28 Ağustos 2026, Cuma · 04:34 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Akdeniz'in tepesindeki kartal yuvası: Èze

Nice ile Monako arasında, denizden 427 metre yükseklikte bir kayalığın üzerine kurulu Èze; Ortaçağ’dan kalan taş sokakları, egzotik bahçeleri, parfüm atölyeleri ve Akdeniz’e açılan manzarasıyla Fransız Rivierası’nın en e…

Akdeniz'in tepesindeki kartal yuvası: Èze

Nice ile Monako arasında, denizden 427 metre yükseklikte bir kayalığın üzerine kurulu Èze; Ortaçağ’dan kalan taş sokakları, egzotik bahçeleri, parfüm atölyeleri ve Akdeniz’e açılan manzarasıyla Fransız Rivierası’nın en etkileyici duraklarından biri. Nietzsche’nin izlerini taşıyan patikası da cabası.

Serkan Raşa

28 Ağustos 2026 00:00

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Fransa’nın güneyinde Ni­ce’ten Monako’ya doğru ilerlerken gözünüzü kıyı­dan biraz yukarı kaldırın. Bir ka­yalığın tepesine tutunmuş taş evleri gördüğünüzde Èze’ye gel­diniz demektir. “Kartal Yuvası” anlamına gelen Nid d’Aigle laka­bını boşuna almamış. Bu küçük yerleşimde otomobiller dışarıda kalıyor; içeride dar taş sokaklar, kemerli geçitler, küçük galeriler ve yüzlerce yıllık evler arasında yürüyorsunuz. Birkaç adım son­ra karşınıza çıkan Akdeniz man­zarası ise Èze’nin neden Côte d’A­zur’un en özel yerlerinden biri ol­duğunu anlatmaya yetiyor.

Èze’nin hikâyesi Ortaçağ’dan çok daha geriye uzanıyor. Bölge­nin tarihinin Fenikeliler ve Antik Yunanlılara kadar gittiği düşünü­lüyor. Hatta bazı kaynaklar Èze adının Mısır Tanrıçası İsis’ten geldiğini öne sürüyor. Romalılar döneminde stratejik bir gözetle­me noktası olarak kullanılan böl­ge, Ortaçağ’da korsan akınlarına karşı korunmak amacıyla güçlen­dirilmiş. Kayalık tepenin üzerine bir kale, çevresine de surlarla ko­runan bir yerleşim kurulmuş.

Sonraki yüzyıllarda Provence Kontluğu, Savoy Hanedanlığı ve zaman zaman Cenevizliler ara­sında el değiştiren Èze, Fransız Devrimi’nin ardından Fransa’ya katıldı. Kasabanın tepesinde­ki kale ise 1706’da XIV. Louis’nin emriyle yıktırıldı. Bugün kaleden geriye kalanlar hâlâ görülebiliyor. Ancak Èze’nin geçmişini anla­mak için tarih kitaplarına gömül­meye gerek yok. Köyün eski bölü­müne adım attığınız anda Orta­çağ kendini zaten gösteriyor.

Sokaklarda kaybolmak serbest

Èze Village, kasabanın asıl gü­zel tarafı. Otomobillerin gireme­diği eski yerleşimde daracık taş sokaklar, tüneli andıran geçitler ve sarmaşıklarla kaplanmış taş evler birbirini izliyor. Burası ha­ritayı sürekli kontrol ederek ge­zilecek yerlerden değil. Hatta tam tersine, biraz kaybolmak işin keyfi. Bir sokaktan küçük bir sa­nat galerisi çıkıyor, diğerinden seramik atölyesi. Cam işleri, re­simler ve el yapımı ürünler satan dükkânlar eski evlerin arasına dağılmış durumda.

Èze’nin güzel taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Bir yan­da lüks oteller ve restoranlar, bir­kaç adım ötede küçük bir zanaat atölyesi… Gösterişli Côte d’Azur dünyasıyla eski bir taş yerleşimin sadeliği aynı sokakta buluşuyor.

En güzel manzara en tepede

Dar sokakları takip edip yuka­rı çıktığınızda Jardin Exotique d’Èze’ye, yani Egzotik Bahçe’ye ulaşıyorsunuz. Eski kalenin ka­lıntıları üzerine kurulan bahçe, geniş kaktüs ve sukulent kolek­siyonuyla tanınıyor. Ama bura­ya gelenlerin büyük bölümü için başrol bitkilerden çok manzara­nın. Deniz yüzlerce metre aşağı­da kalıyor. Cap Ferrat ve Fransız Rivierası kıyıları önünüze serili­yor; hava yeterince açıksa görü­şün Korsika’ya kadar uzandığı söyleniyor. Özellikle gün batımı­na doğru manzara daha da etkile­yici hale geliyor.

Èze’nin “Kartal Yuvası” laka­bının hakkını en iyi verdiği yer de burası. Bahçedeki kaktüslerin Ortaçağ’dan kalan taşlarla yan yana durması ise kasabanın ka­rakterini güzel özetliyor: Doğa ve tarih burada birbirinin içine geç­miş durumda.

