Son günlerde ekonomi yönetiminin reel sektörün desteklenmesine yönelik hamlelerinin arttığını izliyoruz. Merkez Bankamızın biraz da sürpriz bir şekilde erkene alarak yaptığı fiili faiz indirimi ile sanayiye yönelik reeskont kredileri ya da ihracatçının kur prim desteğinin artırılması gibi önlemler hep buna işaret ediyor. Bu hafta başında gelen veriler de aslında sanayideki durumu ve reel sektörün sıkıntılarını hafifletmek için belki çok daha fazla adımın gerekli olduğunu bize gösteriyor.
Pazartesi günü yayımlanan büyüme rakamları, yılın ikinci çeyreğinde %2,3’lük bir artış gerçekleştiğini gösterdi. Rakam piyasa beklentisinin altında kalmakla birlikte, bizim İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (CEFIS) bünyesinde yaptığımız şimdi-tahmin modeli %2,4’lük bir büyümeye işaret ediyordu. Geçmişte olduğu gibi tahminimize oldukça yakın gelen bu büyümenin önümüzdeki dönemde hızlanacağına dair işaretleri de şimdi-tahmin modelimizden alıyoruz. Görünen o ki yılın ikinci yarısında, büyümenin hızlanacağı ve %3’ün üzerinde bir büyüme oranı görme olasılığımızın arttığı bir döneme giriyoruz.
Tarımdaki büyüme yaz aylarında meyve-sebze fiyatlarındaki düşüşü açıklıyor
İkinci çeyrek verilerinin detayına baktığımızda, daralma gösteren tek sektörün %1,9 ile inşaat olduğunu, en güçlü artışın ise %13,3 ile tarımda gerçekleştiğini izliyoruz. Tarımdaki artış, yaz aylarına girerken ve yaz aylarında özellikle meyve-sebze fiyatlarında görülen düşüşü ve bunun enflasyon rakamlarına olumlu yansımasını bir kez daha teyit eden bir veri. Bununla birlikte, bu olumlu etkinin yavaş yavaş geride kaldığını ve bundan sonrası için tarımdaki tablonun yanı sıra dışarıdan gelen gıda enflasyonu baskısının düzeyini de yakından izlemek gerektiğini düşünüyoruz.
En yavaş büyüme gösteren sektörlerden bir diğeri ise ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri kategorisi oldu. Bu alanda büyüme %0,5 seviyesinde gerçekleşmiş görünüyor. Turizm sezonunun açıldığı ve bayram tatilinin de devrede olduğu bir dönemde ortaya çıkan bu tablo, rekabet gücündeki zayıflığı turizmde de gördüğümüzü bir kere daha ortaya koyuyor. Çok muhtemelen yılın üçüncü çeyreğinde de bu tablo devam edecektir.
Sanayi ve ihracatta savaşın etkisi gözleniyor
Sanayi sektörü ise yılın ikinci çeyreğinde %2,4’lük bir büyüme gösteriyor. İlk çeyrekteki %0,8’lik daralmayla birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk yarısında sanayide %1’in biraz üzerinde bir büyüme olduğunu görüyoruz. Bu rakam, geçtiğimiz yıllara benzer şekilde sanayideki sorunların devam ettiğine işaret ediyor. İkinci çeyrekte sanayinin görece hızlı diyebileceğimiz %2,4’lük büyümesinin arkasında ise özellikle savaşın yarattığı ortamda bazı ihraç ürünlerimize yönelik Avrupa’dan ve yakın bölgelerden gelen talep artışının etkisini gözlemliyoruz. Son aylara ilişkin veriler bu eğilimin pek devam etmediğine, Hürmüz Boğazı’nın görece açılması ve tedarik sorunlarının daha dengeli bir noktaya gelmesiyle ihracattaki bu ivmenin de azaldığına işaret ediyor.
Geçtiğimiz yıl %3,7 büyüyen ekonomimizin rakamlarıyla karşılaştırdığımızda, bu veriler ilk altı ayda %2,5’e yakın bir büyümenin önemli bir yavaşlama anlamına geldiğini de gösteriyor. Bu yavaşlamaya rağmen en büyük katkının yine iç talepten geldiğini izliyoruz. Geçtiğimiz yıla ve bu yılın ilk çeyreğine göre azalsa bile %3,5’lik büyümeyle yurt içi tüketim, talep tarafında en büyük katkıyı vermeye devam ediyor.
Deprem bölgesindeki faaliyetlerin katkısını da içeren yatırım harcamaları ise düşüş göstererek çok sınırlı bir artıda kalmış görünüyor. Biraz önce ihracata ilişkin yaptığımız yorumu destekleyen bir başka gelişme de geçtiğimiz yılın ortalarından bu yana büyümeye sert biçimde negatif katkıda bulunan ihracatın, bu yılın ikinci çeyreğinde de negatif etkide bulunmaya devam etmesine rağmen bu negatif etkinin azalması oldu. Bir önceki dönemde %12,7 gerileyen ihracatın ikinci çeyrekte %3,4’lük bir gerileme gösterdiğini, dolayısıyla ihracat talebinin sanayideki gelişmeyle uyumlu bir tablo ortaya koyduğunu izliyoruz.
