
Buse Güngör | CNNTurk.com Muhabiri buse.gungor@cnnturk.com.tr
Sahada yürüttüğü askeri saldırıyla İran'a geri adım attıramayan ABD, şimdi savaşın ağırlık merkezini ekonomiye kaydırıyor. Washington, “tarihin en ağır yaptırımları” ve “en büyük mali savaş” söylemleriyle Tahran'ı yalnızca kendi ekonomisi üzerinden değil, İran'la ticaret yapan ülkeleri, bankaları, enerji şirketlerini ve petrol alıcılarını da kapsayan geniş çaplı bir finansal kuşatma hazırlığında. ABD'nin bu mücadeledeki en güçlü silahı ise doların küresel ticaret ve finans sistemi üzerindeki hakimiyeti oluyor.
“DOLARIN HAKİMİYETİ EN DÜŞÜK SEVİYELERİNE İNDİ”
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Elif Kaya, doların küresel sistemdeki etkisinin tamamen kaybolduğunu söylemek için henüz erken olduğunu ancak doların hakimiyetinin önemli ölçüde zayıfladığını belirtti:
“Doğrudan tam anlamıyla etkisinin kaybolduğunu söylemek için çok erken ancak doların hegemonyasının hakikaten bu zamana kadar geldiğimiz en düşük seviyelerine indiğini söylememiz çok mümkün. Çünkü geçtiğimiz işte 2000'lerin başından aldığımızda doların hakimiyetinde dünya çapında bütün işlemlerde kullanılan yüzde 12'den fazlalık bir düşüş görüyoruz. Hepimizin bildiği SWIFT sistemi var. Bankacılık sistemleri birbirine çok entegre olmuş küresel finansal ve ekonomik sistemler var ve bütün ticaretin dolar üzerinden yapıldığı bir dönem biliyoruz.”
BRETTON WOODS'TAN BUGÜNE DOLARIN HAKİMİYETİ
Doların küresel finans sistemindeki yükselişinin uzun yıllara dayandığını belirten Kaya, Bretton Woods sisteminin kurulmasıyla başlayan sürece dikkat çekti:
“Özellikle 44'ten sonra Bretton Woods sisteminin kurulması, sonrasında altın standardından dolara geçilmesi ve doların hakimiyetini tam anlamıyla piyasalara hakim olup hegemonik para haline gelmesi aslında on yıllardır devam eden ve giderek de gücünü artıran bir yerde duruyordu. Bugün geldiğimiz noktada özellikle bu savaşla beraber bu hakimiyetin iyiden iyiye zayıfladığını görüyoruz.”
2022 SONRASI DOLARIN “SİLAH” OLARAK KULLANILMASI TARTIŞMASI
Kaya, 2008 küresel finansal krizinin ardından özellikle 2022'de Rusya'ya uygulanan yaptırımların, doların bir ekonomik silah olarak kullanılmasının diğer ülkeleri de tedirgin ettiğini söyledi:
“2008 küresel finansal krizinden sonra özellikle 2022'de Rusya'ya yaptığı yaptırımlardan ve ambargolardan sonra doların silah olarak kullanılması durumunun oraya da dönmesi ABD'yi ve dünyadaki diğer ekonomileri tedirgin etmiş, ABD'nin bu yaptırımlarından çıkmak istemişlerdi. Bu yüzden de aslında şu anda gördüğümüz tabloyla karşı karşıyayız.”
ABD'NİN HEDEFİNDE SADECE İRAN MI VAR?
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının Çin'e yönelik bir mesaj taşıyıp taşımadığı ve bunun Çin'le mücadelenin bir parçası olup olmadığı da gündeme geldi.