Èze’nin en ünlü ziyaretçilerin­den biri Friedrich Nietzsche. Filo­zofun Böyle Buyurdu Zerdüşt ad­lı eserinin bir bölümünü, Èze’den denize doğru inen patikada yürür­ken şekillendirdiği rivayet edili­yor. Bugün bu yol onun adıyla, Chemin de Nietzsche yani Nietzs­che Patikası olarak anılıyor.

Patika, tepede bulunan Èze Vil­lage’ı aşağıdaki Èze-sur-Mer’e bağlıyor. Deniz manzarası eşli­ğindeki yürüyüş yaklaşık 1,5-2 saat sürüyor. Doğa yürüyüşünü sevenler için kasabayı görmenin en güzel yollarından biri. Ama küçük bir ayrıntıyı unutmamak gerek: Èze 427 metre yüksekte. Aşağı inmek başka, aynı yolu yu­karı çıkmak başka mesele.

Küçük kasabanın parfüm kokusu

Fransız Rivierası’nda olduğunu­zu hatırlatan bir başka durak ise parfümeriler. Èze, Fragonard ve Galimard gibi ünlü Fransız parfüm markalarının fabrika ve mağazala­rına ev sahipliği yapıyor. Ücretsiz fabrika turlarında parfümün nasıl üretildiğini görmek mümkün. Ta­bii turun sonunda mağazadan hiç­bir şey almadan çıkmayı başarıp başaramayacağınız ayrı konu.

Kasabanın merkezindeki 18'in­ci yüzyıldan kalma Notre-Dame de l’Assomption Kilisesi de görül­meye değer. Barok kilise, özellikle iç mekânındaki Mısır motifleriyle dikkat çekiyor.

Èze küçük olabilir ama Côte d’A­zur’da olduğunuzu unutturacak kadar mütevazı değil. Kasabanın en bilinen adreslerinden Château Eza, eski bir kalenin dönüştürül­mesiyle ortaya çıkan butik oteller­den biri. Manzaralı restoranlarıyla konaklamanın yanı sıra öğle veya akşam yemeği için de tercih edi­liyor.

Bütçe konaklamaya yetmiyor­sa mesele değil. Bir kahve için uğ­rayıp manzaraya ortak olmak da mümkün. Zaten Èze’nin en ilginç taraflarından biri bu tezat. Dün­yaca ünlü lüks oteller ve restoran­larla küçük yerel dükkânlar, galeri­ler ve el sanatları atölyeleri birkaç adım mesafede. Bu karışım yıllar boyunca pek çok ünlü ismi de bu­raya çekmiş. Nietzsche’nin yanı sı­ra Walt Disney, Winston Churchill ve Bono gibi isimlerin Èze’de ko­nakladığı ya da vakit geçirdiği bi­liniyor.

Küçük ama aceleye getirmeyin

Èze haritada oldukça küçük. Es­ki yerleşimin sokaklarını bir iki saatte dolaşabilirsiniz. Fakat bu, buraya yalnızca iki saat ayırmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Eg­zotik Bahçe’yi görmek, parfümeri­leri gezmek, galerilere bakmak ve Nietzsche Patikası’nda yürümek istiyorsanız yarım gün, hatta tam gün ayırmak daha iyi.

Nice’ten yaklaşık 20, Mona­ko’dan ise 15 dakika mesafede ol­ması Èze’yi günübirlik geziler için de oldukça uygun hale getiri­yor. Otobüs, tren, kiralık araç ve­ya turlarla ulaşılabiliyor. Èze-sur- Mer tren istasyonundan yukarı­daki yerleşime minibüsle çıkmak mümkün; yürümeyi seçerseniz si­zi dik bir yokuş bekliyor.

Ziyaret için en rahat dönemler Nisan-Haziran ile Eylül-Ekim ay­ları. Hava daha elverişli, yaz ay­larına göre kalabalık da daha az. Yazın ise Côte d’Azur’un geri kala­nında olduğu gibi Èze’nin dar so­kakları da oldukça yoğunlaşıyor. Belki de bu yüzden Èze’yi sabah erken saatlerde ya da kalabalıkla­rın azalmaya başladığı günün iler­leyen saatlerinde görmek en gü­zeli. Çünkü buranın asıl keyfi bir yerden diğerine yetişmek değil. Asıl keyif taş sokaklarda ağır ağır yürümek, arada bir denizi görmek için durmak ve 427 metre aşağı­daki Akdeniz’e bakmak.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Petrol fiyatları Venezuela arz haberleri ve Hürmüz anlaşmasıyla geriledi Investing Haberler · 14 dk önce Borsa Ameresco CEO’su George Sakellaris 113.280 dolar değerinde hisse aldı Investing Haberler · 17 dk önce Borsa Gloo Holdings’in yöneticisi Thrivent Financial 28.364 dolar değerinde hisse sattı Investing Haberler · 17 dk önce Borsa Tempus AI CEO’su Eric Lefkofsky 827.856 dolar değerinde hisse sattı Investing Haberler · 32 dk önce Borsa Dolby’den üst düzey yönetici hisse satışı Investing Haberler · 32 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.