G20 maliye toplantısı Çin’in ortak metne karşı çıkması ve Rusya’nın katılımının yarattığı gerilimle tamamlandı. Aynı saatlerde küresel tahvil satışları derinleşirken ABD’den Japonya’ya borçlanma maliyetleri kritik seviyelere çıktı.
02 Eylül 2026 07:13 02 Eylül 2026 07:19 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Küresel ekonominin en büyük ülkeleri artan borç yükü, ticaret dengesizlikleri ve yüksek enflasyona çözüm aramak için ABD'nin Asheville kentinde bir araya geldi ancak toplantı ortak bir çizgi oluşturulamadan sona erdi.
G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı'nda 19 ülke küresel ticaretteki dengesizliklere karşı hazırlanan metni desteklerken Çin itiraz etti. Bunun sonucunda geleneksel ortak bildiri yerine dönem başkanı ABD tarafından hazırlanan başkanlık açıklaması yayımlandı.
Toplantı salonundaki anlaşmazlığın dışında finans piyasalarında da baskı büyüdü. Yükselen petrol fiyatları, inatçı enflasyon ve kamu borçlarının sürdürülebilirliğine ilişkin endişeler tahvil satışlarını hızlandırırken dünyanın büyük ekonomilerinde uzun vadeli faizler yeniden yükseldi.
Çin 19 ülkeye karşı çıktı
G20 toplantısındaki en büyük anlaşmazlık küresel ticaret dengesizlikleri konusunda yaşandı. ABD, piyasa koşullarına dayanmayan ekonomi politikalarının ve sürekli büyüyen ucuz ihracatın diğer ülkelerde üretim ve istihdam üzerinde baskı oluşturduğunu savundu.
Bu yaklaşım Çin'i doğrudan hedef alırken G20'nin diğer 19 üyesi hazırlanan metne destek verdi. Pekin ise dış ticaret fazlası ve ihracata dayalı büyüme modeline yönelik ifadeleri kabul etmedi.
Çin'in itirazı nedeniyle tam mutabakat sağlanamadı. Böylece dünyanın en büyük ekonomileri küresel ticaretteki dengesizlik konusunda sorunun varlığı üzerinde geniş ölçüde uzlaşsa da uygulanacak politika konusunda ortak bir belge çıkaramadı.
Rusya'nın masaya dönmesi yeni gerilim yarattı
Toplantının ikinci önemli tartışma başlığı Rusya'nın katılımı oldu. Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov'un ABD'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya katılması, özellikle Ukrayna'yı destekleyen bazı Avrupa ülkelerinde rahatsızlık yarattı.
Washington ise Rusya'nın toplantıda bulunmasının G20 çalışmalarını sekteye uğratmadığını savundu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Rus temsilcilerle diyaloğun sürdürülmesinin uluslararası ekonomik meselelerin görüşülmesi açısından gerekli olduğu mesajını verdi.
Böylece G20 masasında ticaret anlaşmazlığının yanına Ukrayna savaşı nedeniyle süren siyasi gerilim de eklendi.
Tahvil piyasasında satış büyüdü
G20 toplantısında kamu borçlarının sürdürülebilirliği tartışılırken küresel tahvil piyasasında satışların hızlanması dikkat çekti.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,8 seviyesinin üzerine çıkarak yaklaşık üç yılın en yüksek bölgesine yaklaştı. Tahvil fiyatlarının düşmesi ve getirilerin yükselmesi, yatırımcıların uzun vadeli devlet borcunu taşımak için daha yüksek getiri talep ettiğini gösteriyor.
Satış yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3'ün üzerine çıkarak yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyelerine ulaşırken Avustralya ve Avrupa tahvil piyasalarında da faizler yukarı yöneldi.
40 trilyon dolarlık borç baskısı
Tahvil piyasasındaki hareketin merkezinde büyük ekonomilerin hızla büyüyen borç yükü bulunuyor. ABD federal borcu 40 trilyon dolar sınırını aşarken yüksek bütçe açıklarının önümüzdeki yıllarda daha fazla tahvil ihracı gerektireceği beklentisi yatırımcıların daha yüksek faiz istemesine yol açıyor.
Benzer mali baskılar Japonya, Fransa ve İngiltere gibi büyük ekonomilerde de yakından izleniyor. Devletlerin artan harcamaları finanse etmek için daha fazla borçlanması, piyasaya sunulan tahvil miktarını yükseltirken mevcut tahviller üzerinde satış baskısı oluşturabiliyor.
Uluslararası Para Fonu da G20 toplantısının ardından mali baskıların uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı çektiğine ve para politikası ile maliye politikası arasındaki ilişkinin piyasalar açısından giderek daha önemli hale geldiğine dikkat çekti.
Petrol yeniden enflasyon korkusunu büyüttü
Tahvil satışlarını hızlandıran diğer büyük unsur enerji fiyatları oldu. Orta Doğu'daki çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle Brent petrolün 95 dolar çevresine yükselmesi, küresel enflasyonun yeniden güçlenebileceği endişesini artırdı.
Petrol fiyatlarının yüksek kalması, merkez bankalarının faiz indirimine gitmesini zorlaştırabileceği gibi bazı ülkelerde yeni faiz artışlarının gündeme gelmesine de neden olabilir.
Bu beklenti özellikle uzun vadeli tahviller üzerinde baskı yaratıyor. Çünkü yatırımcılar gelecekte enflasyonun daha yüksek olacağını düşündüklerinde ellerindeki düşük getirili tahvilleri satıp daha yüksek faiz talep ediyor.
Japonya'da 30 yıllık eşik aşıldı
Küresel tahvil satışının en dikkat çekici sonuçlarından biri Japonya'da ortaya çıktı. Ülkenin 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 3'ün üzerine çıkarak 1990'ların ortasından bu yana görülmeyen seviyelere ulaştı.
Japonya uzun yıllar sıfıra yakın faizlerin hakim olduğu piyasalardan biri olduğu için bu hareket küresel finans sistemi açısından ayrı önem taşıyor.
Japon yatırımcıların daha yüksek iç piyasa getirileri nedeniyle ABD ve Avrupa tahvillerinden para çekmesi halinde küresel tahvil piyasasındaki arz-talep dengesi daha da bozulabilir.
G20'nin çözmeye çalıştığı sorun piyasada büyüyor
G20 toplantısının ana gündemlerinden biri borç sürdürülebilirliği ve küresel ekonomik dengesizliklerdi. Ancak toplantının tamamlandığı sırada tahvil piyasasında yaşanan hareket, bu sorunların giderek daha pahalı hale geldiğini gösterdi.
Yüksek tahvil faizleri yalnızca devletlerin borçlanma maliyetini artırmıyor. Konut kredilerinden şirket finansmanına kadar ekonominin geniş bölümündeki faizlerin yükselmesine de neden oluyor.
Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının seyri, merkez bankalarının faiz kararları ve hükümetlerin bütçe politikaları tahvil piyasasının yönü açısından belirleyici olacak. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinde yüzde 5 seviyesi ise piyasanın yakından izlediği yeni psikolojik sınır haline geliyor.
Kaynak: HABER MERKEZİ
çin
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.