İthalattaki düşüş de hızlanmış ve %6,4’e ulaşmış görünüyor. Bu durumda gerek iç talepte büyüme olmasına rağmen görülen zayıflamanın gerekse sanayi üretiminde stoklarla çalışan firmaların üretimden ziyade stok eritmeye yönelik satışlarının etkili olduğunu düşünüyoruz. Yılın ikinci yarısında petrol ve enerji ithalatında ortaya çıkan kısmi gerilemenin de bu ithalat düşüşüne katkı sağladığını görüyoruz.
İstihdam verilerinde bozulma
Nisan-haziran dönemini kapsayan bu verilerden sonra gelen temmuz-ağustos verileri, üçüncü çeyreğe ilişkin tablonun seyri hakkında da bize oldukça iyi fikir veriyor. Yine pazartesi günü açıklanan temmuz ayı işgücü istatistikleri, işsizlik oranının 0,5 puanlık artışla %8,1’e ulaştığını gösteriyor. Bu veri ana trendde çok büyük bir değişim ifade etmemesine rağmen, yaz aylarında işsizliğin en fazla azalmasını beklediğimiz bir dönemde, turizm ve inşaat başta olmak üzere sektörlerden beklediğimiz istihdam artışının pek gerçekleşmediğini görüyoruz. Zaten büyüme rakamları da inşaat ve turizm açısından olumsuz bir tablo ortaya koyuyor.
Haziran ayına göre işgücüne katılımın düştüğünü, istihdamda 388 bin kişilik bir kayıp, işsizlikte ise yaklaşık 150 bin kişilik bir artış olduğunu görüyoruz. İşgücüne dâhil olmayanların sayısı artmasaydı, işsizlik oranındaki yükseliş daha fazla olacaktı. Maalesef olumsuz bir tablo genç nüfustaki işsizlik oranında da izleniyor. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre %13’ten %14,5 seviyesine çıkmış görünüyor.
Uzun süredir Türkiye’deki istihdam verilerinde gözlemlediğimiz sıkıntının daha iyi bir fotoğrafını veren atıl işgücü verileri ise bir önceki aya göre oldukça sert bir yükselişle %28,8’den %30,6’ya çıkıyor. Bu tablo son dönemlerin en yüksek seviyelerinden biri olarak karşımızda duruyor.
PMI verileri “reel sektör çok zorlanıyor” diyor
Dün yayımlanan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de sanayi ve reel sektördeki sıkıntının devam ettiğini bize gösteriyor. Endeks, 29 aydır 50 seviyesinin altında kalırken aynı seyrini devam ettirdiğini gözlemliyoruz. Genel anlamda üretimde, istihdamda ve alınan siparişlerde azalma olmakla birlikte, temmuz ayına göre düşüşün bir miktar hız kestiği görülüyor.
Normal koşullarda ağustos ayı sanayinin büyük oranda tatile girdiği bir dönem olduğu için endeksin daralma bölgesinde kalması çok şaşırtıcı değil. Bununla birlikte endeksin temmuz ayına göre bir miktar yükselmesi, bize sonbahar aylarında mevsimsel faktörlerle artabilecek talebe yönelik bir beklentiyi de yansıtıyor. Buna karşın firmaların çoğunun bu talep artışı konusunda oldukça ihtiyatlı olduğunu ve talebi ağırlıklı olarak stoklardan karşıladığını görüyoruz.
Sonuç olarak, ikinci çeyrek büyüme verilerinin ardından sanayide hafif biçimde ortaya çıkan pozitifliğin üçüncü çeyrekte muhtemelen kaybolduğunu, rekabet gücü sorununun turizmde de karşımıza çıktığını ve mevsimsel faktörlere rağmen istihdam tarafında dahi olumsuz sinyallerin belirginleştiğini gözlemliyoruz. Bu çerçevede, sanayiye ve genel olarak reel sektöre yönelik adımların çok daha kapsamlı bir politika çerçevesinde ele alınması gerektiğini rakamlar net bir şekilde ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte büyüme muhtemelen hızlanacak ama ana dinamik reel taraf yerine tüketimden gelmeye devam edecek görünüyor.
Gıda enflasyonu için olumsuz sinyaller var
Satın Alma Yöneticileri Endeksi’nde takip edilen on sektörün dokuzunda üretim endekslerinin 50’nin altında gerçekleşmesi, ağustos ayı verilerinin sanayideki sıkıntının oldukça genel bir tablo olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu gösteriyor. Verilerde dikkat çeken bir başka önemli nokta ise önümüzdeki dönemde enflasyonun seyrine ilişkin sinyal verebilecek girdi fiyatları. Birçok sektörde girdi fiyatlarında keskin artışlar bildiriliyor. Özellikle gıda sektöründeki artışın güçlü olması, yılın ikinci ve kısmen üçüncü çeyreğinde gıdanın enflasyona yaptığı olumlu katkının önümüzdeki süreçte azalabileceğini gösteriyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.