30 Ağustos 2026, Pazar · 13:38 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Cahil gezgin

İtalyan şair, yazar ve gazeteci Giovanni Papini, aykırı görüşleri ve sert eleştirileriyle bilinen bir eleştirmen. Papini, yaratmış olduğu "Gog" adında hayali bir karakter üzerinden toplumun sinir uçlarına dokunan düşünce…

Giovanni Papini'nin edebiyattaki maskesi olan Gog, kimdir ve ne gibi özelliklere sahiptir?

I. Dünya Savaşı sırasında büyük bir servete sahip olan Amerikalı bir milyonerdir Gog. Gerçek adı Goggins'tir. Evlenmemiş ve çocukları yoktur. Topluma aykırı düşüncelere sahip, sert eleştirilerde bulunan ve kendi iç dünyasında yalnız yaşayan biridir. İnsanlardan hoşlanmaz, hele ölülerden nefret eder.

Farklı düşünebilen insanlar, toplum tarafından sevilmez. Çünkü onlar diğer insanlara benzemezler. Bunlar, genellikle "deli" olarak nitelenir. Burada "akıllı olmanın kriteri", toplumsal normlara körü körüne uymak olduğundan bu normlara uyanlar akıllı; uymayanlar ise "deli" olarak görülür. Hüküm çoğunluğa göre veriliyor maalesef. Gog'un akıllı(!) olma/öyle addedilme gibi bir derdi yoktur. Onun amacı özgürce düşünmek ve düşüncelerini dile getirmektir. Başka bir deyişle, var oluşunu sürdürmektir.

Ben öğrenmek isteyen bir cahilim. Bu hediyem de sizi görüp dinlemek için bir vesiledir.


"Canlı" olarak nitelenebilmek için nefes almak yeterliyken "yaşamak" için de farklı fikirlere sahip olmak gerektiğini düşünürüm. Bunun için de eleştirel okumalar yapmak, farklı coğrafyalar gezmek, diğer toplumları tanımak elzem. Bu şekilde; ezberlerimizden, sorgusuz sualsiz kabul ettiğimiz, kucağında çürüdüğümüz geleneklerimizden, demode bilgilerimizden, zevklerimizden kurtulabiliriz. Her yeni bir yer, bir insan, bir olay mışıl mışıl uyutulduğumuz uykudan bizi uyandırabilir.

Başkalarına, bu geçmiş debdebelerin yıkıntıları, otlarla sarılmış küçücük duvarlar haline gelmiş zevk ve gurur başkentlerinin kalıntıları belki hayret verir… Tahrip ve küçültme zevkim bu harabeler arasında sonsuz bir şekilde tatmin ediliyor. Bazen mağrur bir sevinç duyuyorum, bu çözülme içinde bir ben yaşıyorum; bazen de alçalmanın şehvetini tadıyorum; bizim şehirlerimiz de bunlara benzeyecek, gururumuz aynı neticeye varacak.


Henry David Thoreau, Geziler kitabında acılar içerisinde kıvranan insanı teselli etmenin ötesine geçmeyen her türlü felsefenin hükümsüz olduğunu söyler. "Tesellinin ötesi" çok önemli bir kavram. Onun ötesinde "iyileştirme/iyileştirme" vardır. Teselliyle yetinmek, insanı acıyla baş başa bırakır, iyileştirmez. Doğa gezintilerinin insanın yaralarını sardığına inanan Thoreau, gezileri üzerine yazdığı notlarında şunları yazar:

Şu zahmetli yaşamın çemberinde,
Bazen, kıvrılan derenin kıyısına baharın saçtığı
Menekşeler ve anemonlar gibi lekesiz güzelliğiyle
Gök mavisinin zamanı gelir...
Adı sanı konulmamış bir ışık huzmesi;
Duyuyorum zihnimin yeşilliklerinde arının uzun uzun yankılanan vızıltısını…

Kendisini saf ve cahil biri olarak görür Gog, merak duygusu sınır tanımıyor. Hayatın tadını çıkarmak, "tek tiplik"ten çıkıp çeşitliliğe yelken açmak için dünya turuna çıkar. Türkiye, Çin, Norveç, Rusya, Mısır… ziyaret eder. Çinliler ile ilgili ilginç tespitinde, Çinlilerin fikirleri kendi yararlarına kullandığını, bu sebeple hiçbir fikre bağlanmadıklarını söyler. Devamında ise şöyle der:

Size söylüyorum, dünya, zamanla onların eline geçecektir.


Gittiği yerlerde dönemin tanınmış isimleriyle ve onların sanatsal olarak kurgulanmış hâlleriyle tanışır. Gandhi ile siyaset, Freud ile insanın bilinçaltı, Einstein ile bilim, Henry Ford ile makineleşme üzerine konuşuyor. George Bernard Shaw, H. G. Wells, Knut Hamsun, Adolf Hitler ve Aldous Huxley gibi isimleri de kitabın farklı bölümlerinde görüyoruz. Her görüşme, Gog'un bu insanların fikirlerini sorgulamasına ve modern dünyanın tuhaflıklarını görmesine fırsat veriyor.

