Hürmüz kriziyle petroldeki fiyat şoku, yükselen emtialar ve bozulan tedarik zinciri, elektrik-elektronikte girdi maliyetlerini yükseltiyor. Hammadde temin süreleri 3 aya kadar uzarken, firmaların üretimin aksamaması için daha fazla stok ve finansman yükü üstlenmesi rekabet gücünü zorluyor.
25 Ağustos 2026 00:00
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Hamide HANGÜL
Hürmüz krizinin tetiklediği petrol, bakır, metal ve navlun fiyatlarındaki küresel yükseliş ithal hammadde girdilerini vuruyor. Bakır fiyatları yıl başından bu yana yüzde 30, petrokimya ürünleri yüzde 25-50 arasında yükseldi. Firmalar üretimin aksamaması için ilave maliyet yükünü üstlense de yakın pazarlardan temin edilemeyen bazı hammaddelerin Uzakdoğu ve Amerika gibi daha uzak coğrafyalardan karşılanması, hem teslimat sürelerini uzatıyor, hem de yüksek stokla çalışmaya zorluyor. Yükselen maliyetlerin final ürünlere yansıması ihraç pazarlarında rekabeti zorluyor.
Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, jeopolitik gerilimlere işaret ederek, Hürmüz’ün kapanması ve her gün farklılaşan bilgi akışlarının petrol ticaretini etkilediğini anımsattı. Petrol ticaretindeki gelişmelerin de fiyatlara yansıdığını belirten Kavaklıoğlu, “Geçtiğimiz 3-4 aydan bu yana bu şartlar çok sık değişkenlik arz ediyor. Hem tedarikte problemleri beraberinde getirirken hem de fiyat dalgalanmaları noktasında büyük riskleri barındırıyor” diyerek, elektrik-elektronik sektörünün petrolden bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.
Uzak tedarik, daha fazla stok
Ürünlerin içerisinde belli yalıtımlar, belli parçaların petrole bağlı ürünler olduğuna işaret eden Kavaklıoğlu, “Yani maliyete direkt etki eden ürünler” dedi. Tedarik zincirindeki değişimin şirketleri alternatif ülkelere yönelttiğini belirten Kavaklıoğlu şöyle devam etti: “Şu anda bunun bize etkisi, tedarik zincirinin kırılmasıyla, tedarik ettiğimiz ülkelerin değişmesi. Bu da fiyat maliyetleri noktasında bizi zorluyor. Oradan akış durduğu zaman bu sefer gidiyorsunuz Amerika›dan ham madde ithalatı… Avrupa fiyat olarak pahalı. Kore, Çin gibi Uzakdoğu›dan birtakım hammadde ithalatları diyorsunuz. Ancak oradan da bugün sipariş verdiğinizde Avrupa›dan malınız 30 günde elinize gelirken, oradan 3 ay gibi bir süre... O zaman stoklu çalışma zorunluluğu doğuyor. Stoklu çalışmak da hem fiyat, hem finansal açıdan bir yük getiriyor şirketlerimize. Bu bağlamda, ihracat yapan o bölge firmalarımız direkt bundan etkilenebilir.”
Navlun, final ürünün fiyatına taşınıyor
Tedarik zincirindeki değişimin ikinci faturasının ise navlundan geldiğine işaret eden Kavaklıoğlu, bazı hammaddeler, komponentler ve elektronik parçaların Kore ve Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’dan ithal edildiğini, taşıma maliyetlerindeki yükselişin doğrudan ürün maliyetine taşındığını söyledi. Kavaklıoğlu, “Bu sefer navlunda ciddi bir artış oluyor. O navlundaki artış da bizim girdi maliyetlerimizde artışa neden oluyor. Bu artış da doğal olarak final ürüne yansıyor. Final ürüne yansıyan bu artışlar ise ihracat birim fiyatlarımıza yansıdığında rekabet gücümüzde zorluklar yaşayabiliyoruz. Şu dönemde biraz daha maliyet baskısı söz konusu. Yükselen maliyetler de rekabette zorluyor. Yani şu anda direkt olmasa bile endirekt sıkıntılar olabiliyor.”
