25 Ağustos 2026, Salı · 11:31 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Suyun yeni jeopolitiği: 420 çatışma

Suyun yeni jeopolitiği: 420 çatışma

Dünyada 2,1 milyar insan güvenli şekilde yönetilen içme suyuna erişemiyor. Kadınlar ve kız çocukları ise her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su toplamak için harcıyor. Birleşmiş Milletler’in 2026 Dünya Su Kalkınma Raporu, “Herkes İçin Su: Eşit Haklar ve Fırsatlar” başlığı altında bu iki rakamı yan yana koyuyor ve su krizinin bugün geldiği noktayı şöyle özetliyor: Sorun, dünyada yeterince su olup olmaması değil. Suyun kim için, nerede, hangi koşullarda erişilebilir olduğu. Aynı, finansmanın olduğu gibi… UN-Water ve UNESCO tarafından yayımlanan rapor, suya ve sanitasyona eşitsiz erişimin sağlık, eğitim, geçim kaynakları ve güvenlik üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. İklim değişikliği, su kıtlığı ve afetler ise mevcut eşitsizlikleri daha da ağırlaştırıyor.

Özellikle kadınlar açısından su krizi görünmeyen büyük bir zaman ve fırsat maliyeti yaratıyor. Dünyanın pek çok bölgesinde evin suyunu sağlama sorumluluğunu taşıyan kadınlar ve kız çocukları, suyun nasıl yönetileceğine ilişkin karar mekanizmalarında aynı ölçüde yer almıyor. BM bu nedenle, daha fazla altyapı yatırımından çok, daha kapsayıcı su yönetişimine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Bu arada; 2026’da su meselesine yalnızca eşitlik ve kalkınma penceresinden bakmak da artık değil. Çünkü su, dünyanın giderek daha fazla bölgesinde bir başka kelimeyle yan yana geliyor: Çatışma.

Su için 420 çatışma

Pacific Institute’un otuz yılı aşkın süredir tuttuğu Water Confl ict Chronology verileri, bu dönüşümün boyutunu gösteriyor. 2024 yılında dünyada 420 su bağlantılı çatışma olayı kaydedildi. Bu bugüne kadar yaşanan en yüksek seviye. 2022’de sayı 235’ti. Son iki yıldaki artış yüzde 78’e ulaştı. 2000 yılında ise dünyada sadece 24 vaka kaydedilmişti. Daha da çarpıcı olan, su bağlantılı çatışmaların 2020’den bu yana neredeyse dört katına çıkmış olması.

Bu rakamlar su kıtlığının otomatik olarak savaşa yol açtığını söylemiyor, ama çok daha önemli bir şey söylüyor: İklim değişikliği, savaşlar, zayıf yönetişim, eşitsizlik, hızlı kentleşme ve artan talep üst üste geldiğinde su, mevcut kırılganlıkların çarpanı haline geliyor. Al Jazeera’nın Stockholm Dünya Su Haftası başlarken yayımladığı analiz, 2026’da bu riskin en görünür olduğu coğrafyaları Gazze ve Batı Şeria’dan Sudan’a, İran ve Körfez ülkelerinden Ukrayna’ya kadar uzanan geniş bir hat üzerinde ortaya koyuyor. Pacific Institute ise, suyun çatışmalardaki rolünü üç kategoriye ayırıyor: Kurban, tetikleyici ve silah.

2024’te kaydedilen olayların yüzde 55’inde barajlar, boru hatları, kuyular, arıtma tesisleri ya da suyun taşınması için gerekli enerji sistemleri çatışmanın kurbanı oldu. Yüzde 28’inde ise su kıtlığı, eşitsiz erişim veya kaynakların paylaşımı şiddetin tetikleyicileri arasında yer aldı. Vakaların yüzde 2’sinde su; suyun kesilmesi, kirletilmesi, bir bölgenin su altında bırakılması veya su kaynaklarına erişimin kontrol edilmesi gibi yöntemlerle doğrudan bir silaha dönüştü.