H. G. Wells, beni bir gazeteci zannetti. Bana bir koltuk göstererek hemen başladı…

Bunların yanı sıra falcılar, yamyamlar, müzisyenler, medyumlarla da görüşür. Tam bir farklı portreler koleksiyonu oluşturur.

Karakterimiz çok tuhaf ve esrarengiz yerlere de uğrar; ilginç olaylarla da karşılaşır. Çokça gözlem yapar, yorumlarda bulunur, eleştiriler yapar ve bu tecrübelerini yazıya döker. Bu notlarını içeren bazı ilginç bölüm başlıklarını sizler için seçtim: Çocuk Pazarı, Cinayet Üniversitesi, Hastalık İlaçtır, Tersine Tarih, Gönüllü Cellatlar, Aktörsüz Tiyatro, Şehir Cesetleri, Ölülere Ölüm…

Yazar, burada dikkatleri toplumdaki uç noktalara çekerek onları sorgulatır; okuru hayal dünyası ile gerçek dünya arasında bırakarak onların hayal gücünün sınırlarını zorlar.

Mösyö, siz diriler tarafından mısınız yoksa ölüler mi?


Bu bölümleri okurken yazarın engin hayal gücüne hayran kalmamak mümkün değil. Kitapta zaman ve mekân belirgin değildir. Yazar sanatsal zekâsını kullanarak şu önemli mesajı veriyor:

Önemli olan fikirdir. Zaman ve mekân değil.


Sonuç olarak Giovanni Papini'nin Gog'u; modern uygarlığın bilim, teknoloji, para, siyaset ve ilerleme adına kurduğu büyük iddiaları eleştiriyor. İnsanlığın bilimsel ve teknolojik olarak ilerlerken daha mutlu, özgür veya ahlaklı hâle gelip gelmediğini sorguluyor.

Gog'un zenginliği ve dünyayı dışarıdan gözlemleyen konumu sayesinde savaşın, kapitalizmin, kitle siyasetinin, dinin ve modern insanın çelişkileri mizahi ve yer yer absürt biçimde ortaya çıkıyor. Bu yüzden Gog için çağdaş medeniyete yönelik karamsar bir eleştiri kitabı dersek yanlış olmaz.

Bunlara ek olarak felsefe, psikoloji, sosyoloji, ekonomi, din ve siyaset gibi pek çok alana uzanan, disiplinler arası bir metin. Papini, birbirinden farklı konuları kısa hikâyeler üzerinden ele alırken kışkırtıcı ve sorgulayıcı bir dil kullanıyor. Onun bir alana bağlı kalmadan farklı düşünce evrenlerinde dolaşması, bana Mevlânâ'ya atfedilen pergel metaforunu hatırlatıyor. Pergelin bir ayağı sabit bir noktada dururken diğer ayağı geniş bir daire çizer.

İnsan da bir alanda uzmanlaşırken kendisini oraya hapsetmemeli; başka alanlara, düşüncelere açılabilmelidir. Gog da böyle bir eser: Bir ayağını edebiyata sabitlerken diğer ayağıyla felsefeden psikolojiye, ekonomiden dine ve siyasete kadar geniş fikir coğrafyalarını adımlıyor.

Gog'un kendisini "Cahil" olarak isimlendirmesi; ama bilge insanlar gibi davranması Papini'nin zıtlıkları, aykırılıkları sevdiğini mimliyor bizlere. Yeryüzünü tanımaya çalışan, multimilyoner olmasına rağmen kendi eksiklerinin farkında olan, bilgelerle görüşüp onlardan öğrenen biri gerçekten cahil olabilir mi? Olamaz elbette. Okumak, öğrenmek, seyahat etmek, sorular sormak cahilliğin panzehiri; bilgeliğin tohumudur. Araştıran, sorgulayan, konfor alanından çıkan Gog'un hayat hikâyesini okumak büyük bir keyif veriyor. Gogların çoğalması dileğiyle…


Keyifli okumalar…

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: Giovanni PapiniGogCAHİLGEZGİNBehçet Darğın

DAHA FAZLA HABER OKU

KÜLTÜR

TÜRKİYE'DEN SESLER

Hatice Keltek The Menu: İnsan ne zaman gerçekten doyar?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu ABD-Venezuela petrol anlaşması

TÜRKİYE'DEN SESLER

Selçuk Ramazanoğlu Diplomasi bazen çatal bıçakla yapılır

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürbüz Evren KKTC'yi 2030'da ortadan kaldıracaklarmış

İlgili Haberler
Makroekonomi Konut kiralamada yeni düzenleme: e-Devlet zorunluluğu yolda Sözcü Ekonomi · 16 dk önce Makroekonomi Kira sözleşmelerinde dijital devrim! e-Devlet üzerinden yeni sistem için düğmeye basıldı Star Ekonomi · 19 dk önce Makroekonomi Tasarımcılara ilham veren ülke: Fas Independent Türkçe · 35 dk önce Makroekonomi Emtia piyasasında Warsh'un sözleri değerli metalleri baskıladı Habertürk Ekonomi · 36 dk önce Makroekonomi Kira sözleşmelerinin e-Devlet üzerinden hazırlanmasının zorunlu olması öngörülüyor AA Ekonomi · 36 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.