Bir haftada Avrupa Birliği acil toplanır, tüm sınırlar tek tek kapanır, uçuşlar iptal edilirdi. Avrupa’nın bilim insanları bir araya gelir, laboratuvarlar gece gündüz çalışır, hükümetler bütçe sınırı tanımadan aşı ve tedavi için fon açardı, değil mi? Çünkü orada risk altında olanlar, dünyanın "değerli" saydığı hayatlar.
Şimdi aynı virüsü Afrika’nın kalbine, Kongo’ya taşıyın. Aynı ölüm riski, aynı korku, aynı dehşet. Ama dünya aynı çabayı göstermiyor. Zira bu coğrafyada virüslere ve salgınlara rastlamak son derece doğal! Kongo'da virüsler yüzünden ölmek kaderin bir parçası! "Afrika'nın gerçekliği" …
Hayır! Kongo’da bugüne kadar 2500’den fazla hayatı çalan ebola virüsü ülkenin kaderi falan değil. Ortada son derece çirkin bir pazarlık var. Dünya Sağlık Örgütü’nün resmî açıklamasına göre söz konusu salgın, (aşı olmasa da) kaynak ve personel kapasitesi artırılarak aylar içinde kontrol altına alınabilir. Yeter ki para bulunsun.
DSÖ ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (Africa CDC) ortak müdahale planı 518 milyon dolar talep etti. Africa CDC kısa süre sonra ihtiyacın 1,4 milyar dolara çıktığını açıkladı. Haziran sonuna gelindiğinde 910 milyon dolarlık taahhüdün yalnızca yüzde 13'ü gerçekten sahaya ulaştı. Ağustos ayı itibariyle bu oran artmış olsa da hala yetersiz.
Mesele imkânsızlık ya da çaresizlik falan değil. Mesele dünyanın kaynaklarını bu coğrafya için harcamaya gönülsüz olması, Afrika halklarının hayatlarını kurtarılmaya değer bulmaması. Zira salgını durdurmak için gereken para, Batılı bir ülkenin tek bir askeri operasyonunun maliyetinin çok altında!
Evet, bir miktar çaba gösteriliyor ama yeterince hızlı, yeterince büyük ve yeterince kararlı müdahale edilmiyor. Çünkü Afrika'daki salgınlar hâlâ küresel sağlık sisteminin gözünde küresel bir tehditten ziyade yerel bir problem olarak görülüyor.
Neoliberal Ebola
Binlerce can alan Ebola virüsü biyolojik olarak meyve yarasaları ve primatlardan insana bulaşıyor. İnsandan insana ise vücut sıvılarıyla yayılıyor. Peki bu virüsün ortaya çıkış biçimi doğal mı? Cevabı biyolog Robert Wallace veriyor.
Ebola, küresel güçlerin eliyle yürütülen ormansızlaşma, madencilik faaliyetleri ve endüstriyel tarım yüzünden ortaya çıkıyor ve yayılıyor. Küresel güçlerin kaynak iştahı yüzünden tahrip edilen ormanlar, hayvanların doğal habitatlarını olumsuz etkiliyor. Madenler için kesilen ağaçlar biyoçeşitliliği yok ederken, habitatı bozulan yarasalar insan yerleşimlerine yaklaşıyor.
Sömürgecilik öncesinde yerli halkın ormanlık alanlarla bağlantısı yok denecek kadar az iken, sömürgecilikle birlikte yaşam alanlarının değişmesi virüsler için uygun ortamı hazırladı. Bozulan ekosistemde hayvanlar, ihracat ürünlerinin ekildiği plantasyonlara kaymaya başladı ve insanla temasları arttı.
Bilim dünyasının artık açıkça kabul ettiği üzere, habitat bozulması ile yeni salgınların ortaya çıkış sıklığı arasında doğrudan bir ilişki var. Her yeni maden sahası ve her yasa dışı kereste sevkiyatı ormanları yok ediyor ve aslında bir sonraki küresel salgının tohumlarını ekiyor.
Aşı apartheidi
2014-2016 sonrasındaki Ebola virüsü için Batı aşı üretti, çünkü salgın Batı’yı korkuttu ve yatırımlar aktı. Ancak şimdi ortaya çıkan versiyona Bundibugyo türüne diğer aşılar etki etmiyor.*
Daha önce nadir görüldüğü için bu tür (2007 ve 2012’de) hiç öncelik olmadı. Daha doğrusu Bundibugyo türüne yatırım yapmak şirketler için karlı bulunmadı. Çünkü küresel ilaç endüstrisinin öncelikleri insan hayatına göre değil, müşterilerin alım gücüne göre belirleniyor.
Ünlü Nature Medicine dergisindeki bir makale, açıkça "bilimsel yatırımların, yüksek gelirli ülkeler için büyük tehdit olarak algılanan patojenlere öncelik vermeye devam ettiğini, düşük kaynaklı ortamlardaki savunmasız nüfusları etkileyen hastalıkların ise acil durumlar ortaya çıkana kadar kronik olarak yetersiz finanse edildiğini" belirtiyor.
