YAYINLAMA 25 Ağustos 2026 00:00
GÜNCELLEME 25 Ağustos 2026 00:04
ŞEBNEM TURHAN
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1 Mart’ta ara verdiği 1 hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başladı. Piyasanın 10 Eylül’deki Para Politikası Kurulu toplantısına kadar beklemediği karar zamanlama açısından sürpriz olarak değerlendirilse de uzmanlar tarafından bir gevşeme değil normalleşme adımı olarak yorumlandı. TCMB’nin bu kararı borsada bankacılık endeksinde günlük yükselişi yüzde 4’e kadar çıkarırken sterilizasyon için açılan depo ihalelerine teklifler yüzde 37 seviyesinden geldi. Bu adımla TLREF ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’tan yüzde 37’ye inmesi beklenirken mevduat faizlerinde hızlı, kredi faizlerinde ise makroihtiyati tedbirler nedeniyle sınırlı bir yansıma öngörülüyor.
Zamanlaması piyasaya sürpriz oldu
TCMB likidite yönetimi kapsamında 1 Mart tarihinde yaptığı açıklama ile finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak, 1 hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verilmesinin kararlaştırıldığını duyurmuştu. Ardından gelen üç PPK’da bu kararın değiştirilmesi yönünde adım atılmamış, en son 13 Ağustos’taki enflasyon raporu sunumunda Başkan Fatih Karahan normalleşme olarak 1 hafta vadeli repo ihalelerine dönmeyi değerlendirdiklerini açıklamıştı. Karahan, en kötünün geride kaldığını düşündüklerini ve piyasa koşullarına göre 1 hafta vadeli repo ihalelerini likidite fazlası olmasına rağmen açmayı planladıklarını söylemişti. Piyasa uzmanları bu hamlenin 10 Eylül’deki PPK sonrası atılmasını ve böylece 7 Eylül’de Orta Vadeli Program tahminlerinin de görülmüş olmasını tahmin ediyordu. Ancak TCMB adımı sürpriz bir şekilde piyasaya göre farklı bir zamanlamada yaptı.
Bankacılık endeksinde güçlü yükseliş
Bu hamlenin ilk etkisi Borsa İstanbul’da uzun süredir kan kaybeden bankacılık endeksinde oldu. Bankacılık endeksi güne yüzde 3,77 artışla pozitif başlarken gün içi yükseliş yüzde 4’ü buldu. Piyasada likidite fazlası bulunduğu için repo ihaleleriyle sağlanacak fonlamanın başlangıçta sembolik düzeyde kalması beklense de hamlenin sinyal etkisinin daha güçlü olduğu yorumlarını yapan uzmanlar, hamlenin amacının sisteme para vermekten çok temel politika aracı olan politika faizine dönüşü ortaya koymak olduğunu vurguladı. Öncelikle piyasa faizi TLREF’in yüzde 40 seviyesinden yüzde 37’ye düşmesi beklenirken kredi ve mevduat faizlerinde de hareketlilik bekleniyor. TCMB’nin dün haftalık depo ihalesine gelen tekliflerin de yüzde 37 seviyesinden gelmesi TLREF faizinin yüzde 37’ye inmesinin yolunu açtı. Bunun da makroihtiyati tedbirler nedeniyle kredi faizlerine sınırlı yansıması olsa da mevduat faizlerinde düşüş olarak yaşanması bekleniyor. Zaten TL mevduat faizleri 1 hafta vadeli repo ihalesine dönüşü geçen haftadan fiyatlamaya başlamıştı. Uzmanlar krediler üzerindeki kısıtlamalar devam ettiği sürece bu adımın bir gevşeme olarak adlandırılamayacağını vurguladı.
Kredi faizlerine etkisi 1 haftada görülür
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, Merkez Bankası’nın, muhtemelen iç talepteki yavaşlama nedeniyle, fiili faizi 300 baz puan düşürme sinyali verdiğini belirterek şunları söyledi: “Bunu da hızlı bir şekilde uygulayarak bankalararası gecelik piyasa faizini yüzde 37’ye indirecek gibi görünüyor. 2027 enflasyon hedefi yüzde 15 düzeyinde. Normal şartlar altında bu hedefe göre iç talebin daha da yavaşlamasına izin verilerek faizin hemen düşürülmemesi gerekir. Muhtemelen hükümet bir yandan reel sektörün talepleri, bir yandan da seçim sürecini dikkate alarak büyümede tekrar bir toparlanma olmasını arzu ediyor. Bu nedenle de ara bir çözüm olarak enflasyon hedefinin yukarı çekilmesi ve içerde ekonomik faaliyetin bir miktar desteklenmesi tercih ediliyor. OVP açıklandığında daha yüksek bir enflasyon hedefi görebiliriz. Kararın mevduat faizleri üzerindeki etkisini hemen, kredi faizlerine etkisini ise 1 hafta içinde görebiliriz.”
