yeterince yardım etmiyor.
Peki kim yönetiyor? M23/AFC
Vergi toplamak, sağlık hizmeti sunmak, güvenlik sağlamak ve hareketleri düzenlemek gibi uygulamalar “biz devletiz” iddiasını güçlendiriyor. M23 bunu bir günde başarmadı; yıllardır ele geçirdiği bölgelerde paralel idari yapılar kurarak askerî kazanımlarını kalıcı siyasi kontrole dönüştürmeye çalışıyor. Ebola ise bu kapasiteyi görünür kılmak için örgüte yeni bir fırsat sundu.
Bu tablo tamamen benzersiz sayılmaz. 1994 soykırımından sonra ülkeyi ele geçiren Ruanda Vatanseverler Cephesi (RPF) de aynı yolu izlemişti: önce toprağı ve gücü ele geçirdi, sonra geçiş hükümeti kurdu, devlet kurumlarını yeniden inşa etti, uluslararası yardım kuruluşlarıyla iş birliğine girdi ve 2000'de Kagame'nin cumhurbaşkanlığıyla RPF'nin kurduğu siyasi düzen kurumsallaştı. Silahlı bir isyan hareketi olarak başlayan M23'ün, devlet aygıtının içinden çıkmış Nangaa'nın kurduğu AFC ile birleşip gitgide daha siyasi bir yapıya bürünmesi, Ruanda'yla olan bağı düşünüldüğünde pek dikkat çekici. Kigali'nin otuz yıl önce izlediği senaryo, şimdi Kongo'nun doğusunda mı tekrarlanıyor?
Peki ya halk duruma nasıl tepki veriyor? Savaşın yıprattığı ve Kinşasa’nın otorite boşluğuna terk ettiği halkın sağlık hizmetlerini kabul edişi meşruiyeti tanımaktan çok hayatta kalma içgüdülerinden kaynaklanıyor. Mecburiyet söz konusu. Bugün kendilerini kurtardığını iddia eden örgüt, şimdiye kadar ölüm saçıyordu.
Örgüt nasıl bu kadar güç kazanıyor?
Bir silahlı örgüt sadece maden geliriyle bu kadar güçlenebilir mi yoksa birileri güçlenmesine izin mi veriyor? BM raporlarıyla uzun süredir doğrulanan bir gerçek ki, Ruanda M23’ü her anlamda destekliyor. Ebola sürecinde bile örgüte ciddi miktarda sağlık desteği sundu.
Peki Ruanda'yı kim şımartıyor?
Bölgedeki maden ticaretinden yararlanan şirketler, Ruanda ile ilişkilerini koruyan Batılı aktörler ve yüz binlerin ölümüne rağmen ekonomik çıkarlarını sürdürmeye devam eden küresel güçler.
Evet, hepsi M23 eylemlerini kınıyor, Ruanda’nın M23’e desteğini çekmesini talep ediyor ama bu kınamalar nadiren bir yaptırıma, bir ambargoya, gerçek bir bedele dönüşüyor.
Öte yandan bu çürümüş sistemden devletin kendi askerleri de nemalanıyor. Fizi bölgesindeki bir kontrol noktasında Kongo ordusu askerlerinin, maden yüklü bisiklet başına 50 sent aldığı ve günlük yaklaşık 4 bin bisiklet üzerinden 2 bin dolarlık gayriresmî bir gelir elde ettiği belgelendi. Devlet ile isyancı arasındaki çizgi göründüğünden çok daha ince.
Bölgeyi kimin yönettiğinin Batı için en ufak bir önemi yok. Kim yönetirse yönetsin, kaynaklar akmaya devam ettiği sürece kimse müdahale etmez. On yıllardır yasa dışı yollardan Ruanda’ya kaçırılan, oradan da Dubai’ye ve Avrupa’ya taşınarak aklanan madenlerin keyfini süren Batı, neden tepki versin, Ruanda ile ilişkileri neden gersin?
Zaten ABD’nin imzaladığı barış anlaşması bile bu kaynak çarkına dokunmuyor. KDC-Ruanda arasındaki Ortak Güvenlik Koordinasyon Mekanizması'nın kamuya açık açıklamalarında güvenlik, FDLR ve Ruanda birliklerinin çekilmesi gibi başlıklar öne çıkarken, gayriresmî maden ekonomisinin nasıl tasfiye edileceğine dair somut bir mekanizma görünmüyor. Hükümetler arası bir barış anlaşması, savaş ekonomisine hiç dokunmadan imzalanabiliyor.
Kongo’yu ne bekliyor?
Tarih gösteriyor ki devletler her zaman düşman silahıyla değil, otorite boşluğu ile çöküyor. O boşluğu dolduran alternatif karşısında gücü kaybediyor.
M23 ve AFC uzun zamandır bu alternatifi oluşturmak için çabalıyor. Toprakları ele geçirdiler, paralel idari yapılar kurdular, vergi toplamaya ve kamu hizmetleri sunmaya başladılar. Şimdi Ebola salgını gibi bir kriz, bu yapıya kendisini “devlet” olarak sunabileceği yeni bir alan açıyor.
Doç. Dr. Yunus Turhan, “Yakın dönemde Afrika’da en çok tartışacağımız konulardan biri, gerilla hareketlerinin siyasallaşması-devletleşme süreçleri olacak” diyor. Turhan, Ruanda'da RPF'nin, Etiyopya'da EPRDF'nin, Güney Sudan'da SPLM'nin silahlı mücadele veren hareketlerden siyasi iktidarı elinde tutan yapılara dönüşmesini, M23/AFC açısından da dikkatle izlenmesi gereken örnekler olarak gösteriyor.
M23/AFC ittifakı gelecekte bağımsız bir devlet kurar mı? Bilemiyoruz. Ancak görünen o ki Kongo'nun doğusunda, devletin egemenliğinin kâğıt üzerinde devam ettiği ancak devlet işlevlerinin giderek başka bir yapı tarafından yerine getirildiği bir yönetim ortaya çıkıyor.
Kaynaklar:
https://africacenter.org/spotlight/drc-congo-conflict-drivers-beyond-m23/
https://news.un.org/en/story/2026/08/1168174
https://africanarguments.org/2026/08/violence-profit-and-the-economy-sustaining-eastern-congos-endless-war/
https://www.sabcnews.com/sabcnews/cut-off-from-kinshasa-congos-afc-m23-rebels-built-their-own-ebola-response/
https://www.criticalthreats.org/analysis/m23s-statebuilding-project-rwanda-drc-africa-file-special-edition
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: KONGO DEMOKRATİK CUMHURİYETİEBOLAsare şanlı
DAHA FAZLA HABER OKU
Mine Ataman COP17'de Moğolistan'da gördüklerim, işittiklerim
Göktuğ Çalışkan Şam'da kart çalışıyor: Suriye'nin yeniden inşasında Türkiye nerede duracak?
Gürsel Tokmakoğlu Şangay İşbirliği Örgütü Zirvesi ve gerçekçilik
dosya
Erkin Öncan Fransa'da yeni gönüllü askerlik sistemi: "Vatan savunması" yine yoksullara mı kalacak?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.