Üretim durmuyor faturası yükseliyor
Maliyet baskısına rağmen sektörün üretiminde bir duruş yaşanmadığını vurgulayan Kavaklıoğlu, firmaların stoklarını yeni koşullara göre ayarladığını ya da tedarikin devamı için ilave bedeller üstlendiğini açıkladı. Kavaklıoğlu, “Bugün üretimin durması söz konusu değil. İhracatımızın durması söz konusu değil. Her firmamız kendi imkanlarına göre, ilave bedeller ödeyerek bunu karşıladılar” diye konuştu.
Elektrik-elektronik sektörünün alt gruplarında ise farklı bir görünüm var. Elektrik ekipmanları ve kablo grubunun güçlü seyrettiğini ve ihracat miktarının arttığına işaret eden Kavaklıoğlu, beyaz eşya ile tüketici elektroniğinde daha zorlu koşullar bulunduğuna dikkat çekti. Beyaz eşyada son dönemde yükselen üretim maliyetlerinin sektörü zorladığını söyleyen Kavaklıoğlu, tüketici elektroniğinde ise yoğun küresel rekabetin belirleyici olduğunun altını çizerek, “O bağlamda biraz elektronik tarafı sıkıntılı, ancak trafolar, jeneratörler, panolar, elektrik enerjisini bir yerden bir yere dağıtma noktasındaki tüm elektrik ekipmanları iyi gidiyor.”
“Fiyatlarda döviz bazında artış beklemiyoruz”
Tüketici elektroniği ve beyaz eşyada yükselen maliyet ve navlun dolayısıyla yakın dönemde fiyat artışı beklentisine yönelik bir başka soruya Kavaklıoğlu, emtia fiyatları bu noktada kaldığında döviz bazında bir fiyat artışı beklemediklerini söyledi. Ancak ithale dayalı ürünlerde fiyatın kura bağlı olduğuna işaret eden Kavaklıoğlu, şöyle devam etti: “O nedenle kurdaki bir artış o oranda bir fiyat artışını da beraberinde getirebilir. Ancak onun dışında kısa sürede reel bir artış beklemiyoruz.”
Hedef 19 milyar dolar ihracat
Maliyet ve rekabet baskısına rağmen sektör ihracatındaki artış sürüyor. Elektrik-elektronik sektörü ihracatının şu anda yüzde 6-7 arttığını açıklayan Kavaklıoğlu, “Türkiye’nin üçüncü büyük sektörüyüz. Bu yıl o sıramızı koruyacağımızı tahmin ediyoruz. Yıl sonu ihracat hedefimiz de 19 milyar dolar” dedi.
Emtiadaki yükseliş ürünleri etkiliyor
Önümüzdeki dönemin en önemli risklerinden birinin emtia fiyatları olduğunu belirten Kavaklıoğlu, petrolün yanı sıra özellikle bakır ve bazı metallerdeki yükselişe dikkat çekerek, Özellikle bakır ve bazı metallerde artışlar var. Bu piyasaların, özellikle fiyatların oturmasını bekliyoruz. Bu artışlarla hem girdilerimizde hem de ürünün maliyetinde yükselme var.”
“Döviz dönüşümde sektörler arasında ayrım yapılmamalı”
Mehmet Kavaklıoğlu, ihracatçıların finansmana erişimini destekleyen döviz dönüşüm desteğinin son derece önemli olduğunu belirterek, destekten yararlanma şartlarının sektörlerin farklı üretim yapılarını gözetecek, objektif ve tüm ihracatçılara eşit şekilde uygulanacak kriterler çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini söyledi. Kavaklıoğlu, “Bir işletmenin daha fazla çalışan istihdam etmesi ekonomimiz açısından son derece değerli. Ancak çalışan sayısının veya toplam işgücü maliyetinin yüksek olması tek başına daha yüksek katma değer üretildiği anlamına gelmez. Teknolojiye ve otomasyona yatırım yapan, yüksek verimlilik sağlayan ve nitelikli mühendislik kabiliyeti geliştiren firmalarımız daha sınırlı işgücüyle yüksek katma değer ve ihracat geliri oluşturabiliyor. Destek sisteminin bu firmaları dezavantajlı hâle getirmemesi gerekiyor” dedi. Kavaklıoğlu, Merkez Bankası tarafından ihracatçılara sağlanan reeskont kredileri ve döviz dönüşüm desteğinin, özellikle finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği mevcut dönemde ihracatçı firmalar açısından önemli bir imkân sunduğunu belirtti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.