Nitekim Kovid 19 pandemisi döneminde "eşit erişim" için kurulan COVAX mekanizması, aslında zengin ülkelerin aşıları önceden satın almasına olanak tanıyarak Afrika ülkelerini sıranın sonuna koydu.
2022'deki maymun çiçeği salgınında da aynı senaryo yaşandı. Afrika'da uzun süredir endemik olan hastalık küresel Kuzey'e yayıldığında küresel sağlık gündeminin merkezine oturdu.
Azalan yardımlar
Yalnızca aşı yatırımları değil, ülkenin sağlık altyapısına yönelik yatırımlar da sürekli azaltıldı. Trump yönetiminde USAID’in Afrika’daki sağlık fonları ya durduruldu ya da ülkelerin kritik madenlerine erişim ve vatandaşlarının sağlık verilerinin paylaşılması gibi şartlara bağlandı.
ABD'nin yardım kesintileri Kongo’nun sağlık kapasitesini ciddi biçimde etkiledi. STAT'ın aktardığı verilere göre USAID'in KDC’ye yardımı 2024 mali yılında yaklaşık 1,2 milyar dolar, 2025'te 715 milyon dolar, 2025'in son üç ayında ise 67 milyon dolar oldu.
Halk sağlığı yardımı da 2024'te yaklaşık 33 milyon dolardan 2025'te 10 milyon doların altına indi. Demek ki salgını kontrol altına almak için talep edilen miktar rahatlıkla sadece ABD tarafından bile temin edilebilir. Ancak ABD virüsü durdurmak yerine bu salgını, madenleri kontrol etmek için bir pazarlık kozu olarak kullanıyor.
Kaos, kontrolü kolaylaştırır mı?
Kongo’nun doğusu on yıllardır silahlı grupların gölgesinde kaynak savaşlarına sahne oluyor. Bu bölge başta altın olmak üzere, kobalt, koltan ve bakır gibi son derece kritik madenler bulunduruyor. Bölgedeki istikrarsızlığın devam etmesi yasal olmayan madencilik ve kaynak kaçakçılığının önünü daha da açıyor.
Zayıf devletler, doğal kaynaklarının denetimini sağlamakta zorlanırken, söz konusu durumdan çok uluslu şirketler veya gölge aktörler yararlanıyor. Küresel şirketler için ölümün faturası, virüse müdahalenin faturasından çok daha ucuz!
Kamerunlu filozof Achille Mbembe'nin "nekropolitika" kavramını bir kez daha hatırlamak lazım.
Sistem ölüm üzerinde iktidar kuruyor. Hangi hayatlar korunmaya değer, hangileri ölüme terk edilebilir?
Bir salgını kontrol altına almak mümkünken bunun için gereken kaynaklar gerçekten bulunamıyor mu?
Yoksa dünyanın zengin ülkeleri kendi krizlerinde seferber ettiği kaynak ve aciliyeti Afrika'da kasıtlı olarak mı göstermiyor?
İlginçtir ki Kongo’daki kaostan beslenen küresel şirketler şu gerçeği görmüyor. Hızla yayılan Ebola salgını, iş gücünü ve sağlık sistemini çökerttiği için aslında tüm Kongo maden ekonomisini tehdit ediyor. Küresel güçler duruma müdahale etmeyerek uzun vadede kendi ayaklarına sıkıyor.
Ebola’nın kontrol altına alınabileceğini Dünya Sağlık Örgütü bizzat söylüyor. İhtiyaç duyulan para var, ama Kongo’ya layık görülmüyor! Aşı var, ama gecikiyor.
Kongo'da ölenler kaderleri yüzünden değil, bir tercihten, kirli bir hesap yüzünden ölüyor.
*Temmuz sonunda yeni veriler, Zaire türü için geliştirilen Ervebo aşısının Bundibugyo'ya karşı da kısmi koruma sağlayabileceğini gösterdi. Kongo hükümeti 12 Ağustos'ta acil stok talebinde bulundu. Bürokrasi ve kaynak yetersizliği yüzünden sahaya ulaşması gecikti.
Kaynaklar:
Al Jazeera. (2026, August 18). WHO: Ebola can be contained in months if enough funding is provided [Video news report]. NewsFeed.
Hassan, F. (2022, May 23). Vaccine apartheid is racist and wrong. PLOS Speaking of Medicine.
Şanlı, S. (2026, May 26). Sömürgeci iştahın doğurduğu virüs: Neoliberal Ebola [Sare Şanlı | Sömürgeci iştahın doğurduğu virüs: Neoliberal Ebola]. Independent Türkçe.
Shipley, R. (2026, June 17). When aid retreats, Ebola advances in the DRC. Policy Options.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: KONGO DEMOKRATİK CUMHURİYETİEBOLA
DAHA FAZLA HABER OKU
Nabi Kırmızı Provokatörlere inat: Kardeşlik
Göktuğ Çalışkan 47 yıllık terör etiketi kalktı: Washington Şam'dan şimdi ne istiyor?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.