Neden Yükseldi ? Tümünü Göster >Trabzonspor’un Salah hamlesi piyasaları salladı >VESTL ve VESBE yapılandırma hamlesiyle tavan oldu >Petrol fiyatlarındaki düşüş risk iştahını destekliyor >Borsa kayıplarını büyük ölçüde geri aldı: Gözler 14 bin direncinde >Borsada Aziz Yıldırım rüzgarı: Fenerbahçe hisseleri uçtu!
Neden Düştü ? Tümünü Göster >Soruşturma haberi Göknur Gıda’yı vurdu: Hisseler devre kesti >LPG operasyonu DITAS'ı vurdu, hisse tabana oturdu >Beyaz et operasyonu Banvit hisselerini etkiledi >FENER’e son dakika golü: Hisseler taban oldu >Gübretaş hisselerinde 'Razi' düşüşü
ARACI KURUM RAPORLARI Altında yükselişin arkasındaki güç ne? Piyasalarda faiz rüzgârı: Yeni haftaya dikkat TCMB’nin fonlama hamlesi XBANK’ı destekleyecek mi? Piyasaların gözü kritik PMI verilerinde Borsa İstanbul’da küresel faiz baskısı Tümünü Göster
HİSSE ÖNERİLERİ Özsermayesini güçlendirirken borsada da yükselen 19 sanayi şirketi Madencilik ve kıymetli maden hisselerinde çifte büyüme! Elektrik sektöründe esas faaliyet kârını artıran 8 şirket Hem temettü ödüyor hem kazandırıyor! Yılbaşından bu yana getiri sağlayan 22 hisse 7 hissede yükseliş yüzde 10'u aştı: 592 milyar TL'lik dev de listede! Tümünü Göster
TEKNİK ANALİZ Kârı büyürken son 1 ayda kazandıran 9 hisse: Getiri %34’e ulaştı 10 hissede teknik göstergeler “AL” diyor: NETAS 54,5 puanla zirvede 4 kriterde birden yükselen 10 hisse: AFYON’da işlem hacmi %374 arttı İşlem adedi 22 katına çıktı: Para girişi olan 10 hisse Borsa İstanbul'da kârı ve fiyatı birlikte büyüyen 27 hisse! Tümünü Göster
Takip EtE-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.
25 Ağustos 2026 - 08:13 borsaningundemi.com
A1 Capital günlük bültenine göre, altın fiyatlarında yükselişin ana belirleyicileri dolar, reel faiz ve Fed beklentileri oldu. ETF girişleri ve tahvil geri alımları da ralliyi desteklerken, 2026 sonu için 5.000 dolar hedefi öne çıktı.
Ons altının 5 Ağustos’ta 4.065 dolar civarından başlayıp 4.680 dolara kadar yaklaşık üç haftada %15’i aşan oldukça sert bir fiyat hareketi görüyoruz. Bu yükselişi sadece “jeopolitik risk arttı, yatırımcı altına kaçtı” şeklinde değerlendirmeyeceğiz. Hareketin asıl nedeni, altının fiyatlamasını belirleyen dolar, reel faiz ve Fed beklentilerinin aynı anda altın lehine dönmesi oldu.
5 Ağustos’taki ilk güçlü hareket, ABD tahvil faizlerinin gerilemesiyle başladı. İran ve Hürmüz Boğazı konusunda bir yumuşama ihtimalinin ortaya çıkması petrol fiyatlarını ve dolayısıyla enflasyon endişelerini azalttı. Bu da uzun vadeli tahvil faizlerini aşağı çekti. Altın faiz getirisi sağlamayan bir varlık olduğu için tahvil faizleri, özellikle de enflasyondan arındırılmış reel faizler düştüğünde daha cazip hale geliyor. Dolayısıyla ilk yükselişin temelinde güvenli liman talebinden çok, altının fırsat maliyetindeki düşüş vardı.
