YAYINLAMA 27 Ağustos 2026 22:28
GÜNCELLEME 27 Ağustos 2026 22:48
Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak, Türkiye'nin fındık sektöründeki mevcut tabloyu ve sektörün çözüm bekleyen sorunlarını değerlendirdi. Şenocak, Ulusal Fındık Konseyi'nin ziraat odaları, ticaret odaları, borsalar, üniversiteler ve ilgili bakanlıkların yer aldığı geniş bir yapı olduğunu belirterek, Türkiye'nin fındık politikasının şekillenmesine katkı sunduklarını ifade etti.
Dünya fındık üretiminde Türkiye'nin karşısına yeni rakiplerin çıktığına dikkat çeken Şenocak, İtalya, Azerbaycan ve Gürcistan'ın yanı sıra son yıllarda ABD ve Şili'de de fındık üretimine yönelik ilginin arttığını söyledi. Şenocak, "Dünyada şu an İtalya, Azerbaycan, Gürcistan yanında son yıllarda Amerika'da ve Şili'de fındığa ilgi başladı. Üretim artıyor. Bu da bizim pazar payımızı günden güne kaybetmemize neden oluyor" dedi.
"40 yılda pazar payımız sürekli azaldı"
Türkiye'nin dünya fındık pazarındaki payının uzun yıllardır gerilediğini öne süren Şenocak, pazar payının son 40 yılda düşüş gösterdiğini buna karşılık üretim alanlarının genişlediğini ifade etti. Şenocak, özellikle düz ovalarda fındık dikiminin artmasının arz fazlası riskini büyüttüğünü kaydetti. Türkiye'de fındık dikili alanların 750 bin hektara ulaştığını belirten Şenocak, bunun yaklaşık 500 bin hektarının eğimli, 250 bin hektarının ise düz arazilerden oluştuğunu söyledi. Şenocak'a göre yaklaşık 600 bin aile fındık tarımıyla uğraşırken, bunların 400 bini eğimli arazilerde, 200 bini ise düz ovalarda üretim yapıyor.
"Fındığın ana vatanını korumamız gerekiyor"
Ulusal Fındık Konseyi olarak önceliklerinin Doğu Karadeniz'deki geleneksel fındık üretim alanlarını korumak olduğunu vurgulayan Şenocak, bu bölgelerde üreticilerin fındık dışında alternatif ürünlere yönelme imkanının sınırlı olduğunu söyledi. Şenocak, "Düz ovada her türlü tarım yapılabilir ama bu bölge insanının alternatif ürün yapma şansı yok. Bu işin sosyal boyutu da var" ifadelerini kullandı.
Düz arazilerde fındık yerine farklı ve daha verimli ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Şenocak, üretim politikasında arazi yapısının temel kriterlerden biri olması gerektiğini söyledi. Mevcut uygulamanın üreticiyi fındık dikimine yönlendirdiğini belirterek "Fiyatı yükseltmekten ziyade düz ovalarla eğimli araziyi iyi ayırmamız gerekiyor. Eğimli arazide destek ve teşviklerle çiftçiyi korumamız lazım" diye konuştu.
Aynı fiyat ve destek sürdükçe dikim devam eder
Şenocak, düz ovalarda fındık üretiminin üreticiler açısından cazip hale geldiğini belirterek, destekleme modelinde farklılaştırmaya gidilmesini önerdi. Şenocak, önerisini şöyle anlattı:
"Devlet örneğin ürüne 200 lira der, ama eğimli araziye de 100 destekleme vererek 300 lira diyebilir. Düz alanda fındık yapılmasını önlemek için böyle bir yöntem uygulamalı. Ovada dikime teşvik etmemek için '200 liraya düz ovada alıyorum, 100 lira da eğimli araziye destek veriyorum' demeli. Düz ovada ne dikilirse olduğu için o ovaların daha verimli, daha iyi ürünlere teşvik edilmesi devletin görevi. Ama devlet fındığı orada da aynı fiyata, burada da aynı fiyata alıp desteklerle de bunu ayırmadığı müddetçe ovalarda dikim devam edecektir" dedi.
Şenocak, 1983 yılında düz ovada fındık dikiminin önlenmesine yönelik bir yasa çıkarıldığını ancak cezai yaptırım bulunmaması nedeniyle uygulamanın beklenen sonucu vermediğini savunarak "83 yılından bugüne inanılmaz dikim sahaları genişledi. Yani o yıllarda düz ovada 30-40 bin ton fındık olurken bugün 300 bin tonlara yani rakip ülkelerin toplam üretimine yakın bir seviyeye ulaştığı “dedi.
File desteğinde hedef yüzde 100
Şenocak, fındık üretiminde file yönteminin yaygınlaştırılması için de çalışmalar yürüttüklerini belirterek, devlet desteklerinin artırıldığını söyleyerek "Konsey olarak şu anda devlet destekli file yöntemimiz var. File yöntemi için de bizim çok büyük mücadelemiz oldu ve devam ediyor. Yüzde 50 devlet destekli Tarım İl Müdürlükleri kanalıyla başlatmıştık, şu an yüzde 70'e kadar çıkartıldı. Yüzde 100 olsun diye bir çalışma içindeyiz" diye konuştu.
Fındık piyasasında lisanslı depoculuğun da önemli bir araç olduğunu belirten Şenocak, özellikle hasat dönemlerinde piyasaya yoğun ürün arzının fiyatlar üzerindeki baskısını azaltmak için depolama kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Şenocak, "Lisanslı deponun olması, piyasaya hızlı arz eden dönemlerde fazlalığı alması fiyatların dengelenmesi açısından önemlidir" dedi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.