28 Ağustos 2026, Cuma · 12:10 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Paranın Amerika aşkı bitiyor mu? Küresel yatırımcıların rotası değişiyor

Dünya finans sisteminde uzun yıllardır değişmez kabul edilen “para Amerika’yı sever” anlayışı tartışmaya açılıyor. Hürriyet yazarı Sefer Levent, köşe yazısında ABD’nin dünyanın vazgeçilmez yatırım merkezi olma özelliğini…

Levent, küresel finans krizinden bu yana Amerikan hisse senetlerinin yıllık ortalama yaklaşık yüzde 17 getiri sağladığına dikkat çekerek, ABD’nin Avrupa, Japonya, Çin ve gelişmekte olan piyasaları uzun süre açık ara geride bıraktığını belirtti.

AMERİKAN PİYASALARINA ALTERNATİFLER GÜÇLENİYOR

Köşe yazısında Financial Times’ta yayımlanan bir analize de yer veren Levent, son iki yılda ABD dışındaki borsaların performansının Amerikan piyasalarına yetişmeye, bazı dönemlerde ise geçmeye başladığını aktardı.

Avrupa şirketlerinde kârların hızlandığına, Japonya’da kurumsal yönetim reformlarının ilerlediğine ve gelişmekte olan birçok ülkenin mali dengelerinin geçmişe göre daha güçlü olduğuna işaret eden Levent, yatırımcıların artık yalnızca ABD’ye yönelmek zorunda olmadığı değerlendirmesini paylaştı.

ABD’DE BORÇ VE YÜKSEK DEĞERLEME BASKISI

Levent, ABD piyasalarının kendi içinde de önemli sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Amerikan hisselerinin pahalı seviyelerde bulunduğunu belirten Levent, özellikle yapay zekâ etkisiyle yükselen teknoloji şirketlerinde değerlemelerin yüksek seviyelere ulaştığını ifade etti.

Washington’un borcunun 40 trilyon dolara yaklaştığını aktaran Levent, 2026 bütçe açığının milli gelirin yüzde 5,8’i seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini yazdı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in bütçe açığını 2028’de yüzde 3’e indirme hedefi bulunduğunu belirten Levent, ancak piyasaların bu hedefe nasıl ulaşılacağını görmek istediğini vurguladı.

PARANIN AMERİKA DIŞINDAKİ ALTERNATİFLERİ ARTIYOR

ABD tahvil faizlerindeki yükselişin, hisse senetlerinin gelecekte sağlayacağı kazançların bugünkü değerini aşağı çektiğini belirten Levent, yüksek değerlemelere sahip teknoloji şirketlerinin bu durumdan daha fazla etkilenebileceğine işaret etti.

Yapay zekâ yarışındaki büyük şirketlerin giderek daha sermaye yoğun hale geldiğini ve yatırımlarını borçlanmayla da finanse ettiğini aktaran Levent, böylece ABD’nin kamu borcu sorunu ile Wall Street’teki yapay zekâ hikâyesinin birbirine bağlandığını ifade etti.

Levent’e göre Avrupa’dan Japonya’ya ve gelişmekte olan ülkelere kadar alternatif piyasaların güçlenmesi, küresel portföylerde ABD’nin ağırlığının yeniden sorgulanmasına neden oluyor.

ABD’DEN KİTLESEL SERMAYE KAÇIŞI BEKLENMİYOR

Köşe yazısında ABD’den kitlesel bir sermaye çıkışının beklenmesinin gerçekçi olmadığına da dikkat çekiliyor.

ABD’nin hâlâ dünyanın en derin sermaye piyasalarına, büyük şirketlerine ve çok geniş bir iç pazara sahip olduğu belirtilirken, yıllardır uygulanan “ne olursa olsun Amerika al” yaklaşımının artık eskisi kadar tartışmasız olmayabileceği ifade ediliyor.

YABANCILARIN ABD TAHVİLLERİNDEKİ PAYI GERİLEDİ

Levent’in yazısında yer verdiği rakamlar, yabancı yatırımcıların ABD Hazine tahvillerindeki payındaki değişimi de ortaya koyuyor.

Küresel finans krizinin ardından yabancı yatırımcıların ABD Hazine tahvillerindeki payının yüzde 57’ye kadar çıktığı, 2025 sonunda ise bu oranın yüzde 32’ye gerilediği belirtiliyor.

Haziran ayında yabancıların elindeki ABD Hazine tahvillerinin tutarı 9 trilyon 371 milyar dolardan 9 trilyon 299 milyar dolara geriledi. Çin’in ABD Hazine tahvili portföyü de aynı ayda yüzde 4 azalarak 633,4 milyar dolara düştü. Bu seviyenin Eylül 2008’den bu yana görülen en düşük seviye olduğu aktarıldı.

Ancak yabancı yatırımcıların ABD piyasalarından tamamen uzaklaşmadığına da dikkat çekiliyor. Haziran ayında yabancı yatırımcıların Amerikan hisse senetlerine 181,4 milyar dolar, ABD şirket tahvillerine ise 35,6 milyar dolar yatırım yaptığı belirtiliyor.

TÜRKİYE KÜRESEL SERMAYEDEN PAY ALABİLİR Mİ?

Yazıda, küresel sermayenin ABD dışındaki piyasalara yönelmesinin Türkiye açısından bir fırsat oluşturup oluşturamayacağı da ele alınıyor.

ABD dışındaki alternatiflerin güçlenmesi durumunda Türkiye’nin de küresel sermayeden pay alabileceği belirtilirken, gelişmekte olan piyasalar arasındaki rekabete dikkat çekiliyor. Brezilya, Meksika, Güney Afrika, Güney Kore ve Hindistan gibi ülkelerin de yatırımcıların radarında olduğu ifade ediliyor.

Levent, Türkiye’nin bu yarışta öne çıkabilmesi için yalnızca yüksek faiz oranlarının yeterli olmayacağını belirtiyor. Kalıcı şekilde düşen enflasyon, güçlü rezervler, öngörülebilir ekonomi politikaları ve yatırımcıya uzun vadeli bir hikâye sunulmasının önemine dikkat çekiyor.

Yazının sonunda ise küresel sermayenin Amerika’dan tamamen vazgeçmediği ancak uzun yıllar sonra ABD dışındaki alternatiflere daha fazla bakmaya başladığı değerlendirmesi öne çıkıyor.

İlgili Haberler
Makroekonomi Enerji sektörünü yakından ilgilendiriyor! Türkiye’de karbon için yeni dönem CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Borçlu esnafa kredi kapısı açıldı! İşte yeni düzenlemenin detayları CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Alanya’da tropikal meyve üretimi 10 yılda katlandı! Hedef Avrupa’nın tedarikçisi olmak CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bakan Şimşek duyurdu: KKM’den çıkış tamamlandı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Tarihi fırsat İstanbul'u buldu! Dubai ve Londra'ya rakip merkez olacak Star Ekonomi · 8 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.