YAYINLAMA 25 Ağustos 2026 10:40
GÜNCELLEME 25 Ağustos 2026 11:02
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yaklaşık 6 aylık bir aranın ardından haftalık repo ihalelerine yeniden başlayacağını açıkladı. Konuyu değerlendiren Dr. Sarak, bu adımın daha önce 13 Ağustos’taki Enflasyon Raporu toplantısında gündeme geldiğini ve o dönem Merkez Bankası Başkanı’nın da buna yönelik olumlu bir yanıt verdiğini anımsattı. İlk ihalesini %37 faiz oranıyla açan TCMB’nin fiili fonlama maliyetini politika faizine yaklaştırdığını belirten Dr. Sarak, böylelikle Mart ayında uygulanan 3 puanlık örtülü sıkılaştırmanın, şimdi 3 puanlık örtülü bir gevşemeyle geri alındığını ifade etti.
Bankacılık sektöründe kaynak maliyeti düştü
Yapılan hamlenin piyasalardaki ilk ve en doğrudan etkisinin bankacılık tarafında hissedildiğini kaydeden Dr. Sarak, düşen fonlama maliyetlerinin bankaların kaynak maliyetini hafiflettiğini söyledi. TCMB’den %40 yerine %37 ile fonlanan bankaların kaynak maliyetinin düşmesiyle faiz makasının genişlediğini ve bunun da karlılık beklentilerini desteklediğini ifade eden Dr. Sarak, bu durumun seans açılışında banka hisselerine olumlu yansıdığını ve endeksin güne %0,85 yükselişle 14.637 seviyesinden başladığını belirtti.
Tahvil piyasasında faizler geriledi
Kararın gücünü en net gösteren alanlardan birinin tahvil piyasası olduğunu vurgulayan Dr. Sarak, kısa vadeli paranın maliyetindeki düşüş beklentisinin getiri eğrisi boyunca yayılarak uzun vadeli tahvillerin faizini aşağı çektiğini aktardı. Bu doğrultuda 2 yıllık gösterge tahvil faizinin cuma günkü %40,85 seviyesinden %40,11’e gerileyerek 2 Temmuz’dan bu yana en düşük kapanışını gerçekleştirdiğini belirten Dr. Sarak, düşen tahvil getirilerinin tahvil yatırımcısına kazanç sağladığına dikkat çekti.
Miktardan çok yön ön planda
Piyasada yaklaşık 1 trilyon liralık likidite fazlası bulunduğunu dile getiren Dr. Sarak, bu hamlenin piyasaya doğrudan devasa bir para enjekte etmesinden ziyade, kısa vadeli faizleri politika faizine yönlendirerek para politikasının çerçevesini normalleştiren bir sinyal olduğunu belirtti. Dr. Sarak, bu gelişmenin bir likidite operasyonundan ziyade, TCMB'nin bir ‘niyet beyanı’ olarak yorumlanması gerektiğini ve miktardan çok yönün ön plana çıktığını ifade etti.
Pozitif reel getiri güçlü kalmaya devam ediyor
Yatırımcı açısından getirileri de hesaplayan Dr. Sarak, %37’lik faizin vergi sonrası net getirisinin yaklaşık %30,5 seviyesinde olduğunu, günlük bileşik faize çevrildiğinde ise bu oranın %35,65’e ulaştığını belirtti. Bu oranları enflasyon tahminleriyle karşılaştıran Dr. Sarak, yıllık enflasyonun %32 seviyesinde kalması durumunda reel getirinin yaklaşık %2,83 olacağını, enflasyonun %30 seviyesine inmesi durumunda ise reel getirinin %4,3’e kadar yükseleceğini hesaplayarak, pozitif reel getiri bölgesinde kalındığını vurguladı.
Gelecek dönemde takip edilecek üç kritik başlık
Dr. Sarak, önümüzdeki süreçte piyasaların yönünü belirleyecek üç temel başlığı şu şekilde sıraladı: İlk olarak fonlama maliyetindeki bu düşüşün kalıcı olup olmayacağı ve TCMB'nin gelecek ihalelerde ne kadar likidite sağlayacağı takip edilecek. İkinci olarak bu maliyet düşüşünün mevduat ve kredi faizlerine yansıma hızı izlenecek. Son olarak ise enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin devam edip etmeyeceği ile petrol fiyatları kaynaklı dış baskıların hafifleyip hafiflemeyeceği mercek altında olacak.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.