Eylül’de faiz indirim beklentisi yok
QNB Türkiye Baş Ekonomisti Erkin Işık, TCMB’nin jeopolitik gelişmeler sebebiyle mart başından itibaren haftalık repo fonlamasını durdurarak ve piyasadaki fazla likiditeyi çekerek likidite koşullarını sıkılaştırdığını hatırlatarak, “Bunun sonucunda bankalararası repo piyasasında gecelik faiz oranı faiz koridorunun üst bandı olan yüzde 40 seviyesine yükseldi. Mart-temmuz ayları arasında gerçekleştirilen dört PPK toplantısında faiz oranları sabit tutulurken, likidite koşulları sıkı kalmaya devam etti. TCMB Başkanı Fatih Karahan 13 Ağustos tarihinde yapılan Enflasyon Raporu sunumunda; savaş kaynaklı risklerde en kötünün geride kaldığını, iç talebe ilişkin göstergelerde soğumanın netleştiğini ve enflasyon beklentilerinde bozulmanın sınırlı kaldığını söyleyerek, bir hafta vadeli repoya dönüşün gündemlerinde olduğunu bildirmişti. TCMB son kararıyla, 10 Eylül’deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını beklemeden likidite sıkılaşmasını sonlandırdı” dedi. Haftalık repo fonlamasının başlamasıyla, para piyasası faizlerinin yüzde 40 seviyesindeki faiz koridorunun tavanından yüzde 37 seviyesindeki politika faizine çekileceğini söyleyen Işık, “İlerleyen dönemde kademeli faiz indirimlerinin yeniden başlaması enflasyondaki düşüşe bağlı olacaktır. Biz, eylül PPK toplantısında faiz değişikliği beklemiyoruz. Ekim ve aralık aylarında ise enflasyonda gerilemeye paralel 100’er baz puan indirim yapılarak, politika faizinin yıl sonu itibarıyla yüzde 35’e çekileceğini tahmin ediyoruz” diye konuştu.
Yüzde 37 yeterince sıkı bir oran
Orca Marco Finansal Danışmanlık Kurucusu Evren Kırıkoğlu, TCMB’nin haftalık repo ihalelerine geçişinin zamanlama olarak sürpriz olduğunu belirtirken şunları söyledi: “Bu hamleyi eylülde hatta PPK sonrası OVP açıklandıktan sonra beklerdim. Politika faizinde indirimin de aralık ayında yapılmasını tahmin ediyordum. Oluşan göstergeler ışığında kararın zamanlaması sürpriz niteliğinde. Karşıt argümanları da değerlendirmek lazım. Yüzde 40 faizin işe yaradığı hangi konularda yani krediler üzerindeki baskı, ekonomik aktiviteye baskı, carry trade girişlerinde yüzde 37 faiz işe yaramayacak diye düşünülürse bence bir şey değişmeyecek. Yüzde 37 faiz sıcak parayı çekmek, TL’nin değerini korumak için yeterli olacaktır.” Yüzde 37’nin de yeterince sıkı olduğunu belirten Kırıkoğlu, “Karar piyasa faizlerini yani TLREF’i geriletecek olsa da çok bir şey değiştirmeyecek. Bunun faiz indirimi olduğu yorumlarına katılamıyorum. Normalleşme kararı bu. Kalıcı bir gevşeme rejimine geçtiğimiz noktada değiliz” diye konuştu. Kırıkoğlu, bu kararın gelmesinde en büyük etkenin son dönemde muazzam rezerv biriktirme olduğunu söyleyerek TCMB toplam ve kullanılabilir rezervlerinin marttaki savaş önceki seviyesini aştığını vurguladı. Mevduat faizlerinde haftalık repo ihalelerine geçişin etkisini daha hızlı göreceğimizi dile getiren Kırıkoğlu, makroihtiyati tedbirler nedeniyle kredi faizlerine yansımanın sınırlı kalacağını kaydetti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.