Ardından ABD enflasyon verileri, Fed’in eylül ayında yeniden faiz artırmak zorunda kalacağı düşüncesini zayıflattı. Piyasanın faiz artırımı ihtimali %30’lu seviyelere kadar gerilerken dolar da değer kaybetmeye başladı. Bu iki gelişme altın açısından aynı yönde çalıştı. Doların zayıflaması, diğer para birimleriyle altın alan yatırımcıların maliyetini düşürdü; Fed’in faiz artırmayacağı beklentisi ise altını elde tutmanın alternatif maliyetini azalttı.
Asıl kırılma ise ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını büyütme kararıyla yaşandı. Hazine, piyasadaki düşük likiditeli eski tahvilleri geri alarak uzun vadeli tahvil piyasasının işleyişini desteklemeyi ve faizlerdeki düzensiz yükselişi sınırlamayı hedefliyor. Bu uygulama teknik anlamda QE değil; çünkü tahvilleri para yaratarak satın alan Fed değil, ABD Hazinesi. Ancak piyasa etkisi açısından uzun vadeli faizleri aşağı çekebilecek ve finansal koşulları gevşetebilecek bir adım olarak algılandı.
Piyasanın verdiği tepki de bunu gösterdi: tahvil faizleri geriledi, dolar zayıfladı ve altın bir günde %4’ün üzerinde yükseldi. Başka bir ifadeyle yatırımcı, Hazine’nin tahvil piyasasındaki faiz yükselişine tamamen kayıtsız kalmayacağı sonucunu çıkardı. Bu da hem ABD’nin mali görünümüne ilişkin endişeleri artırdı hem de reel varlıklara yönelimi güçlendirdi. Altın böylece yalnızca düşük faiz beklentisinden değil, doların ve ABD kamu maliyesinin kredibilitesine ilişkin soru işaretlerinden de destek aldı.
Yükselişin arkasında gerçek yatırımcı talebi de bulunuyor. Temmuz ayında küresel altın ETF’lerine yaklaşık 3 milyar dolarlık net giriş gerçekleşmesi, kurumsal yatırımcıların yeniden altın pozisyonu almaya başladığını gösteriyor. Bu önemli; çünkü fiyat hareketinin yalnızca vadeli piyasalardaki kısa vadeli spekülasyondan kaynaklanmadığını, portföylerde altının ağırlığının da artırıldığını ortaya koyuyor.
Teknik görünüm de hareketi hızlandırdı. Altının önce 50 günlük, ardından 200 günlük hareketli ortalamasını aşması; algoritmik işlemleri, trend takip eden fonları ve daha önce pozisyon azaltan yatırımcıları yeniden alıma yöneltti. Bu nedenle temel nedenlerle başlayan yükseliş, teknik seviyeler kırıldıkça kendi kendini besleyen bir harekete dönüştü.
Jeopolitik riskler ise ana neden olmaktan çok, fiyatı destekleyen ek unsur oldu. İran–ABD gerilimi ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlik güvenli liman talebini artırıyor. Ancak bu kanal tek yönlü değil. Gerilim petrolü yükseltir, enflasyon beklentilerini bozar ve tahvil faizlerini yukarı çekerse altın bundan olumsuz da etkilenebilir. Nitekim uzun vadeli ABD tahvil faizlerinin sert yükseldiği 18 Ağustos’ta altının 4.365 dolara kadar gerilemesi bunun açık örneğiydi.
Bundan sonraki fiyatlama açısından belirleyici olan, altının nominal olarak ne kadar yükseldiğinden çok ABD reel faizlerinin ve doların ne yapacağı. PCE enflasyonu yüksek gelir veya Fed’den şahin bir Jackson Hole mesajı gelirse, reel faizler yeniden yükselerek altında 4.500–4.400 dolar bölgesine doğru kar satışına neden olabilir. Buna karşılık Fed’in faiz artırımı ihtimali daha da zayıflar, Hazine geri alımları uzun vadeli faizleri baskılar ve ETF girişleri devam ederse 4.680 dolar üzerindeki fiyatlama kalıcı hale gelebilir.