Kaya'ya göre ABD'nin hamleleri yalnızca Çin'i değil, Rusya'yı ve gelişmekte olan diğer ülkeleri de kapsıyor:
“Çin başta olmak üzere aslında bütün küresel Rusya gibi güney ülkelerine, çünkü Çin'le İran'ın ve Rusya'nın ayrı ayrı stratejik iş birliği anlaşmaları var. Bunlar güvenlik anlaşmalarından ziyade ekonomik anlaşmalar ve hem Çin'le hem Rusya'yla bu anlaşmaları yapıyorlar.”
İRAN PETROLÜNÜN EN BÜYÜK ALICILARINDAN BİRİ ÇİN
İran'ın petrol ve doğal gaz ticaretinde Çin'in önemli bir konumda olduğunu belirten Kaya, iki ülke arasındaki ekonomik bağlara dikkat çekti:
“İran'ın ucuza sattığı bir petrol stoku var. Çin, İran petrolünün ve doğalgazının en büyük alıcılarından bir tanesi.”
İran ile Rusya arasındaki ticarete de değinen Kaya, iki ülke arasında Hazar Denizi üzerinden gerçekleştirilen ticaretin bulunduğunu ve yaptırımları aşmak için kullanılan “gölge filolar” olarak adlandırılan yöntemlerin de devrede olduğunu söyledi:
“İran'ın Rusya'yla kapalı deniz olan Hazar Denizi üzerinden yaptığı ticaret var. Bir de gölge filolar dediğimiz o dark fleet olayı var. Yani İran'ın kendi petrolünü ambargolar yüzünden satma konusunda ambargoları delmek için kullandığı yöntemleri biliyoruz.”
“ÇİN'İ DEĞİL, RUSYA'YI DA HEDEF ALIYOR”
Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde ABD'nin yaptırım politikasının yalnızca İran'ı hedef almadığını belirten Kaya, bölgedeki ekonomik ittifakların da baskı altına alındığını ifade etti:
“Şimdi bunların hepsini bir araya getirdiğimizde 'Çin'i hedef alıyor mu?' sorusu ve evet sadece Çin'i değil Rusya'yı da ya da gelişmekte olan diğer ülkeleri de bu bölgedeki ittifakı da hedef alıyor olduğunu söyleyebiliriz.”
TRUMP'IN TARİFE POLİTİKASI DA GÜNDEMDE
Kaya, Trump yönetiminin göreve gelmesinin ardından Rusya-Ukrayna savaşı konusunda attığı adımların yanı sıra Çin'e yönelik tarifelerin de önemli bir başlık olduğunu belirtti:
“Zaten ABD Başkanı Trump'ın göreve geldiğinde ilk yaptığı uygulama Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili konuşmaydı. İkinci olarak yaptığı en büyük ve en ses getiren iş de geçtiğimiz yıl Nisan ayında Çin'e tarifeler koymaktı.”
Çin'e yönelik tarifelerin neden gündeme geldiğine ilişkin değerlendirmesini sürdüren Kaya, Trump'ın göreve geldiği dönemden itibaren bu politikayı uygulamaya çalıştığını ve nisan ayında uygulamaların başladığını söyledi:
“Niye bunu yapmıştı? Çünkü geldiği günden itibaren o tarifeleri koydu. Nisan ayında da hemen uygulamaları başladı. Sonra o tarifeleri artırarak çok büyük, yüksek dozlara vardı.”
KANADA'YA DA TARİFE MESAJI
Kaya, ABD'nin ekonomik baskı politikasının yalnızca Çin'le sınırlı olmadığını, Kanada'ya yönelik yeni tarife açıklamalarının da bu politikanın bir parçası olduğunu belirtti:
“Kanada'ya da tarifeleri yükselteceğini söyledi. 1 Ocak'tan itibaren koyacağını söylüyor.”
Kaya, ABD'nin mevcut ekonomik politikasını şu sözlerle değerlendirdi:
“Aslında Trump'ın ve ABD'nin şu an yaptığı şey kendi dışındaki herkesin hayatını ekonomik anlamda cehenneme çevirmek.”
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.