Su sistemini vurmak, hayatı vurmak

Gazze bunun en ağır örneklerinden biri. Al Jazeera’nın UNICEF verilerine dayandırdığı bilgiye göre Gazze’de su ve sanitasyon altyapısının yaklaşık yüzde 90’ı zarar görmüş veya yok edilmiş durumda. Nüfusun yüzde 70’e varan bölümü içme ve yemek pişirme için kişi başına günlük minimum altı litre suyu dahi temin edemiyor. Hanelerin yüzde 90’ı orta veya yüksek düzeyde su güvensizliği yaşıyor. Sudan’da ise Nisan 2023’ten bu yana devam eden çatışmalar sırasında rezervuarlar, arıtma tesisleri ve dağıtım şebekeleri saldırıların hedefi oldu. Su ve sanitasyon sistemlerinin çökmesi kolera salgınlarını ve gıda güvensizliğini ağırlaştırıyor.

Körfez’in kırılganlığı

2026’nın en dikkat çekici örneklerinden biri İran ve Körfez bölgesi. İran zaten yıllardır kuraklık, ortalamanın altında yağış, azalan yeraltı suları ve tarımsal talep nedeniyle ciddi su baskısı altında. Al Jazeera’nın aktardığı verilere göre bazı rezervuarlar yüzde 92’ye kadar boşalmış durumda. Yaklaşık dört milyon kişinin yaşadığı Meşhed’de rezervuar seviyeleri yüzde 3’ün altına kadar geriledi. Körfez ülkelerinde ise bambaşka bir bağımlılık var: Deniz suyunu arıtma tesisleri

İçme suyunun Katar’da yüzde 99’u, Kuveyt ve Bahreyn’de yüzde 90’dan fazlası, Umman’da yüzde 86’sı ve Suudi Arabistan’da yüzde 70’i desalinasyon tesislerinden geliyor. Bu rakamları yalnızca su teknolojisinin başarısı olarak okumak mümkün. Ama aynı zamanda devasa bir sistemik riskten söz ediyoruz. Çünkü deniz suyunu arıtmak için enerji gerekiyor. Enerji altyapısı zarar gördüğünde su sistemi de etkileniyor. Arıtma tesisi vurulduğunda milyonlarca insanın su güvenliği tehlikeye giriyor. Limanlar ve ulaşım sistemleri aksadığında bakım ve kimyasal tedarik zincirleri kırılabiliyor. Ukrayna da aynı bağımlılığı farklı biçimde gösteriyor. Savaşın enerji altyapısında yarattığı hasar su ve ısıtma sistemlerini su erişiminden doğrudan etkiliyor. Al Jazeera’nın aktardığı verilere göre ülkede yaklaşık 10 milyon insan güvenilir temiz yoksun durumda.

Suyun değişen değer zinciri

● Su, yıllardır bir çevre meselesi olarak ele alındı. Oysa aynı anda ekonomik rekabet, gıda güvenliği, enerji güvenliği, toplumsal dayanıklılık ve jeopolitik güvenlik meselesi. Bir fabrikanın suyunun kesilmesi üretimi durduruyor. Tarımsal suyun azalması gıda fi yatlarını yükseltiyor. Kentlerin su rezervlerinin düşmesi yeni altyapı yatırımları gerektiriyor. Su kıtlığı geçim kaynaklarını ortadan kaldırdığında göçü hızlandırabiliyor. Enerji sistemlerindeki kırılganlık su sistemlerine taşınıyor. Bu nedenle şirketlerin suyu yalnızca sürdürülebilirlik raporlarında “tüketilen metreküp” üzerinden takip etmeleri giderek yetersiz kalıyor.

İlgili Haberler
Makroekonomi Türkiye'nin tarımsal hasılası 83,2 milyar dolara yükseldi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Porsche'den stratejik satış: MHP'nin tamamı TCS'ye geçiyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi 25 AĞUSTOS CANLI ALTIN FİYATLARI: Bugün Gram, Çeyrek, Cumhuriyet Ne Kadar? Kapalıçarşı Altın Fiyatları Ne Durumda? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Küresel çelik üretimi temmuzda geriledi: Türkiye yüzde 7 büyüdü CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi 25 AĞUSTOS AKARYAKIT FİYATLARI: Akaryakıta Zam Geldi! Benzin, Motorin ve LPG Fiyatları Ne Durumda? Benzin Zammı Sonrası Son Durum CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.