YAYINLAMA 26 Ağustos 2026 00:00
GÜNCELLEME 26 Ağustos 2026 00:00
HÜSEYİN GÖKÇE / ANKARA
İhracatçıya sağlanan döviz dönüşüm desteği ve destekteki değişim hazırlıklarını değerlendiren Vergi Uzmanı, ekonomist Deniz Eresen, bu desteğin sadece teknik bir uygulama değil, ihracatçının finansman ve nakit akışı açısından önemli bir araç olduğunu söyledi. Hâlen yüzde 3 olarak uygulanan döviz dönüşüm desteğinin kapsamının genişletileceği yönündeki açıklamaları hatırlatan Eresen, bunun ihracatçı için bir ek gelir olmadığının altını çizerken, söz konusu firmaların kur riskini de yönetmek zorunda olduklarını aktardı.
Nakit akışında önemli bir araç
Türkiye’nin dövize ihtiyaç duyduğu bir dönemde, ekonomiye döviz kazandıran ihracatçının öneminin her zamankinden daha fazla olduğuna vurgu yapan Deniz Eresen, “Bu nedenle ihracat gelirlerinin yurda getirilmesini ve Türk lirasına dönüşünü teşvik eden döviz dönüşüm desteği, yalnızca teknik bir uygulama değil; ihracatçının finansman ve nakit akışı açısından da önemli bir araç” diye konuştu. Uygulamanın süresinin uzatılmasının önemine işaret eden Eresen, yanı sıra Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın kapsamın genişletileceğine yönelik planın hayata geçirilmesinin de sektör açısından önemli olduğunu belirtti. Bolat’ın açıklamaları doğrultusunda ihracatçıda da bir beklenti oluştuğuna vurgu yapan Deniz Eresen, “Desteğin çok daha güçlü bir seviyeye taşınacağı beklentisi oluşmuş durumda. Bunun özellikle kur ile maliyetler arasındaki makasın ihracatçı üzerindeki baskısının arttığı bir dönemde devreye alınacak olması önemli” diye konuştu.
Rekabet gücünü korumaya yeter mi?
İçerde maliyetle, dışarda rekabetle mücadele eden ihracatçının mevcut destekle nefes alabileceğini ancak bunun rekabet gücünü korumaya yeterli olup olmayacağının net olmadığını ifade eden Eresen, “Bugün ihracatçı yalnızca dış pazarda müşteri bulmak için mücadele etmiyor. Bir tarafta artan işçilik, enerji ve üretim maliyetleri, diğer tarafta yüksek finansman giderleri ile kur-maliyet dengesi var. İhracatçı küresel pazarda rakipleriyle fiyat rekabeti yaparken içeride yükselen maliyetleri yönetmek zorunda kalıyor” diye konuştu.
Kur maliyetiyle birlikte hesaplanmalı
Desteğin özellikle yüksek ihracat hacmine sahip şirketlerde ciddi finansal katkıya dönüşebileceğini ancak bunu ek gelir olarak görmenin doğru olmayacağını ifade eden Eresen, “Çünkü ihracatçı dövizini TL’ye çevirdiği anda bilançosundaki kur riskini de yönetmek zorunda. Hammadde ve ara malı ithal eden, döviz kredisi bulunan veya ilerleyen aylarda döviz cinsinden ödeme yapacak şirketler açısından bugün alınan yüzde 3 destek, yarın oluşabilecek kur maliyetiyle birlikte hesaplanmalıdır. Her ihracatçı kendi döviz pozisyonuna, nakit akışına ve gelecek dönem yükümlülüklerine bakarak karar vermeli” değerlendirmesinde bulundu. Eresen meselenin sadece teşvik oranları üzerinden tartışılamayacağını, asıl ihtiyacın öngörülebilir kur, erişilebilir finansman ve kontrol edilebilir üretim maliyeti olduğunu dile getirdi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.