2 Eylül 2026, Çarşamba · 16:06 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Pigou’nun ayak sesleri: Emisyon Ticaret Sistemi kuruluyor

Pigou’nun ayak sesleri: Emisyon Ticaret Sistemi kuruluyor

Geçtiğimiz hafta yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ise Türkiye'nin karbon piyasası yolculuğunda yeni bir dönemin başlangıcını ifade ediyor. Bu gelişmeyi anlamak için önce bizi bu noktaya getiren önemli ekonomik teoriye değinmek istiyorum.

Pigou'nun bir asır önce verdiği mesaj

İngiliz iktisatçı Arthur Cecil Pigou, yaklaşık bir asır önce piyasaların her zaman toplumsal faydayı maksimuma ulaştıramayacağını ortaya koymuştu. Pigou'ya göre bir ekonomik faaliyet üçüncü kişilere maliyet yüklüyorsa, piyasa fiyatları gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.

Bir fabrikanın üretim yaparken atmosfere sera gazı salması buna klasik bir örnektir. Fabrika üretim maliyetini hesaplar; ancak iklim değişikliğinin, hava kirliliğinin veya sağlık üzerindeki etkilerinin maliyeti piyasa fiyatına yansımaz. Ekonomide buna "negatif dışsallık" adı veriliyor.

Pigou'nun çözümü, dışsallığın maliyetini üreticiye yansıtılmalısı gerektiğini savunuyor. Başka bir ifadeyle, kirletenin ortaya çıkardığı toplumsal maliyetin bedelini ödemesi gerekiyor.

Günümüzde, karbon vergileri bu yaklaşımın en bilinen uygulamasıdır. Ancak, yıllar içerisinde ekonomistler aynı amaca ulaşan farklı araçlar da geliştirdiler. Bunların en önemlisi emisyon ticaret sistemleridir.

Bugün Avrupa Birliği'nin ETS sistemi de özü itibarıyla Pigou'nun ortaya koyduğu temel prensibin piyasa mekanizması üzerinden uygulanmasından başka bir şey değildir.

Türkiye ETS Yönetmeliği ile neyi değiştiriyor?

27 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ile karbonun ilk kez sistematik biçimde fiyatlandırılacağı bir yapının hukuki çerçevesi oluşturuldu. Yönetmelik, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasının yanı sıra Türkiye’de ETS'nin işleyiş esaslarını da belirliyor.

Düzenleme kapsamında yıllık emisyonu 50 bin ton CO₂ eşdeğerinin üzerinde olan Kategori B ve Kategori C tesisleri ETS kapsamına alınıyor. Çimento, demir-çelik, enerji, rafineri, cam, seramik ve çeşitli sanayi faaliyetleri bu sistemin temel aktörleri arasında yer alıyor.

Yönetmelikle birlikte, ETS kapsamındaki işletmeler için sera gazı emisyon izni alma yükümlülüğü getiriliyor. Ayrıca emisyonların izlenmesi, raporlanması ve bağımsız doğrulama süreçleri de detaylı şekilde düzenleniyor. İzinlerin beş yıl süreyle geçerli olması öngörülüyor.

Sistemin ekonomik mantığı oldukça açık: Devlet toplam emisyon miktarına bir sınır koyacak, bu sınır kapsamında tahsisatlar dağıtılacak ve işletmeler bu tahsisatlar üzerinde ticaret yapabilecek. Daha düşük maliyetle emisyon azaltabilen işletmeler avantaj sağlarken, yüksek emisyonlu üretim yapan işletmeler ilave maliyetlerle karşılaşacak.

Aslında, fiyatı devlet değil piyasa belirleyecek. Karbon, tıpkı enerji veya döviz gibi ekonomik değeri olan yeni bir üretim faktörüne dönüşecek.

Bu durum, özellikle Avrupa Birliği'ne ihracat yapan şirketler açısından kritik önem taşıyor. Çünkü Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM) kademeli olarak devreye girmesiyle birlikte karbon maliyetlerini yönetebilen firmalar rekabet avantajı kazanırken, dönüşümü geciktiren işletmeler ilave maliyet baskısıyla karşılaşacak.

Bundan sonra ne yapılmalı?

Türkiye'nin ETS kurması önemli bir eşik olmakla birlikte asıl başarı uygulama aşamasında ortaya çıkacak. İlk olarak, işletmelerin bu süreci yalnızca bir çevre mevzuatı konusu olarak görmemesi gerekiyor. Karbon yönetimi çevre mevzuatı konusu olmaktan çıkarak finans, vergi, yatırım ve ihracat meselesi haline geliyor. Bu nedenle, yönetim kurullarının gündeminde yer almayan karbon riski, yakın gelecekte bilançolarda hissedilecektir.

İkinci olarak, karbon piyasasından elde edilecek kaynakların yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, düşük karbonlu üretim teknolojileri ve Ar-Ge yatırımları desteklenmedikçe karbon fiyatlamasının ekonomik dönüşüm kapasitesi sınırlı kalabilir.

Üçüncü olarak ise ETS ile vergi politikaları arasında uyum sağlanması gerekiyor. Türkiye bugün doğrudan bir karbon vergisi uygulamıyor. Ancak, ETS'nin yaratacağı karbon fiyatının maliye politikalarıyla uyum içinde tasarlanması hem yatırımcı öngörülebilirliği hem de uluslararası rekabet açısından kritik önem taşıyor.

Son olarak, hedef yalnızca Avrupa Birliği'nin taleplerine uyum sağlamak değil, Türkiye'nin düşük karbonlu üretim ekonomisine geçişini hızlandırmak olmalı.

Pigou'nun yüz yıl önce ortaya koyduğu fikir bugün hâlâ geçerliliğini koruyor: Topluma yüklenen maliyetlerin bir bedeli olmalı. Türkiye'nin yeni ETS sistemi de bu anlayışın modern bir yansımasını oluşturuyor. Böylece asıl mesele karbonun fiyatlandırılması değil, bu fiyatlandırmanın ekonomik dönüşümü ne ölçüde hızlandırabileceği olacaktır.

İlgili Haberler
Makroekonomi AB’den Almanya’ya 35 milyar avroluk elektrik arz güvenliği onayı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi CANLI ALTIN FİYATLARI 2 EYLÜL 2026: Bugün Gram, Çeyrek, Cumhuriyet Ne Kadar? Kapalıçarşı Altın Fiyatları Ne Durumda? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Trabzonspor (TSPOR) Fatih Tekke ayrılığını KAP’a bildirdi Paratic · 11 dk önce Makroekonomi FED’den enflasyona bağlı faiz artırımı mesajı Paratic · 14 dk önce Makroekonomi Gübretaş Maden kâr dağıtımını 1,5 milyar TL artıracak Paratic · 18 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.