Yıl sonu nerede olabilir? Senaryo analizi yaparsak; yıl sonu fiyatını teknik seviyeler kadar Fed, reel faizler, dolar ve ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarının piyasa etkisi belirleyecektir. Fed yıl sonuna kadar yeni bir faiz artırımına gitmez, ABD reel faizleri mevcut seviyelerden belirgin şekilde yükselmez, Dolar endeksi güçlü bir yükseliş trendine dönmez, Merkez bankası ve ETF talebi devam eder, İran–ABD gerilimi kontrol altında kalır ancak tamamen ortadan kalkmaz, ABD Hazinesi’nin geri alımları tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklediği konjektürde bizim 2026 yıl sonu merkez tahminimiz 5,000 dolar.
Bu sabah küresel piyasaların ana hikayesi, risk iştahının tamamen bozulmasından çok teknoloji hisselerinde yükselen değerleme sorgulaması. Wall Street’te Dow Jones yüzde 0,26 yükselirken S&P 500 yüzde 0,28, Nasdaq yüzde 0,76 geriledi. Bu ayrışma, piyasanın genelinden ziyade teknoloji tarafında pozisyon azaltıldığını gösteriyor. Yarın açıklanacak Nvidia bilançosuna ilişkin beklentilerin çok yüksek olması, “iyi bilanço yetmeyebilir” kaygısını artırıyor.
Tahvil cephesinde ABD 10 yıllık faizi yüzde 4,70’e, 30 yıllık faiz yüzde 5,23’e geriledi. Buradaki rahatlama, Fed beklentilerinden çok ABD Hazinesi’nin genişleyen tahvil geri alımlarını nakit hesabından finanse edebileceği haberinden kaynaklanıyor. Avrupa tarafı yatay. Almanya ekonomisindeki sınırlı toparlanma olumlu olsa da bunun kamu harcamaları ve ihracat siparişleriyle mi, yoksa kalıcı iç taleple mi gerçekleştiği önemli.
Asya’da görünüm daha zayıf. Nikkei yüzde 0,9, KOSPI yüzde 2,7 ve Japonya hariç MSCI Asya-Pasifik endeksi yüzde 0,5 geriliyor. Alibaba’nın iskontolu hisse satışı, Samsung’un beklentiyi karşılamayan hissedar getirisi programı ve Nvidia bilançosu öncesindeki temkin teknoloji hisselerini baskılıyor.
Emtia tarafında İran’a karşı açıklanan yaptırım paketinin beklenenden daha sınırlı kalmasıyla Brent petrol 92 dolar, WTI 85 dolar civarına geriledi. Bu hareket jeopolitik riskin bittiğini değil, yaptırımların henüz İran ihracatını somut biçimde azaltmadığını gösteriyor.
Türkiye açısından kısa vadede en önemli değişken, TCMB’nin repo ihaleleri sonrasında fonlama maliyetinin nereye yerleşeceği. Eğer fonlama kontrollü biçimde politika faizine yaklaşırken kur ve rezerv tarafında bozulma oluşmazsa, bankacılık ve iç talep hisseleri desteklenebilir.
Veri akışına baktığımızda; Türkiye hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endeksleri, Almanya ikinci çeyrek ayrıntılı büyüme verileri ki beklenti, çeyreklik yüzde 0,2 ve yıllık yaklaşık yüzde 0,9 büyümenin teyit edilmesi. Almanya Ifo iş dünyası endeksi ki burada da piyasa özellikle mevcut koşullar bileşenindeki iyileşmenin devam edip etmediğine bakacak, ABD Conference Board tüketici güveni, Temmuzda endeks 91,2 seviyesindeydi; ağustos için piyasa beklentisi yaklaşık 90,8.
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.
ETİKETLER :
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.